Mehmet Şahin ÇİL

Mehmet Şahin ÇİL
@sahincil
Okumak sadece okumak... Çünkü bilirim ki en iyi dost kitaplar.. Ön yargısız, menfaatsiz...
Emekli askerim...
Üniversite
Edremit/BALIKESİR
Turhal/TOKAT
39 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
Gece vesvesenin anasıdır
Kaç saat daldığını bilmiyordu. Kendisini tuhaf bir boşluğun içinde tepetaklak olmuş durumda bulurken paldır küldür sesler duyması bir oldu. Başını tahtaya vurduğunu hissederken öldüm mü acaba diye düşündü. Zaman zaman saraya çağırdığı, sohbetinden zevk aldığı, yumuşak beyaz sakallı Rum patriğin, insanın öldüğünü fark etmediğini ama gömüldükten sonra doğrulmak istediğinde başını tabutun tahtasına çarpınca "eyvah demek ki ölmüşüm" diyerek durumu anladığını anlatışı aklına geldi. Rahip haklıysa o da tahtaya çarpmıştı başını, ne var ki kendisi -elhamdülillah- Müslümandı, hatta İslam halifesiydi, Allah resulünün halefiydi, tabutla gömülemezdi, kefenle toprağa verilirdi, hatta kefenin bir bölümü açılarak defnedilirdi ki teni toprağa değsin. Karanlık odada yavaş yavaş doğrulurken şeyhini andı. Genç yaşında kendisini Şazeli tarikatına intisap ettiren iki cihanda yüzü ak olası Şeyhi Zafir ona bir giin demişti ki "Bak Hamid evladım, herkesin kaderi levh-i kalemde yazılıdır, biz bununla doğarız. İşte her şey şuraya yazılır. " Şeyhi Zafir bunu söylerken elini genç müridinin geniş alnında gezdirmişti. "Ne var ki sen herkes gibi tek kaderle değil üç kaderle doğdun evladım. Üç kader yazılmış alnına, hangisi geçerli bilmiyorum.
Sayfa 27·Kitabı okudu
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Deniz henüz uykudaydı, kıpırdamıyordu, birazdan hafif bir yel onu uyandıracaktı. Tan atmadan esmeye başlayan yel, gecenin biriktirdiği nemle birlikte, balıkçının saatler boyu sü­ren bacak ağrılarını da siler süpürürdü. Kalkmanın tam vaktiydi, deniz lacivertten garip bir beyazlığa dönüyordu. Gökyüzü, her gün yeni biçimler hazırlayarak insanları şaşırtmaya devam ederdi; bir bakardın mor, bir bakardın pembe, bir bakardın süt beyazı, ardından rengârenk hale gelir, denizin ayna yüzeyinde ışıl ışıl yansımaya başlardı.
Askerlerimizin kimisi, kar yağarken çıplak ayakla siperde süngü hücumunu bekleyecek kadar cesurdu, yazlık elbiseyle nöbette donarak ölecek kadar yürekliydi. Kimisi kendisine teslim edilen tüfekle sıvışacak kadar korkaktı.
Öngörü...
Maarif Kongresi'nden hemen sonra, İsmail Hakkı Tonguç gibi seçkin öğretmenleri, Almanya'ya eğitime gönderdi. Kurtuluş Savaşı'nın ortasında yurt dışına giden İsmail Hakkı Tonguç, Köy Enstitüleri'nin kurucusu ve uygulayıcısı oldu. Mustafa Kemal adeta filmin sonunu izlemişçesine rahattı. Memleketin her kösesi işgal edilmişken, akıbetimiz belirsizken, Kurtuluş Savası sanki çoktan kazanılmış gibi. Cumhuriyet sanki çoktan ilan edilmiş gibi davranıyordu. Dünya tarihinde bu davranış biçimine sahip bir başka lider yok. Hem çevresine özgüven asılıyordu, hem de üç yıl sonra adım adım başlatacağı devrimlerin altyapısını oluşturuyor, zaman kazanıyordu.
Yunan kralı Konstantin...
Karşıyaka’ya yerleşti. İplikçizade Köşkü’nü hazırlamışlardı. Üç katlı, 15 odalıydı. Üç dönüm üzerine kuruluydu. Bahçesinde yel değirmeni ve tenis kortu vardı. Merdivenlere Türk bayrağı serdiler... Konstantin büyük bir keyifle bayrağımızı çiğneyerek köşke girdi. İplikçizade Köşkü’nü İzmir'in kurtuluşunda 9 Eylül'de, Mustafa Kemal için hazırlayacaklardı, üç gece bu köşkte kalacaktı. Misilleme yapmak için merdivenlere Yunan bayrağı sereceklerdi ama, bu tür intikam gösterilerinden hiç hoşlanmazdı. "Bayrak bir milletin onurudur, Yunan kralı gaflet yapmış diye aynı gafleti bizim yapmamıza imkân yok, derhal kaldırın," diyecekti.