1/10
·188 syf.··
2026 10. kitabı
kahramının her şey en başından beri gözünün önünde olmasına rağmen hala adamın peşinden zavallı gibi gitmesi hala ondan medet umması ve sonucunda sanki hiç beklenmemiş bir şeymiş gibi şaşırması,pasif kalması,insanlara durumu anlatamamasıyla sinirimi bozan bir eser oldu son sayfalarında artık karaktere tahammül edemediğim için okumadım o kısımlarına yorum yapamıcam 180 sayfa uzatmanın mantığını hala anlayamadım ama başında beri belli olan şeyi dünyanın en beklenmedik şeyi gibi aktarılması sinir bozucu
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,5bin okunma
6/10
·352 syf.·
2026 104. kitabı
Çilekli Pancake Evi – Laurie Gilmore Selamlar! Normalde Dream Harbor serisinin atmosferini ne kadar sevdiğimi bilirsiniz ama Çilekli Pancake Evi beni öyle kurgusal mantıksızlıklara sürükledi ki, dürüstlüğümden ödün vermeden buraya içimi dökmeye geldim. Kitap aslında 8 puanlık harika bir potansiyele sahipken, yazarın aceleciliği ve karakter tutarsızlıkları yüzünden benim için ciddi puan kaybetti. Kitapta, annesini kaybettikten sonra varlığından habersiz olduğu kızı Olive ile birlikte yeni bir düzene alışmaya çalışan Archie ve bakıcılık yapmaya başlayan Iris'in hikâyesini okuyoruz. Küçük kasaba atmosferi ve karakterlerin olgun tavırları ilk başta beni fazlasıyla içine çekmişti. Ama gelelim beni en çok rahatsız eden noktalara… Olive'in annesi yeni ölmüş. Başlarda haklı olarak mesafeli, sessiz ve babasına karşı çekingen davranıyor. Tam "işte şimdi güzel bir baba-kız ilişkisi okuyacağım" derken Iris araya giriyor ve bütün o psikolojik süreç birkaç bölüm içinde çözülüp geçiliyor. Oysa böyle bir bağın yavaş yavaş kurulmasını, Archie'nin kendi çabasıyla kızına yaklaşmasını okumayı çok isterdim. Bana göre yazar, baba-kız ilişkisini derinleştirmek yerine yükü tamamen Iris'in üzerine bırakmış. Bir diğer problem ise Iris'in karakteriydi. Kitap boyunca bize daha rahat ilişkiler yaşayan biri olarak tanıtılıyor ama Archie'nin hayatına girdikten sonra bu tarafı sanki hiç yokmuş gibi davranılıyor. Karakterin değişimini ya da içsel sorgulamasını görmediğimiz için bu durum bana biraz havada kaldı. Bir de Archie ile Iris arasındaki ilk yakınlaşma sahneleri… Aralarındaki çekim çok güzel kurulmuş olmasına rağmen o sahneler bana duygudan uzak, sanki sadece o gerilimi çözmek için yazılmış gibi hissettirdi. İkisi arasındaki bağı hissetmek yerine "bir an önce bu çekimi tüketsinler" hissi
1000Kitap
Çilekli Pankek EviLaurie Gilmore · Juno Kitap · 202657 okunma
Reklam
Güzel bir gün ölmek için
9/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:58
Ernest Hemingway'in 1929 da yayımlanan eseri Silahlara Veda savaş karşıtı bir eserdir. Yazar bu kitabın sonunu 47 kere tekrar yazmıştır. Alternatif sonlar ve yazarın taslak olarak yazdığı notlar 27. Baskının son kısmına eklenmesi harika olmuş. Bu kısımdan görüleceği gibi aslında daha çarpıcı, daha edebi ve felsefi sonlar yazmasına rağmen kendi yazım tekniği ile sade bir sona yer vermiş. Bu sadelik insanın günlük hayat akışının sadeliğini öne çıkararak buzdağı tekniğinin harika kullanımıdır. Günlük yaşantı sadedir ölümler, doğumlar vs. ancak günlük yaşamın olağan akışı içinde akan olayların altında tonla acı tonla keder barındırır. Hiç kimse bir kelime dahi etmese bile bu acıyı ve insana verdiği yükü kavrayabilir. İşte böyle bir eser bu kitap. Savaşın acımasızlığını, bir hiç uğruna savaşta öldürülen insanları, kan boşalır gibi gelen acıları edebi bir dil yerine sade bir dille anlatarak bu duyguları okuyucuya bırakmıştır. Okuyucu bu acılar karşısında kitabın nasıl bu kadar sade bir dile sahip olduğunu görünce "bu acılar daha edebi betimlenebilirdi" der ancak kitabın amacı zaten okuyucuya bunu dedirtmektir. Kitap akarken Ernest Hemingway'in düşüncelerine de rastlıyoruz. Düşünen herkesin ateist olduğu. Tanrı eleştirisi. Savaş başlatan kişilerin halk tarafından kurşuna dizilmesi gerektiği ki mussolini'nin 2. Dünya savaşı sonrasında italyan devrimci halk tarafından ayaklarından asılmasını vurguluyor. İnsanların savaşlara iyimser yaklaştığını sevdiklerinin savaşa gittiğinde ya da günümüzde terör operasyonlarına katıldığında onun başına bir şey gelmeyeceğini ya da ufak bir kurşun yarasıyla döneceğini düşündüklerini ancak gerçeğin hiç böyle olmadığını, savaşa gönderdikleri sevdiklerinin paramparça olduğunu söylüyor. Bununla beraber savaşın gerçeklerinden bahsetmeye devam eder. Askerlerin savaşamayacak
