Salim

Yine Konstantin'in bir başka mektubunda, Donatistes'lerin inatçılığına üzüldüğünü şöyle ifade eder: “Eğer kötülüğün maskesini kaldıramazsam Allah'ın huzurunda ciddi şekilde suçlu olacağım. Hiçbir şey, benim kararlı sözüme ve imparatorluk görevime, hatayı yok etmek, yanlış görüşlerin kökünü kazımak, insanlığın saf bir dinle, samimi bir birlikle, kendisine borçlu olunan bir tapınma ile Allah'a tapmaya götürmek kadar iyi bir cevap olamaz” Nihayet, son çare olarak Donatistes'lere karşı Arles konsilinin aldığı kararı tasdik etmiştir.
Sayfa 6 - 2. Baskı, Türk Tarih Kurumu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·92 syf.·
2020 10. kitabı
Ordu ilimizde bulunan tarihi yerleşim yerleri, kaya mezarları, kayaüstü resimleri ve yazıtları ile sivil mimari hakkında bilgi alabileceğimiz hoş bir eserdir. Osmanlı zamanında Sivas’a bağlı olup Milas olarak anılan kasabanın merkezi Üçyol Mahallesi’ndeydi. Hükümet binası, kışla, cami ve hanların yaptırılmasından sonra Hamidiye olarak alın yerleşim yerinin adı 1908’de Mesudiye olarak değiştirilir. Erzincan depremi sırasında bazı tarihi yapılar yıkılırken 1933’de Ordu’ya bağlanır. Kitapta Üçyol, Topçam ve Yeşilce beldelerine bağlı 57 köy olduğundan bahsederken, İller İdaresi Genel Müdürlüğü verilerine göre 70 Mahallesi olduğu görülüyor. 1885’de kurulan Ordu Belediyesi’nin ilçesi olan Mesudiye’ye bağlı yerler zamanla değişip mahalleye dönüşmüştür. Tarım ve ormancılıkla geçinen halk, arpa, buğday, patates, elma, fındık, armut ve mısır yetiştirir.[1] İlk Tunç Çağı (MÖ 3300-2000) ve Demir Çağı’nda (MÖ 1190-330) bu yana Mesudiye’de madenciliğin etkisi Mehmet Özsait’in yaptığı yüzey araştırmalarından ortaya koyulmuştur. Şemseddin Sami’nin Kamüs ül-Alam adlı eserindeki o zaman ki Hamidiye olan ilçede bakır, demir ve kurşun madenlerinin işletildiğini bizlere aktarılıyor. Khalybeslerin, Terme, Giresun ile Canik ve Giresun dağlarının olduğu bölgede yerleşikken buldukları demir-çelik kendi adlarıyla anılır.[2] 165 kilometrelik uzunluğuyla Doğu ve Orta Karadeniz arasında sınır oluşturan Melet Irmağı’ndan Romalı devlet adamı ve tarihçi Plinius 37 kitaplık Doğa Tarihi eserinin 6’ncı kitabında Melanthius/Melatios olarak değindiğini yazar. Tekke, Arpaalan, Sinanlı Değirmen, Çat, Maden, Büyük, Molla Hüseyin, İnce, Sap, Kanlı, Derealan, Kürksuyu, Ayıtlık, Karaalan, Şıh, Çağman, Şaphane, Çağlan, Çorak, Baldıran, Gödena, Asarcık, Alan, Kayapınar, Aydağ ve Alanyunt dereleri Melet ırmağına
Tarihi ve Arkeolojisiyle MesudiyeNezih Başgelen · Arkeoloji Sanat Yayınları · 20172 okunma
İstisnasız bütün Ermeni aydınlarının suçlu olduğunu söylemek istemiyorum ve yapamam da. Hayır. Böyle bir politika uygulamanın yanlış olduğuna, bunların alçaklık olduğuna inanan bilinçli insanlar da gördüm. Bu kişiler, kendi halkının hayvanca içgüdülerine isyan etmiş hatta karşı koymuşlardı, fakat Ermeniler arasında bu tür insanların sayısı nispeten azdı.
Sayfa 11
Ermenilerin Alaca’da yaptıkları vahşeti, Alaca Lojistik Destek Komutanlığı müteahhidi, 27 Şubatta gördüğü manzarayı bana şöyle anlattı. Ermeniler canlı bir Türk kadınını duvarın önünde çarmıha germişler. Göğsünü yarıp kalbini çıkarıp başının üstüne çivilemişler. Erzurum’da ilk büyük çaplı katliam girişimi 7 Şubatta başladı. Şimdi söylendiğine göre, topçu alayının askerleri 270 kadar Türk’ü sokaklardan zorla toplamışlar. Bunları gasp etmişler ve niyetlerini açıkça belli ederek kışla içerisindeki banyoya kilitlemişler. Ben kararlı tutumumla 100 kadarını kurtardım.
Sayfa 9