Ne tamamıyla varım bu dünya içerisinde ne de yok olmayı göze alabiliyorum. Tam ortasında bir yerlerdeyim bu varoluşumun. Yaşamalı mı doyasıya yoksa pes mi etmeli karar veremiyorum. Günün yirmi dört saatini bir şekilde geçiriyorum; bazen koca bir düşünce boşluğu içerisinde bazen ise insancıklarla birlikte. Ama ne tam anlamıyla düşünmeyi becerebiliyorum ne de insanlarla anlaşabiliyorum. Sorun ben miyim bu dünya sisteminde yoksa insanlar mı hatalı karar veremiyorum. 'İnsanlar olarak ayırıyorum çünkü kendimi artık insan olarak tanımlayamaz oldum.' Ne ben onlara kendimi anlatabiliyorum ne de onlar beni anlamak için çaba gösteriyorlar. Kısacası onlar benden, bende onlardan vazgeçmiş durumdayım.. sadece varoluşunun sona ermesini bekleyen bir varlığım insanlık içerisinde; sonsuzluğu bekleyen. Tek istediğim olduğuna inandığım tanrının, emanet ettiği bu bedeni geri teslim edebilmek ve ruhumun özgürleşmesinin tadını çıkartabilmek...