Bu tutuklular,
kendilerini kurtarmak için dürüst olsun olmasın her yola, her
türlü acımasız güce, hırsızlığa, dostlarına ihanete başvurmaya
hazırlardı. Birçok şanslı olayın ya da mucizenin (artık buna ne
derseniz deyin) yardımıyla geri dönmeyi başaran bizler biliyoruz:
En iyilerimiz dönmedi.
“Uyuşturucu sadece, dünyanın farkında olacak kadar akıl sahibi ancak üzerinde yaşayamayacak kadar sakat bedenli olanlara sunulması gereken bir maddedir oysa! Çünkü onların hayata olan kinlerini ve yaslarını biraz da olsa dindirmenin tek yoludur bu”
“Altı milyarlık bir seks ve şiddet bahçesi. Altı milyarlık bir gaz odası... Gerçekçi olalım! İyi bir gösteriyiz bizi seyredene. Onun için ölüp ölüp doğuyoruz. Gösteri devam etsin diye!”
“Çocuk saşığında başlayan ilişkimiz, küçük esnaf pazarlığına dönüşüyordu. Sen şu kadar ver, ben bu kadar vereyim! Aşkın mantıkla yoğrulduğu çelişkili bir dönemde yaşıyorduk. Tabiî ki çıkarlar grafiği çizilecekti kalplerin yanına. Şaşırmamalıydım yirmi üç yaşındaki kızın benden bu kadar çok şey istemesine. Daha kendine güvenemeyen benden, kendisine güvenmemi beklemesi imkânsıza yakın bir arzuydu. Ama yalan söylemek o kadar zor olmadı.