1000Kitap Logosu
Resim
Henri Lefebvre

Henri Lefebvre

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.0
98 Kişi
472
Okunma
73
Beğeni
3.029
Gösterim
Unvan
Fransız sosyolog, entelektüel ve felsefeci
Doğum
Hagetmau, Fransa, 16 Haziran 1901
Ölüm
Navarrenx, Fransa, 29 Haziran 1991
Yaşamı
Henri Lefebvre ( d. 16 Haziran 1901 – ö. 29 Haziran 1991) Fransız sosyolog, entelektüel ve felsefecidir. Daha çok Neo-Marksist olarak bilinir. Biyografi Lefebvre, Hagetmau, Landes, Fransa'da doğdu. Paris Üniversitesi (Sorbonne)'nde felsefe okudu ve 1920 yılında mezun oldu. 1924 yılında beraber çalıştığı Paul Nizan, Norbert Guterman, Georges Friedmann, Georges Politzer ve Pierre Morhange ile "Philosophies" adlı felsefe grubunda bir "felsefi devrim" arayışındaydı. Bu çaba, Fransız Komünist Partisi (FKP)'ne doğru kaymadan önce, Gerçeküstücüler ve diğer gruplarla temasa geçmelerini sağladı. Lefebvre 1928'de FKP'ye katıldı. 1930 - 1940 yılları arasında Lefebvre, felsefe profesörü olarak çalıştı ve 1940'da Fransız Direnişine katıldı. 1944 - 1949 yıllarında Radiodiffusion Française'de yönetici oldu ve Toulouse'da Fransızca radyo yayıncılığı yaptı. Gündelik hayat eleştirileri ilk olarak 1947 yılında basıldığında, COBRA ve Durumcular arasında entelektüel bir etki oluşturdu. 1958'de Lefebvre FKP'den ayrıldı. Daha sonraki yıllarda Arguments ve New Left dergisinde yayın kuruluna katıldı. 1965 yılında Nanterre'deki üniversiteye geçmeden önce, 1961 yılında başladığı Strasbourg Üniversitesi'nde sosyoloji dersleri verdi. Fransızca, İngilizce ve Almanca yazdı. Lefebvre 1991 yılında öldü.
272 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
Gündelik Hayatın Eleştirisi 1
Bu kitap, sonuç itibarıyla, gündelik hayatı; çalışma, boş vakit, teknik, politika, sermaye, kültürün oluşturduğunu sıklıkla kitabın satır aralarında göstermekten çekinmeyen Lefebvre’yi en çok rahatsız eden konu, bu kavramların iç içe girdikleri noktada, kesiştiği yerlerdeki tepkiselliğin yabancılaşmasıdır. Yazar, kitleselleşmenin ön gördüğü uyum paketi, ne yazık ki insanın kendisine, kontrastına, yaşamına yönelik yabancılaşmayı layık gördüğünü söylemektedir. Günümüzde de bu düşüncenin aynı şekilde sirayet ediyor olması yazarın teorisini egemen kılmaktadır. Üretmediğimiz hiçbir şeyin efendisi olamayacağımızı, üretim biçimimiz ile insan doğası arasındaki çalkantılı vuku buluşları, akabinde stres kaynaklı kaygıların doğacağını sert bir şekilde yansıtan yazar, bütün olay örgüsünü yabancılaşmak üzerine inşa ederken, istisnai durumları da göz ardı etmemiştir. Bu istisnai durumlar, bireysel olarak kolektif olandan farklı davranışlar sergileyenlerin karnesidir. Kitap bu noktada emek ve sermaye arasındaki gizlenmiş konuları ortaya koyma noktasında başarılı bir yol izlediğini söylemek yerinde olacaktır. Fakat belki de her sayfada sıklıkla tekrara düştüğü yabancılaşma kavramının okuyucu da bıkkınlık yaratacağı görüşündeyim. Kitapta çokça alıntının olması ve Marksist görüşün mutlak gerçek olarak yansıtılması hususunda dayanakların oluşturulması da bu eleştirel kitabı da eleştirmemiz gerektiğini gözler önünü sermektedir. Sanayileşmenin, kültür emperyalizmine yol açtığını ima eden, insanın kendi doğasından koparılmasına dem vuran, gerçeklik algısının yıpratılmasına ve yeni bir gerçeklik inşa edilmesini işaret eden yazar, anlamların içinin boşaltılmış, insana dair değerin alta alınmış, yüzeyselliğin imparatorluğu kurulmuş olduğunu belki