SALİH CANBAŞ

SALİH CANBAŞ
@salihcanbas
Yaşama, ancak gerçeğin bilgisi ile tahammül edilebilir.
İnşaat Mühendisi / Harita Teknikeri
SAÜ/AKÜ
YOZGAT
YOZGAT, 10 Ağustos 1993
99 okur puanı
Temmuz 2018 tarihinde katıldı
Sinan hocanın çapına göre biraz standart kalmış bir kitap
Puan vermedi
Kitapta güzel aforizmalar var mı? Evet var (zaten paylaşımda yapacağım) Ancak böyle iddialı bir kitap ismi koyuyorsanız daha iddialı bir kitap yazmalısınız diye düşünüyorum. Bilmediğimiz yeni bir şey var mı? Yok. Çarpıcı bir bilgi var mı? Yok. Sinan Canan la hoş bir sohbet gibi bir şey yani.(bu açıdan okunursa sıkıntı olmaz) Biraz teknoloji eleştirelim biraz eğitim sistemini biraz kapitaliz mi (eleştirilerin hepsini haklı bulsam ve katılsam da) sonra? Sonra bu sistemde devam! Şöyle bir örnek vermek istiyorum; Ben Sinan Canan'dan sigara şöyle zararlıdır böyle zararlıdır cümlelerini duymak istemiyorum. Sigara hem sağlığa zararlıdır hem cüzdana zararlıdır hem topluma zararlıdır içen geri zekalıdır. Minvalinde ses getirecek net ve büyük laflar bekliyorum. Yada eylemler fark etmez (Örneğe takılmayın)
Hayatın AnlamıSinan Canan · Alfa Yayınları · 2025587 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
boş yapmış
Puan vermedi
Yazarın okuduğum ikinci eseri yine garip bir üslup ve tavır (arkadaşlar ben alleme oldum nasıl mı oldum kitabı şöyle okurum altını böyle çizerim gibi) daha ziyade kendi takipçilerine hava attığı vasat bir kişisel gelişim videosu gibi
Öğrenmeyi ÖğrenmekAltay Cem Meriç · Tin Yayınları · 20243,581 okunma
Katıldığım ve Katılmadığım yerler var
Puan vermedi
Katılmadığım Yerler 1) Üslup Karşınızdaki insanın yanlış olduğunu, saçma olduğunu, hatta salak olduğunu düşünebilirsiniz. Ve bunu söyleyede bilirsiniz. Ancak en irite olduğum şey insanları/fikirleri küçümsemek, alay etmek, dalga geçmek gülmek... yazardada böyle bir üslup kendini belli ediyor. 2) Sayfa 36 da ki ifadeler; Tanrı değişimden münezzehtir. Tanrı amaç edinmez. Bu ifadeler Tanrının mükemmelliği bağlamında savunulmuş ama aklıma yatmadı. Tanrı insanları bir amaç için yaratmadımı? İnsanları yarattıktan sonra artık insanlarında Tanrısı olarak bir değişiklik olmuş olmadımı? Bu mantıkla düşünürsek Tanrının hiç harekete geçmemesi lazım. Mükemmel olan neden hareket etsin harekettede bir amaç var. 3)İnsanın Tanrıyı ve onun fiillerini tam olarak kuşatamamasını anlarım ancak insan Tanrıyı kuşatamaz bu argümanlar geçersizdir (s.37) biraz indirgemecilik olur. Adam size ben gaddarlık Tanrısına inanıyorum gaddar olmamı istiyor derse sizde ikna etmeye çalışsanız adamda sorgulama var bir hikmeti Tanrıyı kuşatamazsın derse ne diyeceğiz? 4)Bazı başlıklara fazla tepki verilmiş, depremsiz dünya olamaz mı diyenlere vay efendim bütün doğa yasaları değişirdi bir sürü nedensellik var vs. tarzında cevaplar. Gereksiz acılar var diyenlere adeta, kime göre neye göre acı kötülük gibi bir cevap. Hayvanların çoğu avını önce öldürüyor sonra yiyor, bazısıda avını öldürmeden köşeden yemeye başlıyor. Hayvanda acı çekerek ölüyor. Bundan etkilenip bu niye böyle acaba diyen adama acı subjektif kötülüğün net bir felsefi tanımı yok vs diye girmek bana saçma geliyor. Evet sağduyumuza ters, "allahu alem" en doğru cevap gibi geliyor. Bazı çok basit mantık hatalarıda yapılmış. Hunharca ateizme saldırmalıyım gibi bir durumuda var sanki yazarın. Katıldığım Yerler 1) Kötülük problemi Tanrının varlığıyla
Kötülük ProblemiAltay Cem Meriç · Tin Yayınları · 2026272 okunma
Sürüden ayrılanlar yeni sürü kurmuş ne anladık bu işten!
Din ve bilim konusunda sonuç
Din de bilim de insan tecrübesinin bir parçası olarak hayat bulmakta, kavramlarını insanın tasavvurları/metafizik ön kabulleri, eşyayı algı ve yorumu üzerinden kurmaktadırlar. Dolayısıyla sabit bir din-bilim ilişkisinden bahsetmek mümkün değildir. İkisi arasında çatışma, diyalog, aynılık gibi iddiaların her biri ağırlıklı olarak din ve bilim cephesindeki insanların kendi algı ve yorumlarından ibarettir. Bu da bize, hangi din ve hangi bilim sorusunu sormayı zorunlu hale getirmektedir. Bütün varlığı fiziki dünyaya sıkıştıran bir bilime din zorunlu olarak karşı durmakta ve çatışma teorisi öne çıkmaktadır. Din mucizeye yer açmak için eşyanın/nesnelerin sabit bir doğasının bulunmadığını söylediğinde bu sefer bilim dine karşı çıkmaktadır. Tabiat yasası fikrini yasa koyandan bağımsız olarak ele alıp tabiata otorite atfeden ve evrenin yapısında Tanrı'ya (amaç fikrine) yer vermeyen bir bilim anlayışı, Tanrı'yı olup biten her şeyin teminatını sağlayan yasa koyucu ve garantör olarak gören din tarafından eleştirilmektedir
Sayfa 123 - Otto