Spoiler
Bir gün eve gelip "Bundan sonra yazıcam" diyen bir adam ve adamın hikâyelerini başka hikayelere benzeten adamın tek taraflı tutkusu Müzeyyen. Adama yazdıklarının başka hikayelere benzetilmesi ağır geliyor ve önce bir sorgulamayla "Her şey benden önce olmuşsa, bana olacak bir yer,durum kalmıyor muydu? Bana ait tek kişilik bir iskemle, oda yok muydu bu dünyada? diye düşünüyor. Sonra sabahları kadından önce kalkan şehrin uzak yerlerinden hikayeler toplayıp gece yarısı eve geri gelen adamın hikayesini yazıyor. Ama yine bir sıkıntı vardı. Hikâyenin sonu çıt ediyordu. Müzeyyen merak etmişti çıt'ı ve " Her şey iyi giderken konunun bir yerde boka sarması, kopması yani." cevabını almıştı. Sonunda olacaktı bir şeyler ama hikayeyi yazan adam da bilmiyordu o şeyleri ve bu hikaye kendisi fark etmese de onu korkutuyordu. Çünkü kendi hayatına çok benziyordu. Bir gün evden çıkıp gittiğinde adımları onu eve geri getiriyor çünkü hissediyor o çıt noktasının geldiğini .Eve geldiğinde Müzeyyeni göremeyince oluşan korkusu , kararsızlığı, çevresindeki nesnelerden aldığı cevaplar... Her şey olduğunca açıktı. Müzeyyen gitmişti. Ama o zaten hazırdı bu sona . Müzeyyen onu çağırdığında Galata'nın önündeki her zaman gittikleri kafeye gitmiyor, sadece izleyip anahtarları gönderiyor ona. Olacakları bilen ama engel olmayan sadece bekleyen başarısız korkak bir adamın hikayesi.