İskemlede Beş Ceset-Agatha Christie
10/10
·186 syf.··
2026 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 01:47
<<CHERCEZ LA FEMME>> İ-NA-NA-MI-YO-RUM!!! AGATHA CHRISTIE. Ancak "inanmıyorum/inanılmaz" dışında bir şey söylemeye başlayabilirsem bir inceleme yazabileceğimi düşünüyorum. Saat gecenin üçü ve ben çığlığı basmamak için dişlerimi sıkıyorum. Sanıyorum bu incelememle Agatha Christie'nin okuduğum üç kitabından ikisine inceleme yazmış bulunuyorum. Kalemi büyülü, buna adım gibi eminim ki kalemi gerçekten büyülü. Bir günde yüz küsür sayfa okutup saati unutturan, gece yarısı inceleme yazdıran, içten içe bu kadarını nasıl düşündüğünü bardaktaki suya kilitlenmene sebep olan bir kitap büyülü değildir de nedir? Devrelerimi biraz yakmış olsa da her detayında kendimi yere atmak, yerden kaldırmak, tekraren yere atmak ve bunu bu şekilde döngüye almak istedim. Agatha Christie şu hâllerimi görse yazdıklarına bin pişman olurdu diye düşünüyorum. Nefessiz okuduğum bir kitaptı ve maalesef ki sonuna geldim. Herkese tavsiye ederim. <<<spoiler içerir>>> Ta kitabın başlarında burada bir bit yeniği var diyerek not aldığım "chercez la femme" deyimini kitabın sonunda anlamak... Biter bitmez hemen o kalıba baktım ve dedim ki "İ-NA-NIL-MAZ". Chercez la femme, fransızca olup "kadını ara" anlamına gelmektedir. Polisiye türü kitaplarda özellikle yer edinmiş olup , suçun arkasında bir kadın olma ihtimalinin çok yüksek olduğunu, kadının bulunmasıyla gizemin çözüleceği anlamı çıkartılabilir. Sorun şu ki, hangi gizem? Ve hangi kadın? Hangisi? Miss Seansbury-Seale adıyla yaşayan iki kadın, iki farklı kişilik. Yetmedi Barnes biraz daha ilerleyince şaşırttı. Özetle, Bay Poirot, şapkamı önünüzde saygıyla eğiyorum ve sonraki maceramızı bekliyorum.
1000Kitap
İskemlede Beş CesetAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20242,062 okunma
Puan vermedi·152 syf.·
2026 13. kitabı
Eğer linçlenmeyeceksem bu kitabı öyle pek de beğenmediğimi belirtmek isterim Evet zamanının şartlarına göre güzel stratejiler belirlenmiş derlenmiş toplanmış (sanıyorum bu stratejiler belirlenirken Türklerden ve Türklerin yaşattıklarından dersler de alınmış ) ama bir olay örgüsü olmadığından ve benim ilgimi çeken bir konu olmadığından bitirmekte zorlandığım bir kitaptı.
Savaş SanatıSun Tzu · Halk Kitabevi · 202149,6bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·648 syf.··
2026 39. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 15:36
Her ne kadar ilk kitap seviyesinde olmasa da ( zaten olamazdı, kendini tekrara düşerdi), yine de, sürprizlerle dolu, çarpıcı, güzel bir devam kitabı. Simmons yapay zekanın tehlikelerine 40 yıl önceden çarpıcı bir şekilde değinmiş, bir nevi anti-yz manifesto olarak da okumak mümkün bu eseri. Kitabın yapısı biraz kaotik aslında. Bölümler içerisinde karakterden karaktere geçiş herhangi bir alt bölümleme, bölüm boşluğu, 3 asteriks vs. şekilde görsel uyarıcı olmadan yapılmış. Okuduğunuz paragrafın devam paragrafında diğer karaktere geçildiğini ( Eğer ilk kelime karakterin adı değilse) hemen anlayamıyorsunuz, ilk bir kaç cümle kafada karışıklık yaratıyor o yüzden. Bunun, kitaptaki zaman kavramını hissettirmek için bilinçli bir tercih olduğunu sanıyorum. Bu kadar belirgin bir baskı hatası olamaz herhalde. Kitabın eksilerinden biri, Hegemonya kabinesinin savaş toplantıları bölümlerinin çok teknik oluşuyla aksak kalmasıydı. Kitabın bazı noktalardaki çözümleri de biraz Deus Ex Machina olmuş. Yine de serinin genel sert bilimkurgu havasının etkileyiciliği adına buna çok takılmadım. Serinin 2 devam kitabında olaylar nasıl devam ediyor merak ediyorum elbette ama bir yandan da ilk 2 kitap kadar iyi olmadıklarına dair bolca yorum var. Çeviride kanayan yaramız olan devamlılık sorunu ( serideki belli kavramlara isimlere, farklı çevirmenin farklı çeviriler yapması) yaşanmamış olması bir artı. Ama kitaba bir Hyperion evreni sözlüğü konması gerekiyor bence. Sonraki baskılarda düşünülür umarım. Bu şekilde kitaplar çok daha anlaşılır hale gelecektir, özellikle bilimkurgu okumalarına yeni başlamış okuyucular için.
