Puan vermedi·146 syf.··
2026 124. kitabı
Bugün sizlere düşündürücü bir kitapla geldim. @alkakpnr ’ın kaleminden çıkan “Ben Sandığım Sen”, modern dünyanın tam ortasında durup “Ben bu işin neresindeyim?” sorusunu sorma cesareti gösteren herkes için adeta bir iç döküş ve derin bir aynalama niteliği taşıyor. Kitap, “Diplomamda mimar yazıyordu. Ama hayatımda hiçbir şey inşa etmemiştim.” diyen bir anlatıcının kırılma anıyla başlıyor. Teknik çizimlerin, onayların, e-posta zincirlerinin ve başkalarına ait projelerin gölgesinde geçen bir ömrün, kendi içsel yıkımını fark etmesiyle yön değiştiren bu hikaye, aslında hepimizin modern zamanlardaki o büyük sıkışmışlığının berrak bir özeti gibi karşımıza çıkıyor. Yazarın bir mimar olması eserin dokusuna öyle zarif bir şekilde işlenmiş ki, okuyucu sayfaları çevirdikçe sadece dış dünyadaki yapıların değil, bir insanın kendi ruhunu adadım adım nasıl inşa ettiğini veya onardığını izliyor. Sıradan bir kurgu ya da bildiğimiz anlamda bir arayış hikayesi olmanın çok ötesine geçerek, hakikate doğru bizzat insanın kendine düştüğü samimi bir yolculuğa dönüşüyor. Anlatıcı geçmişte cevaplar ararken, yol aldıkça anlam arayışının daha zorlu, sabır ve merhamet isteyen patikalarına sapıyor; hatta bazen en büyük erdemin susmak olduğunu keşfediyor. Gelenekle modernlik arasında sıkışmış bu zihne yol boyunca Sokrates’ten İbn Arabi’ye, Gazali’den Mevlânâ’ya uzanan kadim köprüler, zamansız birer dost gibi eşlik ediyor. Bu karşılaşmalar metne hem entelektüel bir derinlik katıyor hem de ruhu teskin eden sakin bir denge getiriyor. Kitap boyunca süren bu yoğun ve derin sorgulamalar, okuyucunun karşısında bir yazar değil, doğrudan kendi iç sesi konuşuyormuş hissi oluşturuyor. Yönünü kaybetmemenin, kendini büyük zanneden ama aslında hala öğrenmeye çalışan küçük bir çocuk olduğunu kabul etmenin
Ben Sandığım SenAlkan Akpınar · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20263 okunma
9/10
·527 syf.·
2026 74. kitabı
Yıllar yıllar evvel okumuştum. O zaman da bayılmıştım şimdi de çok sevdim. Altını çizdiğim onca alıntıyla karşılaşmak şahaneydi ama farklı zamanların filizi olarak okumak başka başka yerleri alıntılamama neden oldu :) Nermin ayakları üzerinde duran hayata karşı kendi duruşunu korumaya çalışan sınırları olan sakin hayatı olan bir kadın. Ta ki işte arkadaşı 5 yaşındaki kızı Tuğde yi beş günlüğüne ona emanet edene kadar. Bütün travmalarını tetikleyen geçmişin bataklarından teker teker çıkaran şey işte o kız çocuğu… Ama çocuk gibi değil fettan bir kadın gibi tavırları rolleri cilveleri tehlikeli oyunları gerçekten Nermini olduğu kadar sizide dehşete düşüyor. Toplumun kadına biçtiği rolleri ne kadar erken kapıverdiğine şaşırıyorsunuz. Pembe hareler falan görmeye başlıyorsunuz :) Tuğde’nin her hali anılarına yolculuğa neden oluyor…M.Mungan severim… Kalemine bayılırım… Gözlemleri şahane… Kadın düşmanlığı gibi algılanan yerler varmış ama bence aslında bazı kadınların toplum tarafından verilen o sığ rollerle çıtkırıldım tavırlarla sahte bir karaktere bürünüp duygu ve düşüncelerini saklamayı öğrenen hep ilgiyi üzerinde bekleyen herkesi etkileme üzerine kurulu bir oyuncu olmalarına eleştiri… “Hayat bir yarış değil, kimsenin mutluluğu kimseyi mutsuz etmemeli ” Tuğde ciğim (ler) ;))
İnceleme
Yüksek TopuklarMurathan Mungan · Metis Yayınları · 20023,650 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
8/10
·552 syf.··
2026 49. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:18
“Umut kayıp değil, yalnızca yanlış yerde aranıyor..” Ve seri biter.. Final her ne kadar acele gelmiş olsa da çok severek okuduğum bir seri oldu.Yazarın anlatım tarzı, karakterlerin derinliği, içsel sorgulamalar hepsi çok iyiydi.Kurgu harikaydı.Bu kadar uçuk şeylerin bir tek bana aşırı mantıklı geliyor olmasını kesinlikle kabül etmiyorum :D Bence hepimize mantıklı göründüğü anlar vardı.İki puan kırmamın sebebi Goddard (ismini yanlış yazmış olabilirim) karakterinin her yaptığı şeyden yırtmasıydı.Böyle olunca da o karakter benim gözümde gerçekliğini yitiriyor. Yani hadi ama.Bir tane adam yahu.Bir orduyla falan da dolaşmıyor.Bir taneniz de bırakın indirmeyi teşebbüs bile etmediniz ya.Şaşıp kalıyorum.Tamam yine kazanan kötü olsun ama o kadar da kolay olmamalı her şey.Bi diğer sebep ise sonunun çok oldu bittiğe gelmiş olması.Yazar biraz daha uzatabilirdi.Ya da biraz daha yaymayı tercih edebilirdi.Ama öyle olmadı maalesef “Dur bi dakika ne oldu öyle, ay sakın yapma, aa gitti..” falan derken kitap bitiverdi.Olsundu.Çok daha zayıf seriler gördüm onlar bunun yanında solda sıfır kalır. Ne olursa olsun bu seriyi şiddetle tavsiye ediyorum.Mantık çerçevesinden çıkmayan, anlatımı güzel bir bilimkurgu arıyorsanız hiç düşünmeden bu seriyi alın.Pişman olmayacaksınız.
