Sosyal medyada herkes video çekiyor .Mutsuz insanlardan uzak durmalıyız diye . Önce kendimize bakmalıyız biri için belki ben mutsuz biriyim diyebilmekte çok şey aşılır .Ama gel anlat bunu .
1000Kitap
Mutlu olmak istiyorum ama önüme hep yalanların çıkıyor.
Ben ve Duygularım
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
hayat beni öyle acımasızlaştırdı ki pozitifliklerin sahteliğine katlanamıyorum
İnsan ve Hayat
Sosyal medyanın doğası kalpleri her an yara almaya müsait hâle getiriyor. Çünkü orada gördüğümüz şeyler çoğu zaman sahte mutluluk, beğeni kültürü ya da başkalarının hayatının parlatılmış bir kesiti oluyor. İnsan kendi hayatını bununla kıyasladığında, elindekiyle yetinemiyor,kalbi kırılmaya, eksiklik hissetmeye daha açık hâle geliyor. Bir fotoğraf, bir yorum, bir görmezden gelinme bile kalpte ince bir çizik bırakabiliyor. Çünkü sosyal medya, duygularımızı sürekli görünür ve ölçülebilir hâle getiriyor. Kaç beğeni, kaç yorum, kaç takipçi.. Bu ölçüler, kalbin en hassas yerini, yani değer görme ihtiyacını doğrudan hedef alıyor.
Duygu ve Düşünce
Herkes mutluysa mutsuzlar kim? Sahte gülücüklerin, sahte karelerin arkasındaki somurtanlar kim? Evet, ben mutsuzdum. Bu mutsuzluğu gizlemek, sırtımdaki çuvalın ağırlığıyla dizlerimin bağını çözüyor. Kamburlaşıyorum zaman zaman kendimi kandırıyorum. O gün mutluluk oyunları oynuyorum. Sonra yine oynadığım oyunun sahteliğinde boğuluyorum. Bugün oyunumun rolünü yapamadığım günlerden birindeyim. Tam 16 saat uyudum. Acıkmadım ve hâlâ çok yorgunum. Pencereleri bile açmıyorum. Dünyada tek istediğim ölüm. O da ben istedikçe bana uzaklaşıyor. Tıpkı aşk misali... Birini çok seversiniz, çok istersiniz; cesaret edemediğiniz için kaybedip uzaklaştığını seyredersiniz. Ben de cesaret edemiyorum. Ölümü çok seviyorum ama ona da kavuşamıyorum. Başkalarının elleri ya da dünyevi felaketler neden olsun istiyorum. Ruhum onu da kaybetmiş gibi ona bile inanmıyor. İçim acıyor, neden acıyor, onu da bilmiyorum; demin ağladım. Her defasında "Evet, bu defa yapacaksın, kavuşmak istediğini kendi ellerinle yapacaksın" diyorum. O an korktuğum şey bedenimden olmak değil; bunu kendi ellerimle becerememenin acizliğini, cesaretsizliğini hissetmek. İnsanların yüzsüz, alaycı bakışlarına maruz kalmak. Birçok insanın benim yerimde olmak isterken, senin ise olduğun yerden nefret etmen iğrenmen. Bunu başkalarından beklerken ansızın cesaret edip kavuşacağım günün ne zaman olduğunu kestirememek. En acısı da bu sadece seyretmek. Gülcan şık
1000Kitap
Uykusuzluk, İnsomnia
Fight Club'ta anlatıcı uyuyamadığından ve bunun bilinçli olmadığından bahseder yani bir türlü uyuyamaz sonra toplu seans gruplarına gittiğinde ise insanlar onun ölüm döşeğinde olduklarını düşündüklerinden onu gerçekten dinlerler onunla empati kurarlar ve sempatik bir yaklaşım sergilerler sonradan Marla Singer, aşık olduğu kadın, geldiğinde ise anlatıcının uykusuzluklarının ve hayattan zevk alamama hissinin geri geldiği, seanslardaki insanlardan ve onlara içini dökmekten eski duygularını hissedemediği görülür acaba burada ne anlatılmak istenmiş? Aşk, acaba bizim hayatımıza nasıl bir duygu yansıtır?Film bize şunu söyler: İnsanlar bazen sırf incinmemek ve hayata karışmamak için "güvenli acıların ve sahte şefkatlerin" arkasına sığınırlar. Aşk ise bu sığınağı bombalar. Hayatımıza yansıttığı duygu, bizi uyuşturan bir mutluluk değil; bizi sarsan, acıtsa bile gerçekten yaşadığımızı hissettiren yoğun bir canlılık halidir. Anlatıcı ancak Marla’yı (ve onun getirdiği kaosu) kabul ettiğinde gerçekten uyanabilmiştir.