Hyperion'ın DüşüşüDan Simmons · İthaki Yayınları · 202611 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2026 63. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 17:10
Asıl adı Hatice Saadet Derviş ve Nazım Hikmet'in çocukluk arkadaşı olan Suat Derviş, döneminin siyasi ve toplumsal mücadelesini tüm mağduriyetine rağmen bırakmayan gazetecilerdendir. Buna ek olarak Devrimci Kadınlar Birliği'nin Kurucusu olmuş ve kadın hakarıyla ilgili çalışmalarıyla iz bırakmıştır. Paylaşmakta olduğum bu kitapta iki roman bulunmaktadır. Kitaba adını veren "Onu Bekliyorum" ilk kez Cumhuriyet gazetisinde, ikinci roman olan "Büyük Ateş" de Son Posta gazetesinde tefrika edilmiştir. Daha önce paylaştığım Hiçbiri romanında olduğu gibi, bu iki hikayede de aşkla sınanan kadınların dünyasını anlatır. Her iki romanın da ortak noktası evliyken başka bir adama aşık olan ya da olduğunu zanneden kadınların duygusal çalkantılarıdır. Zira Hiçbiri de benzer bir konuya sahiptir. Özellikle "Onu Beklerken" bölümünü okurken ekstra gerildiğimi hissettim. Kocasına duyduğu aşk yüzünden yeteneğinin köreldiğine inan kadının buhranı bana "aklını başına topla be kadın" dedirtti durdu. Kadınlara olan duyarlılığına, yaşam hikayesindeki mücadeleye büyük saygı duymakla birlikte sürekli kadınların sadakatle sınamasını konu edinmesiyle, açıkçası Suat Derviş'in donanımının altında kaldığını düşünüyorum. Kadının toplumdaki yerini, haklarını, varlığını vurgulayan daha dikkat çekici hikayeler oluştursaydı, dönemin toplumsal ve siyasi yapısını dahil ederek tarihsel bir boyut kazandırsaydı gazetecilik kimliğiyle daha uyumlu olacaktı görüşündeyim. Her ne kadar hikayeleri kadının özgür seçim hakkına değinse de, sanıyorum ki daha güçlü içerikler okumak beni daha fazla etkilerdi. Suat Derviş romanlarını, kalemi temenni ettiğim keskinlikte olmasa da, akıcı anlatımıyla dinlenmek için okunabilecek keyifli romanlar olarak görüyorum. Siz de küçük bir mola vermek isterseniz
Onu BekliyorumSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2020125 okunma
Sadece "özel" insanlar için...
