Kayra, bir gün bana “Mutsuzluğuna hiçbir çare aramıyorsun” demişti. “Ve en büyük acının kendininkinin olduğunu düşünüyorsun. Dünyadan haberi olmayan bütün geri zekâlılar gibi. Ölmesine çeyrek kalmış, herkesi yaşadığına pişman etmeye çalışan, sağlıklı oldukları için suçluluk duymalarını isteyen hastalıklı, yaşlı bir kadın gibisin.”
Bir haziran günü ikindi vakti bisikletlerine atlayıp tepeye doğru süzüldüler.
Ilık, yumuşak, hoş kokularla dolu, sadece denizden esen tazeleyici meltemin biraz serinlettiği havada yan yana pedal çevirirlerken Martin dünyanın çok güzel ve düzenli bir yer, yaşamanın ve sevmenin de çok güzel bir şey olduğunu iliklerine kadar hissetti.