SALİH CANBAŞ

SALİH CANBAŞ
@salihcanbas
Yaşama, ancak gerçeğin bilgisi ile tahammül edilebilir.
İnşaat Mühendisi / Harita Teknikeri
SAÜ/AKÜ
YOZGAT
YOZGAT, 10 Ağustos 1993
99 okur puanı
Temmuz 2018 tarihinde katıldı
Kur'an Arapçadır, başka dile çevrilemez diyenlere gelsin
Kur'an'ın büyük bir bölümü, geçmiş çağlarda yabancı dillerde olup bitmiş birçok konuşmanın Arapçaya çevrilerek Araplara aktarılmasından oluşur. Bu bir yandan Tanrı'nın yalnızca Arapça bildirimlerde bulunmadığını; her topluma o toplumun diliyle seslendiğini; Arapçadan başka dillerde de bildiriler gönderdiğini gösterirken; öte yandan Tanrı'nın başka dillerde gönderdiği bildirilerin Arapçaya çevrilebildiğini kanıtlamaktadır. Bu demektir ki, Tanrı çeşitli topluluklara hep başka dillerle çevrilebilecek türde bildiriler göndermiştir, çevrilemez türden bildiriler değil; öyleyse Tanrı'nın Kur'an'da toplanan Arapça bildirileri de başka dillere çevrilebilir niteliktedir.
Sayfa 93 - Otopsi
Gizem isimli okura yanıt verildi
SALİH CANBAŞ
Türkiye'de Müslümanların %99 u ibadetlerini dahi anlamadığı, anlamını bilmedigi Arapça sözlerle yapar. Sebebide tam olarak yukarda bahsedilen mevzu. Bu sitede de durumun hiç farklı olduğunu sanmıyorum. Din başlığı altında paylaşılanlar dan az çok belli oluyor maalesef
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ancak mutlak bir zorguyu kabul ettiğimiz zaman topyekün özgürlüğe ulaşırız.
Aslında özgürlük ile zorlama aynı şeydir. Bunu size basit bir örnekle göstereyim. Trafik ışıkları, canınız istediği anda karşıya geçme özgürlüğünüzü kısıtlar ama bu kısıtlama, kamyonlara ezilmeme özgürlüğünü getirir size.
Sayfa 787 - Pegasus
Felsefe-Düşünce
SALİH CANBAŞ
Arzu ve isteklerimizi de sınırlayıp kontrol altına almazsak (zorgu) yeterince özgür olamayız
MEZHEPLERİ TEFRİKA NEDENİ OLARAK GÖRMEK
Hadisler üzerinden getirilen en büyük eleştirilerden birisi de hadislerin bölünmeyi ve tefrikayı hazırladığı, dört Sünnî mezhep ile Şiî İmâmiyye başta olmak üzere bütün ayrışmaların sebebinin hadisler olduğu ve söz konusu mezheplerin yanlış bir şekilde İslâm'ın bir parçası hâline geldiği söylemidir. Esasında bu yaklaşım birkaç açıdan değerlendirilmeyi hak etmektedir. Şöyle ki: 1. Bu bakış açısıyla farklı yorumlar eleştirilmiş olmakta ve sürekli akıl denmesine rağmen aklını kullanarak naslara farklı açılardan bakan ve ortaya sonuçta mezhep olarak çıkan yaklaşımlar tenkit edilmektedir. Bunun anlamı şudur: "Niye düşünüyorsunuz? Düşünmeye gerek yok.” Oysa fıkhî mezhepler birer hukuk sistemidir. Bunlar ümmetin fikrî üretimidir ve sadece bu yönüyle bile büyük takdiri hak etmektedirler. Çünkü ümmetin bilginleri hayatın her alanını kuşatan konularda gerçekten büyük emek vererek yol çizmeye ve problemlere cevap üretmeye gayret etmişlerdir. Hadislerin tamamı bir yana bırakıldığında sanki herkes Kur'an naslarından aynı şeyi anlayacakmış gibi düşünülmektedir. Oysa inanca ve fıkha dair âyetler başta olmak üzere pek çok âyet farklı yorumlanmaya açıktır. Bize göre bu bir rahmettir, farklı yorumun kapısını açmaktadır. Bu nedenle farklı yorumların mevcudiyeti, mezheplerin teşekkulu neden tefrika diye yorumlanıyor, doğrusu bunu anlamak mümkün değildir. Hâlbuki fikir üretilmeyen, tartışma olmayan yerde ileriye doğru bir adım atmak mümkün değildir. Bu nedenle farklılıkları müsamaha ile karşılamak ve bunları bölünme unsuruna dönüştürmeden, "farklılıklar içinde bir arada yaşama bilinci”ne çevirmek gerekir. Bu yapılabilirse sorun kalmayacaktır. Görüldüğü üzere mezhep düşmanlığı son derece anlamsız bir husumettir. Dolayısıyla Kur'an'la baş başa kalınca şikâyetçi olunan tefrika bitecek
