amadım. Ve çekip gitti.
O gittikten sonra aynaya baktım, boş midem
yandığı halde bir sigara yakıp hayatımı düşündüm.
Hayatımda sağlık konusunda edindiğim hiçbir
ilke yoktu. Uç uça yaktığım sigaraları, gece üçte
makarna yapmaları, bir oturuşta içtiğim iki dem-
lik çayı, uykusuz geceleri, sporsuz geçen bir ömrü
düşündüm. Hangisi doğruydu? Ben mi Anıl mı ?
Jim Morrison, Kurt Cobain gibi yakışıklı ve çılgın
değildim ama aynı kaderi yaşamaya çalışıyordum.
Bu gidişle kuru kuru yaşayıp genç yaşta keriz gibi
.ölecektim. Ama diğer tarafta ise Anıl gibi bir ör-
nek vardı. "Hayır Umut! Yaşayıp Anıl gibilerle sa-
vaşmalısın !" diyerekten kıvırarak, yaşamdan yana kullandım tercihimi. Ölmek istemiyordum, tatlı
canım bir gün daha yaşasa kardır diye düşündüm.
Bambaşka bir yaşam tarzına başlayacaktım.
Hemen gazeteyi açtım, yaşam sayfasına bak-
tım. Mucizevi bitki sarımsaktan bahsediyor, sayıla-
mayacak kadar yararı olduğundan dem vuruyordu.
Mutfağa koşup bi baş sarımsağı ekmeksiz, aç karna
yedim. İşte şimdi daha iyi hissediyordum kendimi.
Evdeki kahveyi, kolayı, küp şekeri, sigarayı çöpe at-
tım. Dışarı çıkıp biraz alışveriş yaptım. Yağsız süt,
portakal suyu, bolca tahıllı gıda ve sağlıklı yaşamla
ilgili yazılmış birkaç kitap ve bugünün gazetesini
aldım. Bol tahıllı ve portakal sulu kahvaltımı yapa-
rak gazeteme şöyle bir göz gezdirdim. Bu sefer de
maydanoz göklere çıkarılıyordu. Zeytinyağından
bir fırt alıp evden çıktım. Geçerken bir demet may-
danoz alıp dergiye gittim. Maydanozu saplarıyla