Doğru soruyu bulmak neden önemli peki? Çünkü doğru soruyu yönelttiğim zaman karşımdaki insan o soru eğer bir tespitse, bir tahlile yönelik olduysa kendisiyle yüzleşiyor. Şaşırıp kalıyor.
"...Sürebilir bu aşk dedi. Başımı umutsuzca iki yana salladım. Mümkün değil dedim. Devam edemez dedim. Seni görmemeye dayanamam. Aklım sende kalır. Kalbim sendeyken bir de aklım sende kalırsa, beni deli diye kapatırlar bir yere dedim."
"...Ama ben zaten sadece kalbin bende kalsın diyorum dedi. Güldüm. Hiçbir şey bilmiyorsun aşk hakkında dedim ona. Kalp ve akıl dedikleri, birisi kan pompalayan yumruk büyüklüğündeki et parçası, diğeri de ceviz içine benzeyen bir pembe pelte değil ki dedim. Bunlar birbiriyle savaşmaya yemin etmiş iki düşman, aşk bahçesinden içeriye girince. Birisi sende kalırsa, bu savaşa devam etmek için diğeri de sende kalacak. Mecbur buna. O zaman da beni kalpsiz ve akılsız bir deli olacağım için kapatacaklar bir yerlere."
"Bir gün bir şey görürsünüz ve o şeyi gördüğünüz andan sonra artık hiçbir şeyi eskisi gibi görmez olursunuz. Her şey başka türlü görünür artık size."
... "Gördüm ve başladı. Ağaç önce daha yeşile döndü, sonra büyüdü. Kedinin tüyleri parladı, toparlak bir şey oldu. Çimenler dize kadar uzadı ve sonra çiçekler açtı aralarında. Hava da bir açtı ki bir daha kapatmadı."
Bir; Onunla tanışamazdım, çünkü ona aşıktım. Derlerdi ki kavuşmak aşkı öldürür. Aşkım o kadar kuvvetliydi ki, bu aşkı onun için bile feda edemezdim. İki; Onu tanımam için onunla tanışmama gerek yoktu. Bu mesele biraz çetrefilli aslında. Kalbinize giren kurşunun sizi öldürmesi için, kurşunun özelliklerini bilmeniz mi gerekir? Aşk benim yaramdı.