Kendi içinde de sürücünün ikinci atı, hep birinci kadar uysal olmuştu. Oysa şimdi, sevgi ve nefretin, iyilik ve kötülüğün insan yüreğinde yan yana, iç içe barındığını düşünüyordu; hem de değişik oranlarda değil, herkeste katışıksız iyilik ve katışıksız kötülük halinde. Kişi ikisinden birini azıcık kazısa, karşısına iki bütün çıkıyordu. Her şeyin karşıtı, yanı başındaydı; verilen her sağlam karara anında karşı çıkan bir mantık, her hayvanın canını alacak bir başka hayvan, erkeğin dişisi, olumlunun olumsuzu. Gerçekte tek yıkım, atomun parçalanmasıydı; yani evrensel birlik yasasının çiğnenişi. Hiçbir şey, kendisine sıkı sıkıya bağlı bir karşıtı olmaksızın var olamazdı.