Henri Lefebvre ( d. 16 Haziran 1901 – ö. 29 Haziran 1991) Fransız sosyolog, entelektüel ve felsefecidir. Daha çok Neo-Marksist olarak bilinir.
Biyografi
Lefebvre, Hagetmau, Landes, Fransa'da doğdu. Paris Üniversitesi (Sorbonne)'nde felsefe okudu ve 1920 yılında mezun oldu.
1924 yılında beraber çalıştığı Paul Nizan, Norbert Guterman, Georges Friedmann, Georges Politzer ve Pierre Morhange ile "Philosophies" adlı felsefe grubunda bir "felsefi devrim" arayışındaydı. Bu çaba, Fransız Komünist Partisi (FKP)'ne doğru kaymadan önce, Gerçeküstücüler ve diğer gruplarla temasa geçmelerini sağladı. Lefebvre 1928'de FKP'ye katıldı.
1930 - 1940 yılları arasında Lefebvre, felsefe profesörü olarak çalıştı ve 1940'da Fransız Direnişine katıldı. 1944 - 1949 yıllarında Radiodiffusion Française'de yönetici oldu ve Toulouse'da Fransızca radyo yayıncılığı yaptı.
Gündelik hayat eleştirileri ilk olarak 1947 yılında basıldığında, COBRA ve Durumcular arasında entelektüel bir etki oluşturdu.
1958'de Lefebvre FKP'den ayrıldı. Daha sonraki yıllarda Arguments ve New Left dergisinde yayın kuruluna katıldı.
1965 yılında Nanterre'deki üniversiteye geçmeden önce, 1961 yılında başladığı Strasbourg Üniversitesi'nde sosyoloji dersleri verdi.
Fransızca, İngilizce ve Almanca yazdı.
Lefebvre 1991 yılında öldü.
Bu karmaşıklık, disiplinler-arası bir işbirliğini kaçınılmaz hale getirmektedir.Genişliği içinde ele alındığında, kent olgusu, uzmanlaşmış hiçbir bilimden doğmamaktadır. Her ne kadar metodolojik bir prensip olarak hiçbir bilimin kendini yadsımadığı, aksine her uzmanlık alanının fenomenin geneline ulaşmak için kendi kaynaklarının kullanımını sonuna kadar itmesi gerektiği söylense de, bu bilimlerden hiçbiri fenomenin genelini tam olarak incelediği iddiasında bulunamaz. Onu yönetme iddiasında da bulunamaz. Bunun kabul edildiği noktada sorunlar başlar. “Disiplinler -arası” ya da “çok disiplinli” denilen toplantıların yarattığı hayal kırıklıklarını kim inkar edebilir? Bu şekilde tasarlanan araştırmanın ve onun mitolojisinin yarattığı yanılsamalar defalarca ortaya konulmuştur. Kah sağırlar diyaloğu, kah ortak mekanları olmayan sözde buluşmalar şeklinde kendilerini gösterirler ve öncelikli sorunları terminoloji sorunudur. Bir başka deyişle, dil sorunudur. Katılımcıların, söylemde kullandıkları kelime ve terimler konusunda anlaşmaları enderdir, kavramlar konusunda anlaşmaları daha da enderdir. Tez ve teorilere gelince, genel olarak bunların uyumsuz oldukları görülür. Çatışmalar başarıların önüne geçer.