Kapitalizm ve neo-kapitalizm, "meta dünyası"nı, o dünyanın "mantığını" ve dünya ölçeğindeki stratejilerini, aynı zamanda da paranın ve politik devletin gücünü kapsayan soyut mekânı üretti. Bu soyut mekân, bankaların, iş merkezlerinin, büyük üretim birimlerinin devasa ağlarına dayanır. Keza, otoyolların, havaalanlarının, enformasyon ağlarının mekânını da kapsar. Bu mekân içinde, birikimin beşiği, zenginlik yeri, tarihin öznesi, tarihsel mekânın merkezi olan şehir parçalanmıştır.
Ebu Bekir es-Sıddık'ın söylediği gibi: "İdrakın idraktan aciz olduğunu idrak etmesi de bir idraktır." Dolayısıyla Ebu Bekir radıyallahu anh şunu yapmıştır: Allah'ı bilmek demek, insanın O'nu idrak edemiyeceğini bilmesi demektir. Öyleyse sen de bunu böyle bil! Fakat bu, aklın kazandığı bilgi açısından "İnsan O'nu idrak edemez." demektir. Nitekim bir başkası onu bilebilir; fakat "O'nu idrak etmek" ancak O'nun cömertliğiyle, keremiyle bağışıyla mümkündür...