10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 21:15
Muharrem Kaştoğlu’nun kaleme aldığı "Şehit Şerife Bacı" ​Bu kitap, sadece tarih sayfalarında gördüğümüz bir ismin arkasındaki o dev yürekli anneyi, eşi ve vatan sevdalısını anlatıyor. Kundaktaki mini minnacık bebeği Elif’i salgın hastalıklardan korumaya çalışırken bir yandan da vatanın kurtuluşu için kağnının başına geçen bir Türk kadını... ​Cephede top mermileriyle kolunu kaybeden askerlerin acısı ile köyde cephane ıslanmasın diye kendi battaniyesini mermilerin üzerine örten anaların fedakarlığı bu sayfalarda ilmek ilmek işlenmiş ​Okurken boğazınızın düğümleneceği, bu toprakların değerini bize bir kez daha hatırlatacak harika bir tarihi roman.
Şehit Şerife BacıMuharrem Kaşıtoğlu · Pozitif Yayınları · 2023181 okunma
Puan vermedi·448 syf.··
2026 262. kitabı
Beyza Alkoç, *Karantina - Mahşerin Dört Atlısının Hikayesi* adlı bu popüler gençlik romanında, salgın şüphesiyle karantinaya alınan bir okulda işlenen gizemli bir cinayetin ardından bir araya gelen dört gencin dostluk ve hayatta kalma mücadelesini konu alır. Kitap, karanlık sırların ve tehlikelerin ortasında filizlenen bir aşkı, aidiyet duygusunu ve gençlik heyecanını sürükleyici bir dille işler.
Karantina: Mahşerin Dört Atlısının HikayesiBeyza Alkoç · İndigo Kitap · 201724,1bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·88 syf.··
2026 31. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 19:26
Bu kitapta 2 öykü yer alıyor. Salgın ve Madalyonun Ters Tarafı. İki öyküyü de cok severek okudum. Okurken tam bir Reşat Nuri eseri demistim. Salgında bir koyde bir salgın başlar ve ölüm vakaları görülür. Koyun öğretmeni Cevdet durumu yetkililer bildirmeye çalışır ama yetkililer gorevlerini yerine getirmekte tembellik gösterirler. En sonunda işini hakkıyla yapmaya çalışan öğretmene fatura kesilir. Her donemde oldugu gibi.Özellikle sonu cok dokundu bana. Madalyonun Ters Tarafı'nda ise bir adamın mutsuz bir evliligi anlatılıyor. Sonu harikaydı. İki öykü de iz bıraktı bende. Cok başarılıydı.
Salgın - Madalyonun Ters TarafıReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2025213 okunma
8/10
·472 syf.··
2026 177. kitabı
Hayaletler Diyarı #okudumbitti Rachel Hartman’dan okuduğum ilk kitaptı ve yazarın kalemini gerçekten çok sevdim. Daha ilk sayfalardan itibaren çamurlu sokakları, eski surları ve tekinsiz manastırıyla St. Muckle’s kasabasının atmosferine kapıldım. Masalsı bir dünyada geçmesine rağmen anlattığı duygular o kadar gerçekti ki Charl’ın korkusunu, yasını ve çaresizliğini hissetmemek mümkün değildi. Charl’ın başına gelmeyen kalmıyor desek yeridir. Trajik bir kaza, ürpertici bir salgın, suikastçılar, ejderhalar ve hayaletlerle dolu bir manastır… Özellikle salgın sahneleri beni epey gerdi. Buna rağmen kitap yalnızca karanlık ve hüzünlü bir hikâye değil. Tüm bu karmaşanın içinde dayanışmaya, iyileşmeye, ikinci şanslara ve insanın kendisine yeni bir aile kurabilmesine dair sıcacık bir tarafı da var. En sevdiğim bölümler ise Charl’ın hayalet kızlarla kurduğu bağın anlatıldığı kısımlardı. Onların birbirlerine ve yaşayan dünyaya duydukları sevgi hikâyenin kalbine çok güzel yerleşmişti. Charl’ın yaşadıklarının altında ezilmeden, korkularına rağmen mücadele etmeye devam etmesini ve hikâye boyunca yavaş yavaş güçlenmesini okumak da çok güzeldi. Kitap kalınlığıyla ilk anda biraz göz korkutabilir fakat olaylar ilerledikçe sayfalar oldukça akıcı hâle geliyor. Üstelik karakterler yalnızca iyi ya da kötü olarak çizilmemiş; geçmişleri, yaraları ve seçimleriyle çok daha gerçek ve katmanlı hissettiriyorlar. Yazarın tarih, mitoloji, büyü ve duygusal meseleleri birbirine bağlama biçimine hayran kaldım. Hayaletlerin yalnızca yıkık manastırlarda değil, bazen insanın geçmişinde ve içinde de yaşayabildiğini anlatan; karanlık olduğu kadar umutlu, hüzünlü olduğu kadar şefkatli bir fantastik hikâyeydi. Yazarla tanışmak için çok güzel bir kitap seçmişim. Fantastik dünyaları, gizemli atmosferleri ve
