Sümeyye

Sümeyye
@samankagidi
“Mekân bizim zindanımızdır” dedim. “Mekânın yalnız gözle görebildiğimiz kadarı bize aittir; biz ise tamamen ona aidiz. O bizi yorar, korkutur, çağırır, kovar. Bizi gördüğünü sanırız, o ise bizimle ilgilenmez bile. Ona hükmettiğimizi söyleriz, oysa yalnız bize gösterdiği hoşgörüden faydalanıyoruzdur. Yeryüzünün bize eğilimi yoktur. Şimşekler, dalgalar bizim için değildir; biz onların içindeyiz. Kendi öz yurdu yoktur insanın. O, kör güçlerden aşırır yurdunu. Yeryüzü mutsuzluktan başka bir şey vermeyen tuhaflıklar konutu olabilir yalnız, kimseye ait olmadığı gibi bize de değildir.” “Fethettiğimiz dünya değil, ayağımızı koyacak bir parça yer; dağ değil, gözümüzdeki resim; deniz değil, oynak sertliği ve üzerindeki yansımadır. Bize ait olduğunu sanırız. Sıkıca tuttuğumuz şey, yanılsamadır.”
Sayfa 120 - Şeyh Ahmed Nureddin
Reklam
“Unuttuğumu sanıyordum, ama galiba hiçbir şey unutulmuyor. Unuttuğumuzu sandığımız her şey, unutulmuşluğun karanlığından çıkıp tekrar geri geliyor ve hiç kimseye ait olmadıklarını düşündüğümüz anda tekrar bizim oluyor. Onlara ihtiyacımız olmadığı halde, önümüzde eski varlıkları ile parıldayarak bizi hatırlamaya zorluyor, ihanetimiz yüzünden bizden intikam alıyor, bizi yaralıyor.”
Sayfa 113 - Şeyh Ahmed Nureddin
Yılların, olayların, karar verme güçlülüğünün etkisinden kurtularak, bir an için birinin koruyuculuğu altında her şeyden sıyrılıp çocukluğuma dönmüştüm. Varlığım, benimkilerden daha güçlü olan ellere teslim edilmişti. Her şeyi yapabilecek bir sevginin koruyuculuğunda, güçlü olmak gereğini duymadan, şahane bir güçsüzlük içindeydim.
Sayfa 91 - Şeyh Ahmed Nureddin
Onun, yani öncekinin donanımı, bugünkü düzenle eğitim görmemiştir; bundan dolayı açıkça, ben öldürmeye geldim diyor. Ama bugünün medenisi geliyor, öldürüyor ve “Ben barış yapmaya geldim” diyor. Bugünkünün konuşma, yalan söyleme ve meşrulaştırma tarzı gelişmiştir; yoksa insanın bozgunculuk, nifak, adam öldürme, başkalarını öldürüp yağmalamadan duyduğu zevk, geçmişte olduğu gibidir, belki de daha şiddetli hale gelmiştir. İşte bu insan, bu anlamda hep sabittir ve beşerdir.
Sayfa 19 - Fecr Yayınları