Büyük sessizlikler içinde büyüdüğümüzü düşünüyorum, büyükleri seyrederek, kendimize ya da bir diğerine yapılan nezaketsizlikleri görerek ama hiç tepki vermeyerek.
Kendinden menkul bir değeri olduğu hissini verebildiğiniz çocuk,
mesela üniversite sınavını kazanamadığında, istediği gibi bir iş
bulamadığında bir miktar üzülebilse de yaralanmayacaktır, benliğinin
değersiz olduğunu duymayacaktır.
Değersiz olduğunu hissettirdiğiniz çocuk ise, girdiği her sınavda derece yapsa bile kendisini başarısız, yetersiz bulur, kendi değerini yaratmak için ne
kadar uğraşırsa uğraşsın değersizlik hissini aşamaz. Kendisine oturacak bir yeri bile layık görmediğimiz çocuk, kendisinin değerli olduğunu nasıl hissedebilir?
Bir çocuğun mutlu bir yetişkine evrilebilmesi için anne-baba olarak yapabileceğimiz tek bir şey ama tek bir şey vardır: Çocuğun kendisini
değerli hissetmesini sağlamak. Dünya dört yandan, çocuğa kendisini
değersiz hissettirmek, çocuğun özgüvenini baltalamak için uğraşıyor.
Acımız, kötü bir evlat olmaktan değil, anne-babalarımıza kırgınlıklarımızı meşru kabul edememekten, onlara karşı olumlu hislerimizin yanında olumsuz olanları da dürüstçe, suçluluk duymadan sahiplenememekten geliyor.