Anadolu'da isimli isimsiz 15.000'den fazla höyük vardır. Adlarını ve yerlerini bildiğimiz kentsel nitelikte 300'den fazla yerleşme, ondan bir kaç kat fazla kırsal yerleşme olduğunu söyleyebiliriz.
İşte eski eser kaçakçılığı gizli kazıyı teşvik ettiği için, gizli kazı ise eserin kültür belgesi niteliğini tahrip ederek geçmişimize ait bilgiyi yok ettiği içindir ki biz bu olaya karşıyız ve karşı olmalıyız. Bir ülkenin geçmişinden kopmasının nedenli zararlı ve üzücü olduğunu belirtmeme gerek yok herhalde...
1987 yılında 48 yerde Türk bilim kurumları tarafından, 27 yerde de yabancı bilim kurumları tarafından arkeolojik kazı yapılması planlanmış bulunmaktadır. Ayıca 28 Türk, 10 yabancı bilim adamı tarafından da arkeolojik yüzey araştırması yapılacaktır. Bu çalışmaların yanında 20 yerde müzelerimiz tarafından kurtarma kazısı yapılması programa alınmış bulunmaktadır.
Harran Ovası'nın sulanması ile büyük bir ürün patlaması olacağını ve Güneydoğu'nun kaderini değiştireceğini öngörüyoruz. Ama bu olurken, Harran Ovası'ndaki insanlık tarihinin yeniden yazılmasına neden olabilecek değerde bilgi ve bulgulara sahip binlerce höyüğün ve arkeolojik yerleşmenin yok olmasını istiyor muyuz?
Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) içinde Dicle Nehri'nin bütün kolları üzerinden baraj yapımları planlanmış ve bunlardan ikisi bitmek üzeredir. Ilısu Barajı bölgenin en ilginç yerleşimi Hasankeyf'i hemen hemen tümüyle sular altında bırakacaktır. Hasankeyf binlerce yıllık geçmişinin yanı sıra bugün de ayaktaki anıtlar açısından önemli bir Türk-İslam şehridir.