9/10
·124 syf.··
Beğendi
·
2018 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2018 00:00
Hayatın o sarsıcı, dönüştürücü belki bazen öğütücü yanını nazara veren bir hikâye ile karşı karşıyayız bu dünyada. Uğruna ölümü göze alacağımız değerlerin, düşüncelerin bir gençlik hevesi olduğuna bizi ikna edecek bir kurgunun içerisinde yaşıyoruz. Dava şuurunu iliklerimize kadar hissettiğimiz gençlik yıllarından bugüne dünyanın pörsüterek aşındırdığı o devasa değerler manzumesinin birer fantezi olduğuna iman etmeye icbar edildiğimiz bir “sanal gerçeklik” ile karşı karşıyayız. Pek az kimse çağın tüm cazibesiyle yolundan döndürmek üzere büyük mücadelelere giriştiği bu büyük savaşa direnebiliyor. İnsanların ekserisini caydıracak haklı(!) bir mazeret(!) bulunuyor. Her yeni nesil bu hikâyeyi yeni baştan yaşamaya mahkûm sanki. Birileri gelip birileri gidiyor. Neticede koca koca sözler edip sonra da o parlak sözlerin altında kalmış, o aydınlık düşüncülere yabancılaşmış insanlar boy gösterir olmuş her yanda. Zaaflara kapılmak, “hayatın gerçeklerinin görülmesi” olarak yutturulur olmuş.  Horatius’un dediği gibi 'quid rides, de te fabula narratur/ ne gülüyorsun anlattığım senin hikâyen.‘ İşte Mustafa Kutlu’nun 1983 yılında kaleme aldığı ‘Ya Tahammül Ya Sefer’ bizim hikâyemizi anlatıyor. Herkes kendine bir rol biçebilir bu hikâyeden. Makam uğruna kırk takla atıp, inançlarından, mukaddesatından, kimliğinden ödün verenlerimiz; kendini avukat Yunus Beyin yerine koyabilir. Gençliğinde medreseden bozma öğrenci yurdundaki hızlı mücahitlerden olan Yunus Bey bakan olur ve eşine başörtüsünü açtırtır. Kimimiz Yunus Beyin zaaflarını barındırıyoruz. Ve örtüyü çıkarmanın ağırlığı altında inleyip her akşam gözyaşı döken eşi Neslihan Hanımın rolünü eşinin yönlendirmeleriyle maneviyatından taviz verenlerimiz üstlenebilir. Kariyer ve kadın cazibesinin davayı terk ettirdiklerinin hayatı
Ya Tahammül Ya SeferMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201315,7bin okunma
Zihnin Labirentlerinde Biçimsel Bir Tıkanma: Suretler ve Direkler
4/10
·111 syf.··
2026 3. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 17:57
Güray Süngü’nün Köşe Başında Suret Bulan Tek Kişilik Aşk adlı eseri, ilk bakışta absürt anlatımı ve alışılmadık metaforlarıyla şaşırtan, katmanlı bir post-modern roman denemesidir. Kitabın temel konusu; modern dünyada bireyin yaşadığı derin yabancılaşma, iletişim kanallarının tıkanması ve insanın en yoğun duygu olan aşkı bile karşısındakiyle paylaşmak yerine kendi zihninde inşa ettiği sanal bir illüzyon olarak "tek başına" deneyimlemesidir. Eserde sıkça karşımıza çıkan, bireyin adeta bir sokak direği gibi eylemsizleştiği, donakaldığı ve hayata müdahale edemediği o "direk olma" halleri, bu toplumsal felcin ve hissizleşmenin trajikomik bir yansımasıdır. ​Kabul etmek gerekir ki yazar, çağımızın en yaralayıcı ve güncel sorunlarından birine parmak basmaktadır. Dijitalleşen ve kalabalıklaşan dünyada insanın giderek yalnızlaşması, ötekiyle gerçek bir bağ kuramaması ve duygularını nesneleştirmesi sosyolojik açıdan oldukça etkileyici bir damardır. Ancak bu güçlü tematik zemin, kitabın anlatım tarzı ve kurgusal tercihleri sebebiyle ne yazık ki ciddi bir ritim kaybına uğramaktadır. ​Kitabın Temel Önermesi şudur: Modern insan kalabalıklar içinde yapayalnızdır; kendi oluşturduğu savunma mekanizmaları ve egosu yüzünden "ötekiyle" sahici bir bağ kurma yeteneğini kaybetmiştir. Bu nedenle yaşadığını sandığı aşklar ve ilişkiler, aslında karşısındaki insandan bağımsız olarak kendi zihninde dönüp duran, köşe başlarında biçim bulan tek kişilik birer yansımadan ibarettir. ​Romanın değindiği bu felsefi önerme her ne kadar takdire şayan olsa da, Süngü'nün tercih ettiği aşırı ironik, tekrarlara dayalı ve parçalı post-modern dil, yapıtın sürükleyiciliğine büyük bir darbe vurmaktadır. Anlatımdaki bu deneysel ve soyut tarz, okuyucunun metinle ve karakterlerle bağ kurmasını zorlaştırmakta,
Köşe Başında Suret Bulan Tek Kişilik AşkGüray Süngü · Dedalus Yayınları · 2014698 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bana İkimizi Anlat // #kitapyorumu
10/10
·184 syf.··
2022 9. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2022 00:00
• Konusu • ruzgar Demirsoy.. ‹üçükken evlerinin yakınındaki yeşillik alanda bisiklet sürdüği esnada tekerleklerinin birbirine çarpması sonucu Yağmur Atalay'a aşık olmuştu. Ve serüven başlamıştı. Daha küçücük bir çocukken aşkı tanımış ve bu aşktan aldığı güçle bir ömür kalbinde Yağmur'u taşımıştı. Evde annesi Doktor Müberra Hanım ve Dedesi Yusuf Efendi ile yaşıyordu. Oldukça varlıklı bir aileydiler. Rüzgar kalbindeki bu aşktan annesine hiç bahsetmedi. 8 yaşındayken kuşları izledigi esnada dedesi "hiç kuşları yazmayı düşündün mü?" diye sorar. "Yok" der Rüzgâr. Dedesi eline mavi bir defter ve iki kalem tutuşturur ve kuşları yazmasını ister. Çünkü bu hayat içini boşaltmadığın sürece yakanı bırakmaz diyordu. En sonda da "Sen kuşları yaz bakarsın bütün dünya kuşları senden dinlemek ister" demişti. O gün bugündür Rüzgarın elinden asla kalem düşmedi. Ne yazdığına bakmaksızın durmadan yazıyordu. Gece saatlerce yazıyordu. Yağmurla evleri yan yanaydı. Ve her gece odasının penceresini izliyordu. Yağmuru yazıyordu. Sürekli onu yazıyordu. Ve sadece "Bana ikimizi anlat" diyordu içinden. Tek isteğiydi bu. Onun ağzından ikisini dinlemek. Yağmur'u bir erkeğin bir kadını sevebileceği en güzel şekilde seviyordu. Rüzgar Demirsoy kimligini sevmiyordu. Parayı, şöhreti sevmiyordu. Sanal ortamda yazılarını yayınlamak için "Mecaz Adam" kimliğini oluşturdu ve kimsenin kendini tanımamasının verdiği rahatlıkla içini istedigi şekilde döküyordu. O kimliğin arkasına saklanarak istediğini yazıyordu. İlerleyen sayfalarda olaylar çok daha farklılaşıyor. Birçok olay daha yaşanıyor. Mektuplar gidip geliyor. Acaba aşklarının sonu ne olacak? • Benim Yorumum • Kitaba ba-yıl-dımm. O kadar bana hitap ediyordu ki. Kelimelerle ifade edemiyorum. Aşkın en fazla ne boyuta taşınabileceğini bu kitapta gördüm ben.
