Tekeşliliğin Ötesi: Modern Hazcılık ve Çifte Standartlar
6/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 439. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 11:01
Tekeşliliğin Ötesi: Modern Hazcılığın ve Çifte Standartların Anatomisi ​Mimi Schippers'ın Beyond Monogamy ekseninde tartışılan sınır ihlalleri ve çok eşlilik kavramları, günümüz toplumunda yalnızca bir "özgürlük" illüzyonu üzerinden okunuyor. Oysa bedensel ve ruhsal sınırların fütursuzca ihlali, basit bir ahlaki sapma değil; ontolojik bir parçalanmadır. Sürekli değişen partnerlerle yaşanan her temas, psişik bir enfeksiyon, Jungiyen anlamda ötekinin gölgesini kendi ruhuna kopyalama işlemidir. Dünyevi hazların anlık doğası ve varoluşsal kar-zarar denkleminin mutlak iflası göz önüne alındığında, bu yaşam tarzı salt bir "enerji israfı" değil, kişinin kendi bütünlüğüne karşı işlediği yavaşlatılmış bir intihardır. ​Ancak toplum, bu çürümüşlüğü kendi ikiyüzlü mitleriyle örtbas etme konusunda ustadır. Türkiye toplumunun kültürel bilinçdışında erkeğin çoklu ilişkileri bir "iktidar ve fetih" göstergesi olarak kutsanırken, aynı eylem kadın için kalıcı bir lekeye dönüşür. İşin trajik kısmı, kadının da bu hastalıklı hiyerarşiye boyun eğmesidir. Erkeğin partner sayısındaki fazlalık, modern bir Mavi Sakal arketipi gibi, tekinsiz ama bir o kadar da çekici bir tahakküm unsuru olarak görülür. Mavi Sakal'ın kanlı odasına girmeye can atan kadınlar, kendi yıkımlarını bir tanrıya tapınırcasına arzularlar. Beş eşli bir erkeğin normalize edilip, birden fazla partneri olan kadının aforoz edildiği bu denklem, iki tarafın da zımni rızasıyla işleyen bir grotesk tiyatrodur. Okuyucunun böylesi metinlerle yüzleşmekten kaçınmasının temel sebebi de budur; kendi iç benliklerinde normalleştirdikleri iğrençliğin dışarıdan yüzlerine vurulmasına katlanamazlar. ​Toplumsal arenada kadına atfedilen namus yükü, maske değiştirerek erkeğe de giydirilir. Yirmili yaşlarını cinselliği bir fetih alanı
Duygu ve Düşünce
Beyond MonogamyMimi Schippers · NYU Press · 20161 okunma
7/10
·64 syf.··
2026 28. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 20:04
Kitapta olaylardan çok bir atmosferin izini sürüyoruz. Yazar, arkadaşlığa ve romantik ilişkilere farklı anlamlar yükleyen karakterlerin bir aradalığından doğan bütünün parçalarını anlatıyor bize. Karakterlerin belirli anlarına onların gözlerinden tanık oluyor, aralarındaki ilişkilere onların gözlerinden bakıyoruz. Kitap bittiğindeyse elimizde ne tek tek karakterler, ne de bütünlüklü bir tema kalıyor; bence geriye, tıpkı karakterlerin paylaşımlarının ardından olduğu gibi kırgın ve kırılgan hatıralar kalıyor. Bu bakımdan kitap, içerisinde birçok öyküyü barındıran tek bir anlatı etkisi yaratıyor. Her insan ancak kendi yaşantısı kadarınca yaşananları görebilir; her insan ancak kendi hissedebildiği kadarını yarınına taşıyabilir. Kitaptaki karakterler de birbirlerinden farklı mizaç ve beklentilere sahiplerdi. Zamanın akışıyla birlikte değişen durumları değişen benlikleriyle algıladılar. Dönüşen sadece aralarındaki bağ değildi; belki de en başta dış dünyanın kendisiydi. Dış dünyadaki bir farklılık, bir sapma ya da beklenmedik bir gelişme, her ilişkinin doğasında bulunan sessiz kurallara dokunarak onların ilişkisini de başka bir biçime büründürdü. Tomris Uyar, atmosfer kuran yazarlardan. Onun öykülerinde gördüğüm temel etki ne bir olay, ne de karakterleri merkeze alması; yazar, tüm bu olay ve karakterleri aktarmak istediği ana ileti için bir çeşit atmosfer oluşturma aracı olarak kullanıyor. Bu bakımdan benim bu uzun öyküdeki karakterlere ısınamamam, normalde benim için bir eksiklik olabilecekken, burada tam tersine metnin etkisini artıran bir unsur oldu. Karakterlerle bağ kurmak zorunda değildim; çünkü anlatılan aslında karakterlerin neler yaşadıkları bile değildi. Yaşananlar yalnızca, aralarındaki ilişkiyi ve o ilişkinin dönüşümünü anlamamız için birer araçtı. Karakterler
