Yabancılaşma ve dışlanma yüzünden tehdit altında olduğum duygusuna kapıldığımda, beni o anda tehdit eden olayın aslında yıllar önce olup bittiğini düşünmeye çalışırım (normalde), şansım varsa eskide kalmış o kafa karışıklığına güler geçerim.
"Fakat sonra geri döndün, çünkü başka şansın yoktu. Ben de seni bekledim, çünkü benim de başka şansım yoktu. İkimiz de bir kez daha görüşeceğimizi biliyorduk; ve sonra biteceğini."
Ancak bunu yapmadım çünkü geçen sonbahardan beri o kişi değildim. Artık sokakta karşılaştığım her güzel kadınla flört etme lüksüm yoktu. Sabah 9'da bira içme şansım da yoktu. Otel odaları beşıkler, mama sandalyeleri ve oyuncaklarla dolu olduğundan; isimlerimizi öğrenmeden, bir daha asla görmeme niyetiyle rastgele bır kadını otel odama götüremezdim.
“Bak bana,göz bebeğim.Boynumda bir tasma varken beni haklayabilecek tek kişi sensin.Senden başka kimsenin beni devirmesine izin vermem, tamam mı?”
"Seni devirmeme izin mi veriyorsun? İzin vermezsen yapamaz mıyım?”
"Kızılımın karşısında hiç şansım yok.”