Bana İkimizi AnlatAhmet Batman · Destek Yayınları · 201410,9bin okunma
Tok Tiker II
7/10
·384 syf.··
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 12:25
" Bizler hayatın renkli fırça darbeleriydik, böyle köşede kalmış, köhne ve kokuşmuş tonlarla pek işimiz olmazdı. -Zeliş Sönmez " Belki de bizim renkli dünyamız diğer insanlar için çok karmaşıktı. Ama bizimdi, onların değil. Onlara farklı gelen bizimdi... Zeliş'in ilk kitapta yaşadığı olay karmaşası 2.kitapta da devam etti ve hiç beklemediği bir yerden devam etti. Bitti sandıkları bir olay tekrardan başladı, dallandığı budaklandı ve hepsinin başına bir çorap ördü. Tabii ki bunların yanında güzel anıları da oldu. Güzel satırların arasında kaybolundu ama olay daha çok Zeliş ve Aytuğ'un geçmişi üzerinden gelen ve ortak bir paydada buluşan sorunlardan ya da olaylardan devam ettiği için kitap biraz daha onun üstündeydi. Arkadaşlık, sevgi bağ, aile bağı, kardeşlik, olaylar entrikalar falan tabii ki de vardı ama dediğim gibi olay ve entrika'nın yanı sıra arkadaşlık da çok revaçtaydı. Yani daha çok şöyle söyleyebilirim arkadaşlık olaylar daha çok ön plandaydı. Tabii ki kitabın sonlarına doğru mutlu olunan yerler oldu alnından yerler oldu ama her böyle mutlu olunan kitaplarda olduğu gibi gidişat tamamiyle bir anda değişebiliyor. Bu kitapta da bir anda da öyle oldu. Kitabın yazım tarzı olsun, kullanılan kelimeler olsun, işlenilen konular olsun yazsrımızın bilgilerine bağlı olarak biraz daha üst seviyedeydi. Kitap biraz daha komedi tarzına kaçtığı için bence çok iyi bir şey. Kitapta çoğunlukta komedi tarzı olaylar oluşturulmuş. Günümüzde Ti.Tok denilen bir mecrada işini ilerletmeye çalışan ve bir anda ünlülerden Zeliş, Aytuğ'un sevenleri tarafından biraz da dışlandı diyebiliriz. Tabii ki onlar yaşamıyorlar ilişkiyi, fanları yaşamıyor yani. Aytuğ ve Zeliş ilişkilerini yaşadığı için her ne kadar dışarının eleştirilerinden etkilenseler de birbirlerine sevgileri hiçbir
Toktiker 2Kader Arvas · Ephesus Yayınları · 202534 okunma
Puan vermedi·472 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
"Nasıl bu kadar âşık olabildim sana? Gördüğüm ilk anda oldu, biliyorum. İyi şeyler zaman alır derler ama muhteşem şeyler aniden olurmuş. Biz ikinci grubuz sevgilim." Herkese Merhaba Severek okuduğum bir kitapla sizlerleyim. Yazarın anlatımının akıcı olması , verdiği mesajlarla güzel bir kitaptı. Aşkın sadece sevmekten sevilmekten ibaret olmadığını, fedakarlık ve sabrın olması gerektiğine değişmişti. Gerçek sevginin yıllardır kapanmayan travmaları iyileştirmeye yardımcı olduğunu bizlere hissettirdi. Cesur Baybars Ailesini küçük yaşta kaybetmiş babası ve kuzeniyle büyük bir şirketin sahibidir . Telefonuna gelen bir mesajda ölüm saati yazılıdır ama herkesin çekindiği Kral lakaplı Cesur mesajı dikkate almaz. Mısra Aslan Üniversite son sınıf öğrencisidir. Stajını