Sayfa 115
Din
SALİH CANBAŞ isimli okura yanıt verildi
SALİH CANBAŞ
Bir yanlışı başka bir yanlışla savundugunuz için cevaplar uzuyor. kendinizi mezhebinizi ve dininizi her daim sorgulama cesareti göstermeniz dileğiyle. Aleykümselam
MEZHEPLERİ TEFRİKA NEDENİ OLARAK GÖRMEK
Hadisler üzerinden getirilen en büyük eleştirilerden birisi de hadislerin bölünmeyi ve tefrikayı hazırladığı, dört Sünnî mezhep ile Şiî İmâmiyye başta olmak üzere bütün ayrışmaların sebebinin hadisler olduğu ve söz konusu mezheplerin yanlış bir şekilde İslâm'ın bir parçası hâline geldiği söylemidir. Esasında bu yaklaşım birkaç açıdan değerlendirilmeyi hak etmektedir. Şöyle ki: 1. Bu bakış açısıyla farklı yorumlar eleştirilmiş olmakta ve sürekli akıl denmesine rağmen aklını kullanarak naslara farklı açılardan bakan ve ortaya sonuçta mezhep olarak çıkan yaklaşımlar tenkit edilmektedir. Bunun anlamı şudur: "Niye düşünüyorsunuz? Düşünmeye gerek yok.” Oysa fıkhî mezhepler birer hukuk sistemidir. Bunlar ümmetin fikrî üretimidir ve sadece bu yönüyle bile büyük takdiri hak etmektedirler. Çünkü ümmetin bilginleri hayatın her alanını kuşatan konularda gerçekten büyük emek vererek yol çizmeye ve problemlere cevap üretmeye gayret etmişlerdir. Hadislerin tamamı bir yana bırakıldığında sanki herkes Kur'an naslarından aynı şeyi anlayacakmış gibi düşünülmektedir. Oysa inanca ve fıkha dair âyetler başta olmak üzere pek çok âyet farklı yorumlanmaya açıktır. Bize göre bu bir rahmettir, farklı yorumun kapısını açmaktadır. Bu nedenle farklı yorumların mevcudiyeti, mezheplerin teşekkulu neden tefrika diye yorumlanıyor, doğrusu bunu anlamak mümkün değildir. Hâlbuki fikir üretilmeyen, tartışma olmayan yerde ileriye doğru bir adım atmak mümkün değildir. Bu nedenle farklılıkları müsamaha ile karşılamak ve bunları bölünme unsuruna dönüştürmeden, "farklılıklar içinde bir arada yaşama bilinci”ne çevirmek gerekir. Bu yapılabilirse sorun kalmayacaktır. Görüldüğü üzere mezhep düşmanlığı son derece anlamsız bir husumettir. Dolayısıyla Kur'an'la baş başa kalınca şikâyetçi olunan tefrika bitecek
Sayfa 115
Din
SALİH CANBAŞ isimli okura yanıt verildi
SALİH CANBAŞ
"Argümanınız bu mu yani? Hadisler kaos çıkarıyor ama Kur'an'ın farklı yorumlanması kaos çıkarmıyor (!)" Bu cümle size ait lütfen ilk yorumumu daha dikkatli okuyun aslında cevabı orda verdim. "Sahih denilen hadisler İslam ulemasının üzerinde konsensüs oluşturduğu, ihtilaf olmayan hadislerdir." Bu cümlede size ait, sizin ya İslam aleminden haberiniz yok ya da hadis kulliyatindan. Eğer bir konsessus olsaydı Buharinin sahihi ile Ebu Davud un tirmizinin ve diğerlerinin sahihleri birebir aynı olurdu. Ancak öyle değil! (Şii Sünni selefi farklılıklarına girmedim bile) Yine başka bir ifadenizde şöyle; "Kur'an-ı Kerim'in bize ulaştığı kaynaklar gibi sağlamdır." Kur'an Allah'ın korumasindadir. Allah diğer kitaplar için böyle bir güvence vermemiştir ama siz veriyorsunuz! Neye dayanarak veriyorsunuz gerçekten ilginç. Kitapların az yada çok tahrif olduğu ortada Kaçak dövüşmeye gerek yok ben sizi eleştiriyorum siz bana 20 tane adamın adını ve farklı görüşlerini yazmışsınız BANANE onlardan! bende isidin Taliban'ın kullandığı saçma sapan hadisleri yazıyım o zaman kör dövüşüne dönsün iş! Unutmayın Kur'ancilar yada kendini öyle adlandıranların yanlış yapması yada yanlış yolda olması sizi doğru yapmaz. Önemli olan şu; siz benim yada bir baskasinin yaptığı eleştiriye ne kadar tutarlı cevaplar verebiliyorsunuz? Mesela daha ilk yaptığım yoruma bir cevap vermediniz