Edebiyat
Silahlara VedaErnest Hemingway · Bilgi Yayınevi · 20257,9bin okunma
Puan vermedi·510 syf.··
2026 42. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 16:47
Öncelikle şunu söylemeliyim ki çok keyifle okudum. Umarım hak ettiği değeri görür. Genç yazarların desteklenmesi çok değerli ve böyle bir girişim yüreklendirilmeli, cesaretini kutluyorum. Her bölümde iki dünya arasında geçiş yapmak okuma deneyimini rahatlatmış. Bölümler daha kısa sürede bitiyor gibi hissettiriyor ve daha çok okutuyor. Cemil’in peşine düştüğü ortam bana yabancı dizilerden The OA 2. Sezonu anımsattı, o zaman da çok beğenmiştim hikayenin bilim kurgu yansımasını şimdi de aynı şekilde hoşuma gitti. Okurken duygularıma hakim olamadım, sinirlendim. Hikayenin beni böylesi içine çekeceğini beklemiyordum. Anlatı çok kaliteli, fantastik evren kurmak zaten zor, Türkiyede daha da zor. Normalde savaş sahneleri filmde de kitapta da olsa beni çok sıkar ve koparım muhakkak ama sık sık okuyucuya farklı karakterin gözünden baktırmak merakı diri tutuyor. Üstelik alt başlıklarla bölüm değiştikçe kitabı elinizden bıraksanız bile her geri aldığınızda hikayeye dalmakta hic zorluk çekmiyorsunuz. 5 Diyar’ın içine dalınca yaşadığım gerçeklikten ışınlandım sanki. Böyle olacağına inanmakta zorlanırım genelde. Beklentimin üstünde çıktı. Çok sağlam bir hikayesi ve dolu doku karakterleri var. Benim favorim Silvanni ve Kieva’ydı galiba, Faraen-Consilius ikilisini de kalbimden söküp atamıyorum. Deneyimlediğimiz dünyada ise ben Harun’un yalnızlığını ve kırgınlıklarını paylaştım daha çok. Ama gidişatının. beni fazlasıyla tatmin ettiğini söyleyebilirim. 510 sayfalık bir kitap için iyi ki okumuşum dedirtmek düşünüldüğü kadar kolay değil, başından sonuna beni hiç kopmadan içinde tutması, her bıraktığımda karakterleri. özletmesi, merak ettirmesi başarılıydı benim nezdimde. Okuduğunuza değecek bir kitap. İkinci kitabı okumayı sabırsızlıkla bekliyorum. Seri haline geleceği günü gözümde
Beş DiyarSıla Serter · Theseus Yayınları · 20261 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2026 109. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 16:41
Şairin vedası- forrest gander Bir şairi dölleyen sanırım kelimelerdir çünkü velûd bir şair kelimelerle arası iyi olandır ve sanırım bu yüzden kitap acılar ve çığlıklarla dolu bir doğum sahnesiyle başladı. Her ne kadar kitabın başında roman yazıyor olsa da ilk bölümü bitirip ikinci bölüme başlayınca farklı hikayelerin anlatıldığı bir kitap olduğunu düşündüm. Sanırım arka planda cızırdayan bir pikap iğnesi gibi yazar hayatın parçalı kırıklar ve parçalanmış zamanlardan oluştuğunu dinletmeye çalışıyordu okuyucuya. Üçüncü bölüm kelimelerden ibaretti. Sanki bir şairin zihnindeki kelimeler çarpıyordu okuyucunun suratına. Bir noktadan sonra anlamaya çalışmanın boş olduğunu anladım, çünkü yazar sadece kendi zihninin koridorunda Esen rüzgarı hissettirme çabasındydı. Okuyucu burada munfail: dinlemek ve maruz kalmak durumundaydı. Son bölüm ise sondu. Yazarın/şairin sonu. Onun ayarladığı, onun uyarladığı bir son. Ve yine onun kurduğu son cümleyle bitirmek zorundaydınız kitabı. Son cümleyi de okuyarak bitirdim kitabı. Bende ne kaldı? Yahut tercüman bu kitabı neden çevirdi?
Şairin VedasıForrest Gander · Yapı Kredı Yayınları · 201977 okunma
5/10
·272 syf.··
2026 8. kitabı
Kişisel gelişim kitaplarına karşı toplumumuzda bir ön yargı mevcut. Aslında ben öyle birisi değilim. Doğru kitabın doğru kişilerde maksimum etkiyi sağlayabileceğine, Pollyanna olumlaması dışında realist bir akışta yazılmış tüm kitapların insanı geliştirebileceğine ve faydalı olabileceğine inanıyorum. Ancak bu kitabın kimseye 1 - 2 altı çizili cümle ve meditasyon tekniği dışında fayda sağlayacağına inanmıyorum. Öncelikle okunması çok çok yorucu bir kitap. Sürekli bir terapi - olumlama - durum değerlendirmesi - uzun soluklu cümleler. Bunlar sindirilmesi gereken, üzerinde uzun uzun çalışılması gereken ince detaylar. Yazar resmen bir solukta bombardımana tutmuş okuyucuyu. Ve kitap boyunca bir şeylerin farkına varmasını ve uyanışını beklediğimiz o karakter kitabın son sayfalarında çarçabuk o noktaya erişiyor. Sanki yazar yazmış yazmış yazmış, en son sıkılıp çarçabuk toparlamış gibi. Çok büyük umutlarla başladığım ama belki aklımda 1 - 2 cümlenin kalabildiği bir kitaptı.
Senin Hakkında Yedi Şey DüşündümBerrak Yurdakul · Destek Yayınları · 2018619 okunma
Reklam
Reklam