Salim

Hem Fuzûlî aşkı anlatırken hep acıdan, elemden, ayrılıktan, yanmaktan, parçalanmaktan bahsediyordu. Aşk ayrılığının bir azap olduğunu söylüyor, sonra da azabın "a-z-b" kökünden türediğini, bunun da "lezzet" demek olduğunu söylüyordu. Demek ki aşkın azabında bir lezzet vardı ve dertleri zevk edemeyince aşkın tadı çıkmıyordu.
Sayfa 43
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Rengim solarken canıma batan liflerin ve dikenlerin hesabını soramadım kimselerden.
Sayfa 31
Yine Konstantin'in bir başka mektubunda, Donatistes'lerin inatçılığına üzüldüğünü şöyle ifade eder: “Eğer kötülüğün maskesini kaldıramazsam Allah'ın huzurunda ciddi şekilde suçlu olacağım. Hiçbir şey, benim kararlı sözüme ve imparatorluk görevime, hatayı yok etmek, yanlış görüşlerin kökünü kazımak, insanlığın saf bir dinle, samimi bir birlikle, kendisine borçlu olunan bir tapınma ile Allah'a tapmaya götürmek kadar iyi bir cevap olamaz” Nihayet, son çare olarak Donatistes'lere karşı Arles konsilinin aldığı kararı tasdik etmiştir.
Sayfa 6 - 2. Baskı, Türk Tarih Kurumu
Puan vermedi·92 syf.·
2020 10. kitabı
Ordu ilimizde bulunan tarihi yerleşim yerleri, kaya mezarları, kayaüstü resimleri ve yazıtları ile sivil mimari hakkında bilgi alabileceğimiz hoş bir eserdir. Osmanlı zamanında Sivas’a bağlı olup Milas olarak anılan kasabanın merkezi Üçyol Mahallesi’ndeydi. Hükümet binası, kışla, cami ve hanların yaptırılmasından sonra Hamidiye olarak alın yerleşim yerinin adı 1908’de Mesudiye olarak değiştirilir. Erzincan depremi sırasında bazı tarihi yapılar yıkılırken 1933’de Ordu’ya bağlanır. Kitapta Üçyol, Topçam ve Yeşilce beldelerine bağlı 57 köy olduğundan bahsederken, İller İdaresi Genel Müdürlüğü verilerine göre 70 Mahallesi olduğu görülüyor. 1885’de kurulan Ordu Belediyesi’nin ilçesi olan Mesudiye’ye bağlı yerler zamanla değişip mahalleye dönüşmüştür. Tarım ve ormancılıkla geçinen halk, arpa, buğday, patates, elma, fındık, armut ve mısır yetiştirir.[1] İlk Tunç Çağı (MÖ 3300-2000) ve Demir Çağı’nda (MÖ 1190-330) bu yana Mesudiye’de madenciliğin etkisi Mehmet Özsait’in yaptığı yüzey araştırmalarından ortaya koyulmuştur. Şemseddin Sami’nin Kamüs ül-Alam adlı eserindeki o zaman ki Hamidiye olan ilçede bakır, demir ve kurşun madenlerinin işletildiğini bizlere aktarılıyor. Khalybeslerin, Terme, Giresun ile Canik ve Giresun dağlarının olduğu bölgede yerleşikken buldukları demir-çelik kendi adlarıyla anılır.[2] 165 kilometrelik uzunluğuyla Doğu ve Orta Karadeniz arasında sınır oluşturan Melet Irmağı’ndan Romalı devlet adamı ve tarihçi Plinius 37 kitaplık Doğa Tarihi eserinin 6’ncı kitabında Melanthius/Melatios olarak değindiğini yazar. Tekke, Arpaalan, Sinanlı Değirmen, Çat, Maden, Büyük, Molla Hüseyin, İnce, Sap, Kanlı, Derealan, Kürksuyu, Ayıtlık, Karaalan, Şıh, Çağman, Şaphane, Çağlan, Çorak, Baldıran, Gödena, Asarcık, Alan, Kayapınar, Aydağ ve Alanyunt dereleri Melet ırmağına
Tarihi ve Arkeolojisiyle MesudiyeNezih Başgelen · Arkeoloji Sanat Yayınları · 20172 okunma