Gündelik Hayatın Eleştirisi 1

0,0/10  (0 Oy) · 
4 okunma  · 
1 beğeni  · 
357 gösterim
"Aşina olunan bilinmez," diyor Hegel. 20. yüzyılın önemli düşünürlerinden Henri Lefebvre, 'politik dramın' gündelik temelinin unutulduğu, felsefecilerin hakikati başka yerde aradığı, edebiyatçıların mucize ve macera peşinde koştuğu bir dönemde aşina olunana bakıyor: "Asıl değişim nerede olup biter? Gündelik hayatın esrarsız derinliklerinde!"

İktidar ilişkilerinin, meta fetişizminin ve yabancılaşmanın her gün yeniden üretildiği, buna rağmen değişimin ve devrimlerin gerçek temeli olmaya devam eden gündelik hayatın eleştirisine odaklanıyor.

Marksist eleştirinin temelinde yer alan yabancılaşma teorisinden yola çıkan ve onu modern hayattaki tüm yönleriyle ortaya koyan Lefebvre: Beşeri bilimler, felsefe, politika ve ideoloji; bireysel ile toplumsal; bilinç ile eylem arasındaki bütünlüğü gündelik yaşamın yalınlığı içinde yeniden kuruyor. Düş, sanat, oyun, ahlak, hayal gücü, politika, bilim...

Bunları çıkardığınızda geriye kalan gündelik hayatın 'cılız tortusu'dur ama bu 'yüksek' faaliyetlerin yeşerdiği toprak da odur: "Tek yapmamız gereken şey, gözlerimizi açmak, gündelik hayatın en mütevazı olgularının engin insani içeriğini basitçe keşfetmektir."
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2012
  • Sayfa Sayısı:
    272
  • ISBN:
    9789755705712
  • Orijinal Adı:
    Critique de la vie Quotidienne 1
  • Çeviri:
    Işık Ergüden
  • Yayınevi:
    Sel Yayıncılık
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 5 Alıntı

Tartışmalarda son birkaç yıldır yeni olan nedir? Şudur ki, tartışma-
ların adam karalama argümanı kullandıklarında yoz-
laştıkları, uygarlığın bir gerçeği, kültürün bir kazanımı olarak kabul
edilmiştir. Oysa, bir süredir, hepsi olmasa da birçok tartışma (herkesin
önünde cereyan ettiğinde ve fısıltılarla, dedikodularla sınırlı kalma-
dığında) hudutları ivedilikle ve utanıp sıkılmadan aşılmaktadır.Tartışmalarda muhatab alınan kişi göz-
den düşürülmeye, diskalifiye edileyen, onuruna leke sürmeye çalışılıyor.
Muhatabın “yetkili” olmadığı gösterilmeye çalışılıyor. Değersizleşti-
riliyor. Aynı zamanda da kişi kendini değersizleştirip, gözardı ediyor;
tartışma değersizleştiriliyor ve göz ardı ediliyormuş gibi yapılıyor.

Gündelik Hayatın Eleştirisi 1, Henri LefebvreGündelik Hayatın Eleştirisi 1, Henri Lefebvre

Tüketici arzu duymaz. Onun tuhaf biçimde “motive edilen”
“davranışları” vardır. Reklamın, satış hizmetlerinin ya da toplumsal
prestij gereklerinin verdiği telkinlere ya da emirlere itaat eder (gözardı edilemeyecek olan ödeme gücü kaygılarını da ihmal etmemek
gerekir). İhtiyaçtan arzuya ve arzudan ihtiyaca geçiş döngüsü sü­
rekli olarak kesintiye uğrar ya da deforme olur. Dışardan gelen bu
“emirler”, “motivasyonların” soyut inceliği içinde, somut dağılması
ve saçmalığı içinde ifade bulur. Arzular artık gerçek ihtiyaçlara denk
düşmez; yapaydırlar. İhtiyaç arzu halini almaz. Süreç karmaşıklaşır
ya da bozulur. Ama yine de yok olmaz; doğası tekrar tekrar biliniyor
olmasa da, her zaman için hayati olandan toplumsal olana, eksiklik-
ten kapasiteye, yoksunluktan yararlanmaya/haz almaya [jouissance]
doğru gider. Bununla birlikte, Hegel’in toplumsal yaşamın tözü ve
harcı olarak gördüğü “ihtiyaçlar sistemi” tutarlı bir sisteme benze-
memektedir. Parçalanmış ya da ayrılmıştır. Guy Debord’un5 eneıjik
ifadesiyle, gündelik hayat kelimenin tam anlamıyla “sömürgeleştiril-
miştir.” Yeni teknikler ve “tüketim toplumu” adına aşın yabancılaş­
maya, yani derin tatminsizliğe sürüklenir. Oysa bu teknikler başka
ve farklı bir gündelik hayatı mümkün kılabilirdi. Diğer yandan, her
yerde aynı sonuçlan yaratan bu aynı nedenler toplumsal ihtiyaçlan
aynı düzeye çıkartır, “arzulan” müsavileştirir; çok çeşitli olan eski
“yaşam tarzlan”nın yerine özdeş olmasa da benzer olan gündelik ha-
yadan koyar.

Gündelik Hayatın Eleştirisi 1, Henri LefebvreGündelik Hayatın Eleştirisi 1, Henri Lefebvre

Hiçbir alandaki (özellikle de politik ekonomi, sosyoloji ve tarih-
teki) hiçbir bilgi tartışmasız ilerleyemez. Fikirlerin ardında insanlar
vardır ve bu insanların çıkarları, tutkuları vardır. İnsanların ardında
daha geniş başka çıkarlar vardır; grupların, sınıfların, ulusların çıkar-
ları. Yalnızca saf ya da akademik biri, toplumsal bilimlerde sevimli ve
hoş bir dinginlik ortamının sürmesini isteyebilir. Fakat bazı sınırların
ötesine geçildiğinde, çalışmak neredeyse imkânsızlaşır.

Gündelik Hayatın Eleştirisi 1, Henri LefebvreGündelik Hayatın Eleştirisi 1, Henri Lefebvre

Özgürlük, ihtiyacın içinde ve
ihtiyaç dolayısıyla doğar. Uygulanma fırsatı bulduğunda, bu sert ger­
çeğe nüftız etmesini ve onu dönüştürmesini sağlayan çatlağı keşfeder.
Nihayet, insan, eksik olan ihtiyaçtan yola çıkarak olasılıklar dünyası­
nı keşfeder, bu olasılıkları yaratır, aralarından seçer ve gerçekleştirir.
İnsan, tarihsellik olur. Bilinci kapanamaz. Bireysel bilinçler toplum-
sal bilinçlere, toplumsal bilinçler de bireysel bilinçlere açılır; insan
bilinçlerinin çokluğu dünyaya açılır.

Gündelik Hayatın Eleştirisi 1, Henri LefebvreGündelik Hayatın Eleştirisi 1, Henri Lefebvre

İnsanın çalışması ve yaratması için
eksikliği hissetmesi gerekir. Hissedilen ihtiyaç ve eksiklik olmadan,
maruz kalınan ya da olası yoksunluk ve yoksulluk olmadan, bilinçli varlık ortaya çıkmaz, özgürlük kendini göstermez. Varlık, anavatanı
olan “doğa” ile bilinçsizliğin esiri kalır. Özgürlük, ihtiyacın içinde ve
ihtiyaç dolayısıyla doğar.

Gündelik Hayatın Eleştirisi 1, Henri LefebvreGündelik Hayatın Eleştirisi 1, Henri Lefebvre