NurBayar

Kırmızı Saçlı Kadın; asırlarca, topraklarca babalar ve oğullar
Puan vermedi·211 syf.··
Beğendi
·
2020 20. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2020 01:05
Kitap tüm dünya coğrafyası boyunca ve medeniyetin nefes aldığı tüm zamanlar içinde yaşanmış ve yaşanmakta olan tüm baba-oğul ilişkilerini gözlerimizin önüne serip, bu efsaneleşmiş baba-oğul hikayelerini, hayatına deyim yerindeyse çerçeve yapmış ve anlamını bu efsanelerde arayan bir kahramanı anlatıyor bizlere. Bu pencereden bakınca kahramanımızın sonunu tahmin etmek de güç olmadı kendi adıma, kitabın henüz başında dahi. “Babasız büyürsen alemin bir merkezi ve sınırı olduğunu anlamaz, her şeyi yapabileceğini sanırsın. Ama bir süre sonra ne yapacağını bilmez, dünyada bir merkez bulmaya çalışır, sana hayır diyecek birini aramaya başlarsın.” Kahramanımız Cem, babasız büyüyüp kendi merkezini arayanlardan, tüm hayatı boyunca. Önce yanında çalıştığı kuyu ustası Mahmut Usta’ya sarılıyor, merkez diye. Kuran-ı Kerim’den, adil olmayan bir babanın sebebiyet verdiği kıskançlıkla kardeşleri tarafından kuyuya atılan Hz. Yusuf’un hikayesini anlatıyor Mahmut Usta ve kendisini yıllarca huzursuz eden bu hikayenin kitabın sonunda kahramanımıza yansıyışını görüyoruz. “Bir baba adil olmalıdır.” diye anlatıyordu Mahmut Usta Hz. Yusuf’un hikayesini.“adil olmayan baba evladını kör eder.” Sonra, kaderinin peşinden gidip azraile yakalanan şehzade çerçeve oluyor Cem’in hayatına; kendi kaderini takip edip azraile yakalanma korkusu, yıllar boyu aklının bir köşesinde duran suçluluk ve geçmişten kaçma dürtüsüne dönüşüyor. Belki de kaderi zaten geçmişinden kaçıp beklenmedik yerde tutulmakmış korkusuna, şehzade hikayesi de okura bunu düşündürüyor nitekim. Ardından yine bir peygamber ve baba oğul hikayesi olan Hz. İbrahim'in hikayesiyle; oğlunu kurban eden bir babayla karşılaşıyoruz bu kez. Oğlunu kurban eden baba figürü sonrasında, doğunun ve batının birbirine benzer efsaneleşmiş iki hikayesini
Kırmızı Saçlı KadınOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202462,2bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·288 syf.··
Beğendi
·
2020 18. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2020 00:03
İçeriği bakımından fazlaca yüzeysel kalmasına ve kronolojik anlatımdan uzak olmasına rağmen, azıcık olan sanat bilgimi hayli artırıp; bu alana yönelme motivasyonu ve ilgisi sağladığı için gönülden bağlı kalacağım bir kitap oldu. Sanata ilk adımım ve sanat tarihi hakkında bilgi edinme yolumda ilk kitabım olduğu için mutluyum; yorumların aksine pişman değilim. Sanatla, heyecanla kalın:))
Sanat 101Eric Grzymkowski · Say Yayınları · 20151,226 okunma
Puan vermedi·188 syf.··
2020 15. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2020 00:34
İlk Sartre kitabım, Sartre'la tanışmak için iyi bi' seçim mi bilmiyorum üstelik. Bir dergi yazısında rastladım kitaba, bir Sartre röportajıydı, Bulantı'yı yazdığından itibaren değiştiğini söylüyordu. Sonra sonra kendi gerçekliğinin farkına vardığını itiraf ediyordu Sartre. "Gerçekliğini bulmak" benim için hayli değerli olduğundan merak ettim, bi' fuarda denk geldim, edindim kitabı. -bundan sonrasını yazarken kitaptan alıntılar yapacağım, spoiler sayılabilir- Ailesi, annesi şekillendirirmiş ya insanı, somut gözlemleme şansım oluyor böyle biyografi/otobiyografilerde. Sartre'ın farkı, aksi beklenmeyecek şekilde çok derin tespitler ve incelemeler içermesi. "Babamın ansızın bu dünyadan gidişi, eksik kalmış bir Oedipus kompleksi bağışlamıştı bana." diyor. "Annem bana aitti, kıskançlık denen o zor öğrenilir şey benim için söz konusu değildi." Bununla Beauvoir - Sartre ilişkisi geliyor hatırıma. 