her cümlesinde inatla ve ısrarla betimlemektedir. Bu noktada toplumun çok iyi fotoğrafının çekilmiş olması, güncelliğini koruması kitabın güçlü yanlarından biri olarak görmemizi sağlamaktadır. Edebiyatın, sanatın, felsefenin yaptırıcı gücünün yanlış yönlere çekildiğini ima eden yazar, gündelik hayattan koparılmasıyla, donuk, tutkusuz, işlevsiz, soyut kalacağını ifade etmektedir. Sanatın, edebiyatın ve felsefinin toplumsal birliğin, bütünlüğün korunması adına, insanın değerinin korunmasına, yani hümanizmaya hitap etmesini bir umutla arzulayan Lefebvre, bu disiplinlerin metafizik, teoloji, sembolizm, gerçeküstücülük gibi görüşlerin ekseninde zaman kaybetmemesi gerektiğini, kaybedilen her dakikanın gündelik hayatı göz ardı ettiğini ikrarla anlatmaktadır. Fakat insanı ve doğayı tanımlama hususunda din unsurunu keskin bir şekilde ayırmanın doğru olmadığı düşüncesindeyim. Burjuvazi, küçük burjuvazi, kraliyet ailesi, proletarya güruhlarının her birinin de yabancılaşabileceğini, bilincin kımıldamadan uyuduğu takdirde içinden daha da çıkılmaz bir hal alabileceğini, pratikten, sahip olmaktan, somuttan uzaklaşan her kim ise, doğayı, dünyayı, insanı, dini, bilimi anlamlandırma çabasından yoksun kalacağını vurgulayan yazarın ifadelerinin zengin olduğunu kanaatindeyim. Bu noktada toplumun tamamının okuyup değerlendirmesi gereken bir kitap olduğunu, bilince katkı sağlayacağını düşünmekteyim. Lefebvre göre Marksist görüşün gündelik hayatın eleştirini yapabilmesi için, kültürün, ikiliklerin, yabancılaşmanın da eklenmesi gerekmektedir. Marksizm’i geliştiren ve güncel kılan Lefebvre, bildiğimizi zannedip, üzerine hiç kafa yormadığımız konuları, bütün gizliliği hatta mistifikasyonları da göz önünde bulundurarak yeni bir söylem, edinim getirmektedir. Yazar bu noktada anlatımını güçlü kılacak örneklerle olumlu bir imaj sergilemektedir. İktisadi fetişizm ve metalaşmaktan sıkça bahseden yazar, kapitalizmin cana yakın, umut vaat edici, şirin yüzünün ardında iki yüzlülük olduğunu belirtiyor. Hatta Hitlerin faşizminin en uç noktası olarak da kapitalizmi hedef göstermektedir. Yazar bazı sayfalarda çok fazla farklı kavramlardan bahsederek kitabın anlaşılması konusunda okuyucu zora sokmuştur. Kavramların anlamlarını farklı kaynaklardan okuyup anlamaya zaman ayıran okuyucu, mutlaka kitaptan kopmalar yaşayacaktır. Lefebvre, açık yüreklilikle gündelik olanın yüzüne çalınan kara lekenin hesabını, yazarlardan, düşünürlerden, politikacılardan, işçi sınıfından, burjuvaziden, entelektüellerden kısaca herkesten teker teker sormaktadır. Bilincin ve eylemin bağdaş olmasının en nihai çözüm olacağını öne süren yazar, dışarıdaki hayatın içerisinde her türlü duygunun, olayın, olgunun olası olduğunu, dogmatik, sanrı, ezberlenmiş basma kalıp düşüncelerden kaçınılması gerektiğini her bölümde yinelemektedir. Bu kitap ezberin yıkılması adına önemli bir mihenk taşı niteliğindedir. Son olarak, geçmişten bugüne kadar ki bütün toplumlarda rant sağlamış burjuvazilerin, aristokratların, kralların, şeflerin insan hayatı üzerinde karar alıcı, karar verici olmasını aptalca bulan, eşitlikçi yaklaşımı arzulayan Lefebvre, gündelik hayatın ehemmiyetini kavramamız açısından bizlere çok değerli bir eser bırakmıştır. Toplumu ve insanı anlama çabasında Gündelik Hayatın Eleştirisi kitabını incelemenin fayda sağlayacağı görüşündeyim. CENGİZ İNCEER (25 sayfalık akademik kitap incelememin sonuç kısmı)
Okuyacaklarıma Ekle
176 syf.