İnceleme
ÇanNeal Shusterman · Juno Kitap · 2025321 okunma
8/10
·256 syf.··
2026 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 21:21
Bu kitabı okurken en sevdiğim şey bana iyi hissettirmesi oldu. Büyük olaylardan çok, verdiği sıcak ve huzurlu atmosferle öne çıkıyor. Yoğun ve stresli bir dönemin ardından okumak bana çok iyi geldi. Sayfaları çevirirken kendimi rüya dükkanının içinde dolaşıyormuş gibi hissettim. Ayrıca uzun zamandır bu kadar özgün bir konuya sahip bir kitap okumamıştım. Rüyalar üzerinden insanların duygularını, isteklerini ve hayatlarını anlatması çok hoşuma gitti. Başta sıkılır mıyım acaba demiştim çünkü bu tarz kitaplar okumaya alışık değilim. Fakat hiç sıkılmadan kısa sürede okudum. Okurken yormayacak sade bir dille yazılmış. Farklı dünyaları keşfetmeyi sevenlere ve sakin, huzurlu bir okuma deneyimi arayanlara önerebilirim…
Duygu ve Düşünce
Rüya Dükkânı - 1Mi-ye Lee · Peta Kitap · 2022406 okunma
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 14:18
Macar yazarın okuduğum ilk kitabı. Roman ikinci dünya savaşının ortasında sakin bir hayat yaşayan General Henrik isimli adamın 41 yıl önce ortadan kaybolan gençlik arkadaşını bekleyişiyle başlıyor. Arkadaşı Konrad geldiğinde ona kayboluşuyla ilgili sormak istediği iki soru vardır. Bu soruları sormadan önce görüşmedikleri 41 yılda neler yaşadıklarını anlatır. Henrik’in karısı Kristina Konrad gittikten 8 yıl sonra ölmüştür. Konrad ise bu 41 yılda birçok farklı yerde yaşamıştır. İki erkeğin çocukluktan itibaren dostluklarını aktarır yazar. Henrik Konrad ile kendisinin çok yakın bir dost olduklarını, ikiz gibi olduklarını anlatır. Ancak aralarındaki dostluğu zedeleyen bir durumdan kaçamazlar. Konrad çareyi ortadan kaybolmakta bulur. Henrik ise kalıp hayatına devam eder. Yıllar sonra bu yüzleşme, hesaplaşma iki adamın konuşmaları gerilimi artırır. Romanda daha çok Henrik’in düşüncelerini, sorularını, yorumlarını görürüz. Konrad Henrik’in sorduğu iki soruya da cevap vermez. O sebeple tam bir yüzleşme ya da hesaplaşma olmaz. Yalın, sarsıcı, düşündürücü bir roman.
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,6bin okunma
KAHVE VE KİTAP ÜZERİNE...
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 17:09
Hwang Bo-reum tarafından yazılan Hyunam-Dong Kitabevi, toplumsal başarı baskısından yorulan insanların bir kitapçıda buluşarak hayatı yeniden anlamlandırma çabalarını, tükenmişliği ve iyileşme sürecini konu alır. ​Youngju: Kitabevinin sahibidir. Eğitim, evlilik ve kariyer anlamında toplumun "başarılı" saydığı bir hayatı varken büyük bir tükenmişlik yaşayarak her şeyi geride bırakır ve hayali olan bu sakin kitapçıyı açar. ​Minjun: Kitabevinin sessiz baristasıdır. İyi bir üniversiteden mezun olmasına rağmen iş bulma sürecinde yaşadığı hayal kırıklıklarından sonra kahve yapmayı seçerek kendi iç huzurunu arar. ​Minchul ve Annesi: Gelecek kaygısı ve okul başarısı baskısı altında ezilen bir lise öğrencisi ile onun için endişelenen annesidir. Kitabevindeki sohbetlerle hayata bakışları değişir. ​Jungseo: İş hayatından istifa eden, kitapçının sunduğu dinginlik ve örgü örme gibi basit eylemler sayesinde ruhsal dengesini yeniden bulan bir kadındır. ​Seungwoo: Başarılı bir iş kariyerine sahipken mutlu olmadığını fark edip yazarlığa yönelen ve Youngju ile yolları kesişen bir yazardır. Hwang Bo-reum’un Hyunam-Dong Kitabevi (Welcome to the Hyunam-dong Bookshop) adlı romanında, kitabevinin sahibi Yeongju (Yongju) ile yazar Seungwoo (Song) arasındaki ilişki ucu açık, aceleye getirilmemiş ve umut dolu bir şekilde sonlanır. ​Kitabın sonunda romantik gelişme: Seungwoo, Yeongju’ya karşı olan duygularını açıkça ilan eder.Ancak Yeongju geçmişteki evliliği,boşanması ve yaşadığı ağır tükenmişlik sendromu nedeniyle hemen yeni bir ilişkiye başlamaya hazır hissetmez; Seungwoo’yu incitmekten korkar. ​Seungwoo ona baskı yapmadan beklemeyi kabul eder. Yeongju, arkadaşlarıyla dertleştikten sonra içten içe Seungwoo’ya karşı boş olmadığını ve duygularının karşılıklı olduğunu fark eder. ​Roman net bir
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,2bin okunma