Hayaletler DiyarıRachel Hartman · Olimpos Çocuk Yayınları · 20263 okunma
8/10
·368 syf.··
2026 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 19:00
Jose Saramago’nun Körlük romanı, aslında bir hastalıktan ziyade insanların bencilliğini ve toplumun ne kadar çabuk bozulabileceğini gösteren çok sert bir eleştiri. Yazar, aniden herkesi kör eden gizemli bir salgın üzerinden, düzen ve ahlak dediğimiz şeylerin aslında ne kadar geçici olduğunu gözler önüne seriyor. Karakterlerin hiçbirinin adının olmaması bence çok iyi bir detay; çünkü bu sayede hikaye her devirde ve her toplumda yaşanabilecek evrensel bir boyut kazanıyor. Ve aslında herkesin aynı insan olduğunu arada fark bulunmadığını yaptığımız ve yapacağımız şeylere göre isim ve yer kazandığımızı anlamamızı sağlıyor. Kitaptaki tek gören kişi olan doktorun karısının yaşadığı psikolojik yük ise görmenin bazen bir ödül değil, etraftaki vahşete tanık olmak zorunda kalındığı için en büyük bedel olduğunu kanıtlar nitelikte. Saramago’nun neredeyse hiç noktalama işareti kullanmayan, diyalogları düz yazı gibi akıtan tarzı ilk başta okumayı biraz zorlaştırsa da, olayın yarattığı o kaosu ve panik havasını okuyucuya hissettirmek için harika bir teknik tercih olmuş. Sonuç olarak roman, "biz zaten gördüğü halde etrafındaki haksızlıklara gözünü yuman körlerdik" mesajıyla hepimizi kendi içimizdeki duyarsızlıkla yüzleştiren çok başarılı bir eser.
KörlükJosé Saramago · Can Yayınları · 2015132bin okunma
Uzun yazmayacağım dedim ama yine uzun oldu galiba
7/10
·824 syf.··
Beğendi
·
2026 227. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 18:52
Öncelikle kitabın yazarının kim olduğu ile başlamak istiyorum. Giovanni Boccaccio (1313-1375) Orta Çağ Avrupa'sında yaşamış olmasına rağmen o dönemin baskıcı ve salt dini konulara odaklanan yapısının karşısında durmuş; insan doğasını, aşkı ve günlük yaşamı o dönemin skolastik düşünce yapısına karşın gerçekçi bir bakış açısıyla işleyerek İtalyan edebiyatının ve Rönesans hümanizminin kurucularından biri olmuştur. Aynı zamanda içinde 100 öykü barındıran Decameron isimli eseri "ilk modern öykücülük" geleneğini başlatan eser olarak da anılmıştır. 14. Yüzyılda patlak veren, tüm Avrupa'yı kasıp kavuran ve Kara Veba-Kara Ölüm olarak da adlandırılan veba salgını Giovanni Boccaccio nun yaşadığı Floransa' yı da vurur. Yazar birçok yakınını vebaya kurban verir ve bunun üzerine şehirden kaçıp Toscana kırsallarına yerleşir. İşte yazarın Decameron isimli eserinin çıkış noktası da yaşadığı kayıplar, vebanın insanı ürküten gerçekliği olmuştur. Keza yazar kitabına da veba salgını ve bu salgının şehir ve insanlar üzerindeki etkisinden bahseredek başlıyor. Floransa' yı vuran salgın neticesinde insanlar kah sokak ortasında ölüyör, kah evlerinde ölüyor ancak evlerinde ölenlerin çürümüş ceset kokuları dışarıya sirayet etmedikçe kişinin öldüğü anlaşılmıyor, cesetler bazen tek bir mezara üst üste yığılmak kaydıyla gömülüyor, salgın yüzünden ölmüş birinin naaşının kiliseye taşınması için ücretle insanlar tutuluyor zira şehirde ölüyü taşıyacak ne yakını kalmış oluyor ne de gönüllü taşıyacak birileri.... İşte böyle bir ortamda vebanın soğuk soluğundan kaçmak, bu karanlık günlerden biraz uzaklaşmak isteyen 3'ü erkek 7'si kadın 10 kişi şehri terk ederek, kırsal alanlara doğru yolculuğa çıkıyor. Bu yolculukta kötü günleri anmamak, biraz da salgının etkilerinden uzaklaşabilmek için kendi aralarında bir karara
1000Kitap
DecameronGiovanni Boccaccio · Alfa Yayınları · 20201,549 okunma