Uzun süredir aranızdayım fakat hiç kitap incelemesi yapmadım bu ilk deneyimim olacak. Kesinlikle "SPOİLER" içerir
Yazara ait okuduğum üçüncü kitap. İçindekiler kısmından anlaşılacağı üzere 19 bölümden oluşmaktadır. Kitabı hazırlayan Sevengül SÖNMEZ'in önsözü ilk olarak bizi karşılıyor. Önsöz de yer alan Nazım Hikmet'in benimde katıldığım tespitini atlamak olmaz; "Evet, Türkiye orta sınıflarının, köylüsünün, fukarasının hayatını bizde anlatan ilk yazar Sabahattin Ali değildir. Fakat bunu büyük bir ustalıkla ve inkılapçı, halkçı ve gerçekçi bir görüşle yapan ilk hikayecimiz, romancımız olur."
Değirmen öyküsünde; adından da anlaşılacağı üzere aktif olarak işleyen su değirmeni tasvir edilmiştir. Öyküye konu olan kahramanlardan biri küçük yaşta değirmenin kayışına kaptırdığı kolunun yokluğuyla babası ile birlikte yaşamını sürdüren değirmencinin kızı, diğeri ise çingene klarnetçidir. Öyküde çingenelerin yaşam biçimleri, hayatları ustaca anlatılmıştır. Müziğe karşı olan yoğun ilgileri Atmaca lakaplı çingene gencinde hayat bulmaktadır. Atmacanın değirmencinin kızına olan aşk boyutundaki ilgisi karşılıklıdır. Fakat değirmencinin kızı tek kolu olmadığından kendini eksik hissetmesinden dolayı kendini Atmaca ya layık görmez ve duygularını saklar. Atmaca hiç öyle düşünmez aşkını, sevgisini gayet doğal ve içtenlikle klarnetini konuşturarak ifade eder. Günün birinde klarnet çalmak üzere değirmen de toplanırlar ve dinleyiciler arasında değirmenci ve kızı da bulunmaktadır. Dışarıda yağmur çok şiddetli yağmakta olup Atmaca her zaman olduğu gibi değirmen gürültülü bir şekilde çalışır olduğu halde klarnetini konuşturur, daha sonra herkesin bakışları arasında değirmenin kayışlarına kendini bırakır ve Atmaca da değirmencinin kızı gibi tek kolunu kaybeder. Hayal gücünüzü zorlayacağınız bir