Edebiyat
Güzel Yazı DefteriTomris Uyar · Yapı Kredi Yayınları · 2023373 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
VAKA DOSYASI NO: 09 Mefisto Kulübü
6/10
·322 syf.··
2022 14. kitabı
Suç Mahalli: Yılbaşı gecesi Boston'da vahşice katledilmiş bir kadının evi ve duvarlara kanla çizilmiş antik, tekinsiz semboller. Şüpheliler: Kendini dünyadaki "saf kötülüğün" bir elçisi olarak gören ve kurbanlarını şeytani ritüellerle seçen gizemli bir katil. Soruşturma Ortakları: Gerçekçi delillerin peşindeki Dedektif Jane Rizzoli, cesetlerin anatomisini çözen Dr. Maura Isles ve kötülüğün tarihini araştıran elit/gizemli bir topluluk: Mephisto Kulübü. ​Edebi Dedektif Raporu: Kötülük sadece psikolojik bir sapma mıdır, yoksa insanlık tarihi kadar eski, genlerimize işlenmiş ruhani bir virüs mü? Tess Gerritsen bu altıncı dosyada çıtayı sadece adli tıbba değil, teolojiye, mitolojiye ve saf kötülüğün felsefesine kadar yükseltiyor. Uçurum, serinin en karanlık ve atmosfer olarak en ağır kitaplarından biri. ​Hikaye, bir cinayet mahallinde bulunan antik sembollerle başlıyor ve bizi İncil'deki düşmüş meleklere (Nefilimler) kadar uzanan bir gizemin içine çekiyor. Jane Rizzoli her zamanki gibi bu doğüstü gibi görünen olaylara rasyonel ve şüpheci yaklaşırken, Dr. Maura Isles kendini Mephisto Kulübü’nün karizmatik ve gizemli üyelerinin arasında, ahlaki bir uçurumun kenarında buluyor. Gerritsen, okuyucuya polisiye bir takibin ötesinde, "İnsanın içindeki kötülük sınır tanımazsa adalet bunu nasıl cezalandırabilir?" sorusunu sorduruyor. ​Karar: Adli tıp detaylarının, satanik ritüeller ve antik tarihle birleştiği, okurken zihni fazlasıyla zorlayan, mistik soslu çok güçlü bir gerilim halkası. ​ Dünyada gerçekten 'saf kötü' olarak doğan insanlar var mıdır, yoksa kötülük sonradan seçilen bir yol mudur? Mephisto Kulübü'nün teorileri hakkında siz ne düşünüyorsunuz?
Mefisto KulübüTess Gerritsen · Doğan Kitap · 20143,681 okunma
Benden de biraz. (:
Puan vermedi·296 syf.··
2026 15. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 23:54
"Her yaşam milyonlarca seçim ihtiva eder. Kimi büyük, kimi küçük. Fakat bir kararın yerine başka bir karar geçtiğinde,bütün sonuçlar da değişir. Dönüşü olmayan bir sapma gerçekleşir ve bu da başka sapmalara yol açar..." Hayatta bazen başka seçimlerimiz olsaydı hangi noktada olacağımızı;tam da şu an nerede,neler yaşıyor olacağımızı düşünürüz.Ve genelde kötü bir gün geçirdiğimizde bu düşünceler zihnimize hücum eder.Hele ki birden fazla yol varken siz birini seçip kalanları ardınızda bırakmışken.Çoğu zaman o gitmediğiniz ya da gidemediğiniz yol olsaymış daha mutlu olurmuşsunuz gibi gelir.O yolda her şey mükemmel bir şekilde işliyor ve siz sadece bunun keydini çıkarıyormuşsunuz gibi hayal edilir.Fakat bu bir yanılsamadır.Olmayanın cazibesidir.Kitap bu cazibenin gerçeklikten uzak olduğunu vurguluyor. Okurken akan,sıkmayan,çok derin olmayan ama insanı bir durup düşündüren,zamanın bir diliminde dediği "ya öyle olsaydı"lara daha farklı açıdan baktıran hoş bir kitap. Ben konunun özünü kendimde tartınca şunu diyebilirim ki:Yaşadığım bu hayat için hep şükür dolu oldum.Şu an bambaşka bir yol,bambaşka bir hayatın içinde de olabilirdim ve bu yola çok yakın olduğum bir dönem oldu.O yolun değişmiş olması -şimdi düşündüğümde- olma ihtimali yüksek olan o hayatta olmayışım benim dünyamda,benim hayat yolumda,benim için tam bir mucize. Olanda bir olmayanda bin hayır vardır,cümlesine öyle çok inanıyorum ki.Yaşadığım bu hayat için minnettarım.Hissettiğim bu huzur için,kıl payı kurtulmuşluğun verdiği mutluluk için minnettarım. Gece Yarısı Kütüphanesi
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,7bin okunma
Queer Edebiyat Daha Çok Var Ol !