tamamladığında mezun olacaktır. Oysa herkesin bilmediği bir işi daha vardır . Kızıl Kraliçe lakabıyla sanal dünyanın en bilinen hackerlarından biridir. Mısra , staj için geldiği şirketin bahçesinde gizli konuşmaları duyar ve bombalı saldırı olacağını öğrenir . Hiç düşünmeden herkesi uyarır ama kendisi yaralanır. Cesur yaralanan kadını gördüğünde etrafındaki yangından çok içinde bir ateş hisseder . Bir patlamayla başlayan tanışmaları aşka dönüşür ama geçmişten gelen düşman onlara rahat vermez. Aşka inanmayan Cesur şimdi Mısra ile hayatın anlamını öğrenir ama bu aşk onların en büyük sınavı olur. Çünkü Cesur'un , geçmişte yaşadığı travmaları vardır . Cesur'u kim öldürmek istiyor ? Geçmişin travmaları ikiliyi nasıl etkileyecek? Soruların cevabı ve daha fazlası için kitabı okumanızı tavsiye ediyorum. Her Ay Okuyanlar Kulübü
Son Nefese Kadarİlknur Yaylımateş · Parana Yayınları · 202645 okunma
10/10
·560 syf.··
2026 17. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 19:55
MÜTHİİİİİŞŞŞŞ BİR OKUMA DENEYİMİYDİİİİİ!! Heyyy, Ay Günlükleri Serisinin 3. Kitabı Cress ile devam ediyoruuz ve işte yorumlarıım --> Öncelikle şu ilk üç kitap için söylüyorum olay örgüsü, aksiyonu ve her şeyiyle Cress favorim oldu. Finalden önceki o "büyük bir şeyler yaşanacak" hissini çok güzel verdi. Yerimde duramadım, hatta o kadar heyecanlandım ki kalbim çarpıntı yaptı hshwmdjfj Şimdi bu kitapta Cress karakteri odakta ama buna rağmen diğer karakterlerimizi de okumaya devam ediyoruz. Cress bir Rapunzel uyarlaması. Uyarlama ve Cress hakkında fikirlerime gelecek olursak, Benim ennnn sevdiğim masal karakteri ya da prenses Rapunzel'dir. Fakat ben masaldan ziyade disney versiyonunu daha çok seviyorum. Masal hakkında hatırladıklarım sınırlı. Uyarlama kısmı bence yine başarılı sadece diğer kitaplarda (cinder ve scarlet) o uyarlama hissiyatı bence daha çoktu. Göndermeler falan. Ama bu benim için eksi bir yön değil çünkü hikaye artık tempoyu arttırdı ve bir sürü olay oluyor yani onca şeyin içinde uyarlayabilmek de başarı. Cress ise benim tatlı üzümlü kekim:(( Çok şeker bir karakter, sevdiiiim ancak cinder ve scarlet'ı daha çok sevmiştim. Yine de o da harika bir karakter. Genel olarak karakterlerin gidişatı ise, hala hepsine bayılıyorum. Kai, Wolf ve Thorne, açıkçası hangisi favorim emin değilim. Hepsine bayılıyoruuuuum (kadın karakterlerde aynı şekilde) levana ise gerçek bir villain. İyi yazılmış bir villain ve henüz novellayı okumadan bu kanıya vardım. Ve ayrıca bir parantez açayım, her kitapta odak başka bir kahramanda olsa dahi bu serinin asıl ana karakteri Cinder'dır. OFFF CİNDER'IM YA! BAYILIYORUM ONAAA!! Çiftlerimiiiz: favori çiftim şu anlık wolf ve scarlet ancak şunu demeden edemeyeceğim, kai ve cinder'ı aşırı özlemişiiiim!! O aralarındaki enerjiye hasret
1000Kitap
CressMarissa Meyer · Artemis Yayınları · 20154,721 okunma