·
1 günde
·
Puan vermedi
Merhaba,ocak ayının son kitabını bir araştırma- inceleme kitabıyla kapatmak istedim. Kitap; kent ve kentsel sorunların ekonomik, siyasal ve toplumsal boyutunu enine boyuna araştırmış durumda. Toplumun bir bütün halinde kentleşmesi hipoteziyle yola çıkan yazarimiz. Toplumsal bir analiz ve gerçeklik payıyla deneyimlerinin altını çiziyor... Kent sorunsalı dünya çapındadır, fakat onu ele alma tarzı ülkelerin ekonomik, toplumsal, siyasi yapılarına ve ideolojik üstyapılarina bağlıdır. Bunun uygulamaya geçilmesi ile gerçek gün yüzüne çıkar. Özel çıkarlar ve siyasi çıkarlar arasında sıkışıp kalan şehircilik bu iki çatlak arasına küresel bir döngüye dönüşür. Kapitalist bir sektörün kuklası olmuştur.. Toplum olgusuna yerleşmeyen kent ve şehircilik kavramlarını bu paradigmamın içerisine ötelemek ne kadar doğru tartışılir. Şehrin mutluluğu, büyük şehrin yogun yaşantısı, boş eğlencelerin çoğalması gibi birçok etkenin de yer aldığı sorunsalların çözümü için radikal tarzda değişiklikler gerekecektir. Yani varolan koşulların iyileştirmesi ve beraberinde hiyerarşik bir denge olgusu yer almalıdır. Kentsel devrim uzak olmadığı umudu aşılayan yazarın dili ağır gelebilir ama okunabilir bir eser. Farklı bir deneyim yaşamak için iyi bir seçim olabilir...
Kentsel Devrim
8.0/10 · 62 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
199 syf.
·
5 günde
·
Puan vermedi
Kent ve mekan üzerine çalışmaları ile bilinen Henri Lefebvre, bu kitabında insanın gündelik hayat ile ilişkisini farklı boyutlarla ele almaktadır. Bu boyutlar 5 başlık olarak ortaya konmaktadır: -Bir Araştırmanın ve Bazı Bulguların Takdimi -Bürokratik Yönlendirilmiş Tüketim Toplumu -Dilin Görüngüleri -Terörizm ve Gündelik Hayat -Sürekli Kültür Devrimine Doğru İlk bölüm olan Bir Araştırmanın ve Bazı Bulguların Takdimi’nde özellikle Ulysses ile ilgili tespitlerinden yola çıkarak yaptığı saptamalar yazarın bağlam gücünü ortaya koymaktadır. Tüketim ile ilgili yazdıklarında ise insan gündelik hayat dönüşümünün içerisinde tüketimin artan ve diğer her şeyi içine alan yapısını vurgulamaktadır. Dil ile ilgili bölümde ise toplumsal gerçeklik olarak dil ve bilimin prototipi olarak dilbilim gibi ayrımların üzerine gidilmektedir. Terörizmi kavramsal olarak sorgulamakta kültür ile ilgili birikimin gündelik olana etkisini de vurgulamaktadır. Modern yaşam/kent yaşamı ile ilgili değişimler açısından bu kitap ve yazarın diğer çalışmalarını ilgi duyan kişilere tavsiye ederim. Araştırma yapan kişiye iyi referanslar sağlamasının yanı sıra bu konularda düşünen kişilere de iyi pasajlar sunmaktadır.
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.