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
87 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 22:26
Beyninizi zonklatarak, döve döve genişleten ve kendi kendinize geceleri varoluşsal sorular sormanıza neden olan kitap. Birkaç alıntı: • Sen ve ben çoğu kimse gibi değiliz. Dünyada rahatlık aramıyoruz. • İnsan akılla şehvet arasındadır. Bu ikisinden birinin alanında kalanı artık insan diye adlandıramayız. İnsan “gidip-gelen”dir. (Benim tanımlamam) • Amellerimiz ile niyetlerimiz arasındaki boşluğu melekler doldurur. • Yazmaya kalkışanlar mağrur kimselerdir. • Ödev katlanmayı görev ise gözüpekliği gerektirir. • Düşkırıklığı dediğim zaman eskilerin "sukût-u hayâl" dedikleri şeyi kastetmiyorum. Hayal kurmakla başım hiç hoş değildir. Gelecekten beklediği nelerse onları kafada keyfince şekillendirip sonra onlara uymayan durumlarla karşılaşınca hayalleri yıkılan kimselerden değilim. Güvendiğim dağlara kar yağmış falan değil. Derinden bir düşkırıklığı benimkisi. Geçen her gecenin leyle-i kadir, karşılaştığım her kişinin Hızır olmadığını anladığım zaman kırılıyorum. Böylece kırılan bir düş haline dönüştüğümü görüyorum. Evet, bizzat kendim bir düşkırıklığıyım, kırık bir rüyayım ben. Ve hepimiz öyleyiz. • Hepimiz birer düş kırıklığıyız ve kırılmayanda hayır yoktur. • Ne olursa olsun bir ortamda "uyumsuz" bir unsur belirmişse, ortaya bir "uyumsuzluk" çıkmışsa, o noktada anlaşılmaya değer, üzerinde kafa yorma mecburiyeti duyduğumuz bir durum var demektir. • Panik bir dünyada yaşıyoruz. Öyle inanıyorum ki panik karşısında bir şeyler yapmanın yolu paniği önlemeye çalışmaktan geçmez. En doğrusu paniğe hiç katılmamak, yani üretken bir çabaya kendini bağlamaktır. o Ama bu kendini uyuşturmak. Belki de panik elzem! (bu benim yorumum) • Çağımızda sosyalleşme adı altında gerçekleşen sürüleşmeye… • Herkes kendini ikna etsin: Kendi bakış açımın doğru olduğuna birilerini ikna etmek benim
Tahrir Vazifeleriİsmet Özel · Tiyo Yayınları · 20141,479 okunma
Puan vermedi·848 syf.··
2026 276. kitabı
İki ayrı dünyadır: Wittgenstein, özü aynı olan. Büyük bir dönüş ve bitmeyen felsefe. Çünkü o Tractatus’un önsözünde şunları yazmıştı: “Kitap felsefe sorunlarını ele alıyor ve-sanıyorum- gösteriyor ki, bu sorunların soru olarak ortaya çıkmaları, dilimizin mantığının yanlış anlaşılmasına dayanır.” ve devam eder “Böylece, şu kanıdayım ki, sorunları özlerinde sonuna dek çözdüm.”1 der, önsözünün sonlarında. Fakat yanılmıştı Wittgenstein. O, tüm sorunları çözdüğüne inandığı felsefeyi tamamen bırakarak, artık hiç geri dönmeyeceğini sanarak, kendine, felsefesine uygun olarak iş aramaya koyuldu. Çünkü babasından kalan mirasın bir kısmını entelektüel çevreye, geri kalan kısmını ise kız kardeşine bağışlamıştı. Onun için yapacak tek bir şey kalmıştı, tüm sorunları çözdüğüne inandığı felsefeden sonra kendisinin inandığı felsefeyle bağlantılı iş yapmasıydı. Şüphesiz ki onun bu fikirlerinin oluşmasını sağlayan kendisinin defalarca okuduğunu söylediği Tolstoy’un İncil’i, Thakur’un fikirleri ve belki de Schopenhauer olmuştu.Belki de o artık Tolstoy’un İncil’indeki Wittgenstein’a gösterdiği yolu aramak üzere, bir İsa yaşamı, yani basit bir yaşam modeli belirleyerek mutluluğa ulaşmakdı.2O, Birinci Dünya Savaşı’na katıldığı zaman da şöyle bir not almıştı: “Mutlu bir biçimde yaşamak için ne yapman gerektiğini biliyorsun .” der. Yine devam eder: “Neden yapmıyorsun peki? Çünkü akılsızsın. Kötü hayat akıldan yoksun hayattır.” Ve bunun için Wittgenstein Tanrıya dua eder; kendisine güç vermesi için.3İşte onun mutlu biçimde yaşaması için bildiği şey ise, bir İsa hayatı gibi basit ve yalın bir yaşam sürmesiydi. (O, basit yaşam için, giyimine dahi dikkat etmeye başlamıştı. Ömründe tüm bu geçiş aşamasından sonra çok nadiren kravat takmaya başlamıştı.4) Bunun içinde mirasını dağıttı ve kırsal da
WittgensteinRay Monk · Kabalcı Yayınevi · 200534 okunma