Geleceği hayal edemeyen insan, eylemlerinin sonuçlarını düşünemez. Haliyle kimileri bu yüzden eylemsizliğe kısılıyor. Gün boyu yataklarından çıkmıyor; uyanıklar ama giyinmeye korkuyorlar. Kahve içip fotoğraflara bakıyorlar.
İnsan ömrünün tek bir gün sürdüğü bir dünya hayal edin… Ya kalp atışları ve soluklar tüm bir yaşam süresinin, dünyanın kendi ekseni etrafında tek bir dönüşü süresine sığacağı kadar hızlandırılmış ya da dünyanın kendi ekseni etrafında dönüşü, tek bir dönüşün tüm bir ömre denk geleceği şekilde yavaşlatılmış… İki açıklama da geçerli ve mümkün. Her ikisinde de bir insan tek bir gündoğumu ve tek bir günbatımı görüyor.
Bu hız takıntısı niye peki? Bu dünyada zaman hareket edenler için daha yavaş geçiyor çü nkü. Haliyle herkes zaman kazanmak için yüksek hızda hareket ediyor.
Bu dünyanın trajedisi, ister ıstırap, ister neşe zamanına sıkışıp kalmış olsun, hiç kimsenin mutlu olmaması. Bu dünyanın trajedisi, herkesin yalnız olması… Geçmişteki bir yaşam bugünle, şimdiyle paylaşılamıyor çünkü. Zamana sıkışıp kalan herkes, tek başına sıkışıp kalıyor.
Neden ile sonucun düzensiz olduğu bir dünya burası. Neden; bazen sonuçtan önce, bazen sonra geliyor. Ya da belki neden; daima geçmişte, sonuç hep gelecekte ama geçmişle gelecek birbirine dolanmış…