Ahmet Slowly

Ahmet Slowly
Seleften sonra dine eklenmiş olan bidatler bu krizin sorumlusu olarak gösterilerek, Kuran ya da sünnetten lafzi çıkarımlarla, İslam’ın o gün içinde bulunduğu verili durum meşrulaştırılmış olmakta, böylece moderniteye karşı bir direniş sahası elde edilmiş olmaktadır. Fakat bu öğreti zamanın değişimine rağmen naslara katı şekilde bağlılığı öngördüğü için kuru bir nakilciliğe neden olmakta dolayısıyla metni manipüle edilmeye açık hale getirmektedir (Bardakoğlu, 2019a: 296- 297, 300). Bu durum bugüne kadar toplumların meşruiyeti kendisinden aldıkları dini çerçevelerine ilişkin güvensizliğe neden olmuştur.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İvan "Ne başınız götünüz oynuyor lan ibneler" diye veryansın etti. "Aman sevgili dostum biliyorsunuz bu Rus Edebiyatı'nda ... " diye itiraz edecekken. İvan sesini yükseltti. "Sigeyim böyle edebiyatı ne lan bu. Hep kasvet, hep kar, hep ince psikolojik anlatım ... içim karardı, bunaldım .mına koyiim. Oğlum he- piniz zeki insanlarsınız, yazsanıza şöyle matrak bi şeyler de neşemizi bulalım. Kafa dağıtalım diye mi kitap okuyoruz, yoksa trigonometri problemi mi çözüyoruz belli değil anuna koyiim" diye haykır- dı. Dimitri; "Sevgili dostum, Rus Edebiyatı'nı siz gerçekten bilmiyor musunuz yoksa ? Bizdeki mi- zah unsurunu nerde bulabilirsiniz ? Mesela Mihail Zovşenko'yu okudunuz mu hiç ?" diye sordu.
Sayfa 186
İçeri girdiğimde dükkan boştu. Biraz bekleyip boy boy çeşit çeşit saatleri inceledim. Serkisof'lar, Grand la Peure'ler, Burberry'ler gerçekten göz alı- cıydı. Benimle ilgilenecek kimse görmeyince ür- kekçe "kimse yok mu?" diye seslendim. Cevap gel- meyince, dükkandan çıkmak için yeltendim, tam bu sırada saatlerin 'tik-tak'larının bastırdığı cılız bir ud sesi duydum. Ses, tezgahın arkasındaki karan- lık küçük odadan geliyordu. Meraklı adımlarla sese doğru ilerledim. Beni görünce elindeki udu bırakıp, ()nünü ilikleyerek ayağa kalktı. Sanki yalnızlığa ve geçip gidene özlem gibi, unutulmuşluğa çaresizli- ğe isyan gibi, bozulan ilişkilere, komşuluklara ve en ilnemlisi unuttuğumuz bir kelimeye, "hoşgörü"ye hir ağıt gibi olan bu nağmeleri bozduğum için kendime kızdım. vapurdaki yerine kimseyi oturtmayan kaptan Salih Reis'e Nedret Amcanın "Oğlum insan bi telefon açar sorar ne işim olur artık benim vapurla. Şaha- ne Şavrole aldım. Bırak millet sebeplensin" deme- sini öğrendiğimde ise Salih Reis kadar içerledim. Ama anlatılanlardan en çok Saat tamircim Nejat Amcanın Rum kızı Tasulaya aşkını anlatmasından etkilendim. Bir iki kelime de ben konuşayım bu konuda istedim ama konuya pek hakim olmadığım için Tasula ismi her geçtiğinde "Komşiii, komşiii. Buzuki Orhan. Yabanci damat" demekle yetindim.
Sayfa 147
Gelme artık sevgili arkadaşım. Bak ikidir bilerek "arkadaşım" diyorum, bizim oralarda ge- nelde tartaklamadan kısa bir zaman önce insanlar birbirine "arkadaşım, güzel kardeşim" gibi birlik ve beraberliği hatırlatıcı sıfatlarla seslenirler. Evet, çe- kinmeden söylüyorum sana karşı engellenemez şid- det hissi besliyorum..
amadım. Ve çekip gitti. O gittikten sonra aynaya baktım, boş midem yandığı halde bir sigara yakıp hayatımı düşündüm. Hayatımda sağlık konusunda edindiğim hiçbir ilke yoktu. Uç uça yaktığım sigaraları, gece üçte makarna yapmaları, bir oturuşta içtiğim iki dem- lik çayı, uykusuz geceleri, sporsuz geçen bir ömrü düşündüm. Hangisi doğruydu? Ben mi Anıl mı ? Jim Morrison, Kurt Cobain gibi yakışıklı ve çılgın değildim ama aynı kaderi yaşamaya çalışıyordum. Bu gidişle kuru kuru yaşayıp genç yaşta keriz gibi .ölecektim. Ama diğer tarafta ise Anıl gibi bir ör- nek vardı. "Hayır Umut! Yaşayıp Anıl gibilerle sa- vaşmalısın !" diyerekten kıvırarak, yaşamdan yana kullandım tercihimi. Ölmek istemiyordum, tatlı canım bir gün daha yaşasa kardır diye düşündüm. Bambaşka bir yaşam tarzına başlayacaktım. Hemen gazeteyi açtım, yaşam sayfasına bak- tım. Mucizevi bitki sarımsaktan bahsediyor, sayıla- mayacak kadar yararı olduğundan dem vuruyordu. Mutfağa koşup bi baş sarımsağı ekmeksiz, aç karna yedim. İşte şimdi daha iyi hissediyordum kendimi. Evdeki kahveyi, kolayı, küp şekeri, sigarayı çöpe at- tım. Dışarı çıkıp biraz alışveriş yaptım. Yağsız süt, portakal suyu, bolca tahıllı gıda ve sağlıklı yaşamla ilgili yazılmış birkaç kitap ve bugünün gazetesini aldım. Bol tahıllı ve portakal sulu kahvaltımı yapa- rak gazeteme şöyle bir göz gezdirdim. Bu sefer de maydanoz göklere çıkarılıyordu. Zeytinyağından bir fırt alıp evden çıktım. Geçerken bir demet may- danoz alıp dergiye gittim. Maydanozu saplarıyla
Sayfa 110