Salim

Reklam
Puan vermedi·127 syf.·
2020 8. kitabı
Mayıs 1987’de Gösteri dergisi’nde ayın dosyası bölümünde yer alan 20 yazıdan oluşan kitapta arkeolog, genel müdür, öğretim üyesi, mali şube müdürü, genel sekreter, müdür, bölüm başkanı, öğretim görevlisi ve sanat tarihçisi pek çok kişinin arkeoloji üzerine yazdığı yazılar yer almaktadır. Geçtiğimiz yıl kurtarma kazıları dahil 117 kazı yapıldığı, 1987'de de bu sayıya yakın çalışma yapılmasının planlandığı görülmektedir. Günümüze gelirsek, Bakanlığa bağlı müze müdürlükleri tarafından 140 kurtarma kazısı yapılmış olup, Türk ve yabancı bilim insanlarınca 2019 yılı içerisinde yapılan toplam kazı ve yüzey araştırması sayısı 513’dür. Günümüzde yapılan kazıların o yıllara oranla 5 kata yakın arttığı görülmektedir. Gelecek on yıllarda bu kazıların ve araştırmaların kat be kat artarak topraklarımızda bulunmayan tek bir tarihi parça kalmamalıdır. Halkımız da tarihi yerleri define bulacakları ümidiyle bombalamadıkları sürece arkeologlarımız hedefine biraz daha yaklaşacaktır. Bütün yerleri korumak mümkün değildir. Türk milleti, tarihini zarar vermeyecek kadar sevmelidir ve onları korumalıdır. 1982 yılındaki Trakya araştırmaları sırasında saptadığı 22 höyüğe 1985-86'da tekrar giden araştırma ekibi, bunlardan sadece 5'ini mevcut bulmuş; çoğunun toprak alma, 4'ünün tarla düzeltme, 3'ünün karayolu, 1'inin kanalet yapımı için yok edildiğini saptamıştır. Bunların yanı sıra tümülüslerden 1'inin tören platformu 3'ünün su deposu yapımı nedeniyle, 2'sinin ise fabrika arazisi içinde yok edildiğini görmüşler. Taşınmaz kültür varlıklarımızın önemsenmiyor oluşundan veya kurumlar arası koordinasyon eksikliğinden olsa gerek maden, altyapı ve benzeri işlerle yok olup giden nice kültür varlığı vardır, kim bilir? Geçmişte yapılan hatalardan ders çıkararak gelecek kuşaklara bu kültür varlıklarımızı
Toprağın Altındaki Geçmiş ArkeolojiAnonim · Arkeoloji Sanat Yayınları · 20067 okunma
Bugünün en önemli sorunu sanırım insan ve doğa tahribatı ve hatta eski eser yağmacılığı değildir. Esas sorun, altyapısını tamamlamak üzere atağa kalkmış Türkiye'nin, bu büyük bayındırlık savaşında, eski eserler konusunda verdiği ve vereceği kayıplardır. Eski eser kaçakçılığı yoluyla elden çıkan eserlerin yüzlerce, hatta abartmadan söylemeliyim, binlerce kat fazlası bugün yol, liman, fabrika, sulama, hidroelektrik tesisleri, turizm yatırımları, tarla düzenleme, makineli tarımlar, kentleşme ve yaşamını düzenleme gibi yüzlerce faaliyet içinde ülkemiz envanterinden çıkmaktadır. Bu olağanüstü boyutlardaki kültür erozyonu ve tarihsel eserlerin ortadan kalkmasını önlemek için sadece halkın eğitilmesi yeterli değildir. Yapılması gereken şeylerin başında, kalkınma savaşına gönül vermiş teknik, bürokrat ve politik kadrolara eski eser sevgisi hatta tutkusu verebilmektir.
Sayfa 46
Dünya bir tek yapıyı kurtarmak için neler yaparken, Hasankeyf gibi bir kenti cömertcesine baraj sularına terk edebiliyoruz.
Sayfa 44