Doğanın amacı, yaşamın ilerlemesi ve gelişmesidir. Her insan, yaşamın gücüne, zarafetine, güzelliğine ve zenginliğine ait her şeye sahip olmalıdır. Daha azıyla yetinmek günahtır.
Ülkemde acı çeken milyonlarca çocuk var. O çocukların anneleri babaları nasıl bir yolculuk içinde olduklarını, çocuklarıyla nasıl ilişki kurduklarını, daha doğrusu kuramadıklarını bilmiyorlar. Anlatılsa, inanıyorum ki iyi birer anne baba olma gayreti içine girerler.
Ölümü bekleyen idam mahkûmu gibiydim. Böyle biri asıldığında onun için bütün acılar son bulurdu. Ancak bu mahkûm esareti boyunca asılması için yapılan bütün hazırlıkları izler ve anbean ölümü bekler. Tam ilmek boynundayken affedildiğini öğrenir. İşte böyle birinin geri kalan yaşamı zehir olur, her an acı çekmeye devam eder.
Kişilerin niyetine değil de sadece eylemlerine bakarsak yanılırız. Ama arkasındaki niyete baktığımızda, bunun ekseriyetle “Ben de varım!” deme çabası olduğunu görürüz. İnsanız, fark edilmek istiyoruz.
İki insanın birer merdivenin başında olduğunu düşün, biri ufak tefek beş adım atmak zorundayken diğeri, en azından ona göre, küçük beş adım kadar kocaman bir adım atmak zorunda. Birinci kişi beş merdiveni kolaylıkla çıkmakla kalmayıp daha fazla yüzlerce ve binlerce adım atabilir, muazzam ve çok yorucu bir hayat sürebilir. Fakat, tırmandığı hiçbir basamak, ikinci kişinin aşması gereken o ilk ve kocaman, mevcut gücünü verse de çıkamayacağı ve devamını da getiremeyeceği basamak kadar önem arz etmeyecektir.