Puan vermedi·99 syf.··
2026 44. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 01:05
Tekrar tekrar okunacak deneyim öyküleri... Annemin Kaburgasındaki öykülerde "normallik" toplumsal cinsiyet rollerine göre kurulmuş biçimde karşımıza çıkıyor: aile kurma biçimleri, kadınlığın nasıl yaşanacağı, bedenin nasıl taşınacağı, evin neye benzeyeceği, bakımın kim tarafından üstlenileceği çoğu zaman tartışmasız kabul edilen kurallar gibi işliyor. Karakterler ise bu normların içinde tam olarak yerleşemeyen, bazen onları tekrar eden ama aynı anda onlara yabancılaşan özneler olarak kuruluyor. Eğer normal denen şey tarihsel ve toplumsal olarak kuruluyorsa, dışarıda bırakılan hayatlar neden ve veya neye göre “sapma” olarak adlandırılıyor? Bu açıdan kitap, farklı olanı merkeze almaktan çok, merkezin kendisini sorgulayan bir queer duyarlılık üretiyor.
Annemin KaburgasıBurçin Tetik · İletişim Yayınları · 2020786 okunma
Puan vermedi·498 syf.··
2026 3. kitabı
·
528 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 14:54
Ebeveynlik Pusulasını Akranlara Kaptırmak: "Çocuklarınıza Tutunun" Üzerine ​Gordon Neufeld ve Gabor Maté’nin ortak kaleme aldığı "Çocuklarınıza Tutunun", raflarda sıradan bir "çocuk yetiştirme rehberi" gibi dursa da, aslında modern topluma, aile yapısına ve eğitim sistemine getirilmiş çok güçlü bir psikolojik eleştiridir. Kitap, ebeveynlerin çocuklarıyla yaşadığı çatışmaların temel nedenini tek bir kavrama dayandırıyor: Akran Bağlanması (Peer Orientation). ​1. Doğal Olmayan Bir Sapma: Yatay Bağlanma ​Gelişim psikoloğu Neufeld ve Dr. Gabor Maté, insanlık tarihi boyunca kültür ve değer aktarımının her zaman "dikey" (yetişkinden çocuğa) ilerlediğini hatırlatarak başlıyor söze. Ancak günümüz dünyasında, çocukların kendilerine rehber olarak ebeveynlerini değil, kendi yaş grubunu (akranlarını) seçtiğini görüyoruz. Yazarlar bunun gelişimsel bir sapma olduğunu savunuyor. ​Bir çocuğun, hayata dair henüz hiçbir şey bilmeyen, tıpkı kendisi gibi ham ve olgunlaşmamış başka bir çocuğa tutunması; bir körün başka bir köre kılavuzluk etmesinden farksızdır. Akran grupları çocuklara koşulsuz sevgi sunamaz; aksine, acımasız bir "onaylanma ve dışlanma" döngüsü içinde onları sürekli kaygılı bir bireye dönüştürür. ​2. Disiplin Değil, İlişki Sorunu ​Kitabın en sevdiğim ve altını defalarca çizdiğim yönü, ebeveynlikteki "yöntem" çılgınlığını eleştirmesi oldu. Modern ebeveynlik sürekli taktikler, ceza/ödül mekanizmaları veya mola yöntemleri öneriyor. Oysa yazarlar net bir şekilde haykırıyor: Sorun bir davranış sorunu değil, ilişki sorunudur. Çocuğunuzun kalbine ve bağına sahip değilseniz, ona yön veremezsiniz. ​"Çocuklar kendilerini yönlendirecek olan kişilere bağlanırlar. Eğer bu kişi ebeveyn değilse, ebeveynin söz hakkı ve rehberlik gücü elinden alınmış demektir." ​3. Dijital Çağda "Kültür
Çocuklarınıza TutununGabor Mate · Hep Kitap · 2019403 okunma