"evrimin öngörüsü yoktur. karmaşık makineler kendi süreçlerini yaratır. beyinler hile yapar. geri besleme döngüleri, sabit kalp atışlarını sağlamak için evrimleşir ama bir yerden sonra kalbin ritmine ve müziğine kendini kaptırır. doğal fraktalların oluşturduğu panik, yaşam alanı seçimi için üretilen algoritmalar sonunda sanatın içine yayılır. bir zamanlar zor yoldan öğrenilmek zorunda olan hayatta kalma güdüleri, artık anlamsız bir içgörü yoluyla edinilebilir. estetik, trilyonlarca dopamin alıcısından kontrolsüz şekilde yükselir ve tüm sistem organizmayı modelleme işlevinin ötesine geçip modellemenin kendisini modellemeye başlar, her an daha fazla kaynak tüketerek; döngüsel ve manasız simülasyon modelleriyle kendini boğmaktadır artık. her türlü doğal gene yerleşip çoğalan parazitik dna gibi yerleşir, şişer ama kendisinden başka bir şey üretmez. bütün bu süreç büyür, gelişir ve sonunda habis bir tümör gibi patlayıp uyanarak kendini 'ben' diye adlandırır"