Kitapla ilgili bir giriş yapmak gerekirse Zeze beş yaşındadır ve her şeyi tek başına öğrenir. En yakın sırdaşı Minguinho adındaki bir şeker portakalı fidanıdır. Başlarda birbirlerinden nefret etseler de sonradan yakın arkadaşı olan “Portekizli” ile arasında geçen sohbetlere etkilenmemek imkansız. Keşke hepimiz Portekizli gibi olup (bir tane dahi olsa) çocukların hayatlarına dokunup onları kendi dünyalarında mutlu etmeyi başarabilseydik. Kim bilir belki de ileride bir sosyal projenin çatısı altında çocuklara ulaşabilmek ve onlara destek olabilmek nasip olur. Kitabı bitirdiğim için değil ama Zeze’den ayrıldığım için üzgünüm. Ayrıca kitabı okuduğum şu iki günlük süreçte Zeze beni kendi çocukluğuma götürdü. “Ben kimdim, nasıl yaşadım, nasıl yaşıyorum, ne oldum, ne oluyorum? “ sorularını sorup kendi hayatımı sorgulamama vesile oldu. Bazen geçmişimizi hatırlamak şuan yaşadığımız anın kıymetini bilmemizi sağlıyor.