Mister Doppler

Mister Doppler
İnsan, zamanını durdurmak istediği yere aittir.
Kendi içinde de sürücünün ikinci atı, hep birinci kadar uysal olmuştu. Oysa şimdi, sevgi ve nefretin, iyilik ve kötülüğün insan yüreğinde yan yana, iç içe barındığını düşünüyordu; hem de değişik oranlarda değil, herkeste katışıksız iyilik ve katışıksız kötülük halinde. Kişi ikisinden birini azıcık kazısa, karşısına iki bütün çıkıyordu. Her şeyin karşıtı, yanı başındaydı; verilen her sağlam karara anında karşı çıkan bir mantık, her hayvanın canını alacak bir başka hayvan, erkeğin dişisi, olumlunun olumsuzu. Gerçekte tek yıkım, atomun parçalanmasıydı; yani evrensel birlik yasasının çiğnenişi. Hiçbir şey, kendisine sıkı sıkıya bağlı bir karşıtı olmaksızın var olamazdı.
Reklam
Çok fazla çaba sarfetmeden, sadece biraz izlenerek çözülebilecek biriyim. Düşündüklerim, hareketlerimden ve bakışlarımdan kolayca anlaşılır. Kedi gibi, köpek gibi işte. Maalesef zaman ve adı konulmamış hükümler konuşmamızı gerektiriyor. Bu ortak bir dil demek. Yani kendini açıklamak zorunda kaldığında, sana ait olanı değil, anlaşılmak için herkesin kullandığı dili kullanmak lazım. Şu an anlaşılmak istemiyorum. Konuşmak içimden gelmiyor. Bereket, arkadaşım da konuşmam için zorlamıyor. Beraber The Doors'tan Led Zeppelin'e, Erkin Koray'dan MFÖ'ye giden bir yolculuk yapıyoruz. Şarkıları dinlerken, biten bardağıma nazik bir fiske atıyor, çıkan sese "olur" manasında kafamı eğerek cevap veriyorum. Çok mutluyum. Bazı şeyler bombok olsa bile mutluyum.
"Her insan ruhunda iyilik ve kötülükle birlikte doğar. Yaşattıklarıyla hayat, bunlardan bir tarafı daha baskın hale getirir... Bazı insanlar kendilerini yoksun hissettikleri konularda bir yansıtma yapıp başkalarına nefret duyar. O insandan hiçbir kötülük görmeseler de, hatta iyilik bile görseler onlardan nefret ederler. İyilik yaptığımız insanlardan sürekli darbe yememizin altında da bu yatar."
"Gönül; tam yutkunduğun yerdedir. Kalp ve beynin tam ortasında, ikisine de eşit mesafede duran ve dünya dillerinde sadece Türkçede var olan bir kelime. Başka hiçbir dile çevrilemiyor." ... "Kalpten bir karış yukarı çık, beyinden bir karış aşağı in, ikisinin ta ortası gönüldür, çünkü gönül, biraz kalp biraz akıldır. İnanç dediğin, akılla duygunun bir meydan savaşıdır ve o savaş tam burada," eliyle boynunun biraz altını gösterdi, "iman tahtasında yaşanır. Ağlaman normal. Bu senin hala insan olduğundandır."
"Korku bizi bencilleştiriyor," dedi. "Ölümden ne kadar çok korkuyorsak kendimize, eşyalarımıza, güvenli analarımıza ... bizim için tanıdık olan şeylere o kadar çok tutunuyoruz. Yoğun milliyetçilik, ırkçılık ve dini hoşgörüsüzlük sergiliyoruz. Otoriteyi reddediyoruz, toplumsal ahlaki değerleri umursamıyoruz, kendimiz için başkalarından çalıyoruz ve daha materyalist bir hale geliyoruz. Gezegenin kaybedilmiş bir dava olduğunu ve hepimizin zaten sonunun geldiğini düşünerek çevremize karşı sorumluluk duygumuzu kaybediyoruz."