'Hayat arkadaşını nasıl olur da başkalarıyla izlersin?' diye soruşum geliyor ve sonra cevabımı bulmuş oluyorum. Değiştim, gerçekliğimi buldum dediği noktayı keşfediyorum sonra. "Evrene, kitaplarda rastladım ben. Kitabi deneyimlerin karmaşıklığını gerçek olayların rastlantısal akışından ayırt edemedim. İçinden sıyrılmak için otuz yıl harcadığım felsefi idealizmim buradan kaynaklanıyor işte." diye anlatıyor, din adamı olan büyükbabasının etkisiyle çocukluğu bir kitap yurdunun içinde, "yazmak" ve "okumak" görevi bilinciyle geçirdiği günleri. Bu alıntıyı netleştirmek adına başta bahsettiğim beni kitapla karşılaştıran dergi röportajı alıntısını paylaşmak istiyorum: "Bulantı'da sonradan pişman olduğum şey kendimi işin içine bütünüyle sokmamış olmamdır. Kahramanımdaki hastalığın dışında kaldım, nevrozumdu koruyan, yazmak yoluyla bana mutluluk veriyordu... Bende eksik olan gerçeklik
SözcüklerJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 20201,860 okunma
Konçertoda Bir Keman, Bu Dünyada Bir Kadın
10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2020 14. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2020 14:32
Dizboyu Papatyalar; kitaba da adını veren bu hikayeden bahsedeceğim. Bir kadının kalabalığını Tomris'in naif dilinden anlattığından mı, canım Ankara'yı, kitaptaki söyleviyle 'yaşam kadar sınırlı' Ankara'yı sokak sokak hissettirdiğinden mi bilmem; en çok bunu sevdim, bunu yazıyorum. -burdan sonrası belki spoiler içerebilir:)- Güvenli hayatının içinde bir sınırlı adam ve bu sınırlı hayatı içine hapsetmiş, çığlıklar içinde bir kadın; konçertoda genişleyen, duygu sağanağıyla bir denizi paylaşan kemanlar içinden bir keman. İktisadi bağımsızlığını sevgisizlikle, bencillikle karıştıran başkentin çalışan kadınlarını gün ışığına aykırı bulan etrafa karşılık; ne sevgisiz ne de bencil kadınımız. Kocasının güvenli hayatını kırışık gömleğine kadar tanıyor, oğlunun bağımsızlığına leke etmiyor; oğlunu kendi yalnızlığına çare için kendine arkadaş etmeye çabalayarak. Kendi mutsuzluğunu kendi elleriyle tutuyor, kimseye bulaştırmadan. Sanata tutkun, ancak erişemediği arzuları, içinde kaybolamadığı ayrıntıları, bunların uğruna tükettiği bir gençliği var. İçinde kaybolmak istediği ayrıntılar yalnızca hayatında değil, yaşadığı şehirde de aynı zamanda. Ancak çıkmaz sokakları, yorulası yokuşları yok yaşadığı şehrin. Geceleri, Ankara'nın ayrıntıları kabus olup ağzına tıkılıyor. 'İçlerine bir çığlık gibi tıkılı kalanlara yer yoktur burda!' diyor. Şehrin devlet elindeki yapmacıklığını, insan zoruyla oluşmuşluğunu; ayrıntıları görmeye kör olmuş, varsa yoksa uğruna çabaladığı somut gerçekliğine sahip bir adamın sınırlılığıyla benzeştiriyor. Ayrıntılarla beraber, inceliklere, anlamaya, yanındaki kadınının çığlıklarına da kör bu adam. Kendi dünyasında özgün, özenli ancak bu, bir kadının yakarışına kulak vermeye yetmiyor; boğuyor ve yitiriyor kadını nihayet. Ve her birimize, her boğulmuş kadına
Dizboyu PapatyalarTomris Uyar · Yapı Kredi Yayınları · 20222,760 okunma