Kahredici bir şey oluyor. Onu hemen birkaç duyarlı kelimeye indirgiyor, yayıyor, duyuruyor, paylaşıyor, çoğaltıyoruz. Sonrasında sanal alemde herkes bu ultra duyarlılık kadehinden haz şarabını yudumlarken, acı yerinde durmaya ateş düştüğü yeri yakmaya devam ediyor. Gökhan Özcan
Umutsuz bir bekleyişin içinde, sadece onunla nefes alabilmek.
Gözlerin zehri şarap eder mi? Alıp içsem beni sarhoş eder mi? Bir hayale daldım uyan derler mi? Beni böyle koyup gitme olur mu? Yine gel akşam üstü Gece sabaha varmadan İzin olsun üzerimde olur mu? Yine gel akşam üstü Gece sabaha varmadan İzin örtsün üzerimi olur mu?
1000Kitap
Şayet bir kimse, haramlığı kesin olan bir şey için sırf elindeki malı satabilmek (tervîcü's-sıl'a) amacıyla veya cehaleti sebebiyle 'Bu helaldir' derse, kafir olmaz. ​Keza bir kimse, 'Keşke şarap haram kılınmasaydı' veya 'Keşke Ramazan orucu farz kılınmasaydı' diye temennide bulunsa —bunda kendisi için bir meşakkat ve zorluk gördüğü için böyle demişse yine kafir olmaz. Aksine, 'Keşke zina haram kılınmasaydı' veya 'Keşke haksız yere adam öldürmek haram kılınmasaydı' şeklinde bir temennide bulunursa, işte o zaman kafir olur. Çünkü bu iki fiilin haramlığı bütün dinlerde sabittir ve ilahi hikmete (hikmet-i ilahiyeye) tam bir muvafakat arz eder. Kim bu haramların kalkmasını temenni ederse, aslında ilahi hikmetin dışına çıkılmasını istemiş olur. Bir kimsenin, Allah Teâlâ’nın hikmetli olmayan bir hüküm koymasını istemesi ise, Rabbine karşı cehaletinin ta kendisidir. el-Mecmûatü’s-Seniyye alâ Şerhi’l-Akâidi’n-Nesefiyye
O kadar dindardı ki, cennette şarap olacak yazısını okuyunca Allah'a küsmüştü..
İçmişim, sarhoşum seni düşünmek batıyor beynime şair...
Şarap demişken, sen en çok bir şaraba benziyorsun! İçmişim, sarhoşum da bardaklar kırılıyor beyninde...
"Müttakilere vaad olunan cennetin durumu şudur: -İçinde tadı ve kokusu bozulmayan sudan nehirler, -tadı değişmeyen sütten nehirler, -içenlere lezzet veren şaraptan nehirler ve -süzme baldan nehirler vardır..." Bilinen fiziksel dünyada süt, bal veya şarap gibi yoğun ve organik maddelerin nehirler halinde akması, akışkanlar mekaniğine ve eşyanın tabiatına aykırıdır; çünkü bu maddeler açık ortamda hızla bozulur, pıhtılaşır ve tortu bırakır. Ayette bu nehirlerin "tadı ve kokusu bozulmayan" şeklinde nitelenmesi, bunların bildiğimiz hayvansal veya bitkisel maddeler olmadığını gösterir Muhyiddin İbnü'l-Arabî Hz. bu 4 nehri insan idrakinin ve ruhunun dört temel ihtiyacının fıtri karşılığı olarak yorumlamıştır: -Su Nehri: Mutlak hayatın, saf bilginin ve ilahi fıtratın akışıdır. -Süt Nehri: Ruhun beslenmesini, gelişimini ve ilahi fırattaki çocuksu saflığı temsil eden nurani bir akıştır. -Şarap (Aşk/Vecd) Nehri: Akli prangalardan kurtulmanın, ilahi muhabbetle sarhoş olmanın ve sınırsız neşenin frekansıdır. -Bal Nehri: Şifanın, yüksek idrakin, süzülmüş ve damıtılmış hakikat bilgisinin akışkan halidir. İbnü'l-Arabî Hz, cennet nehirlerinin kaynağının Besmele olduğunu söyler. Ona göre: "Bismillah"ın içindeki harflerin ve kelimelerin manevi pınarlarından bu dört nehir doğar. Nehirler, İlahi isimlerin (Esma-i Hüsna) insanın ruhundaki ve idrakindeki yansımalarından ibarettir. Cennet mekanları, varlıklarını ve canlılıklarını bu nehirlerin taşıdığı ilahi enerjiden alırlar. Nasıl ki kuantum seviyesindeki sicimler ve enerji dalgalanmaları gözle gördüğümüz katı maddenin "altında" yer alıp onu var ediyorsa, cennet nehirleri de cennet aleminin altından akan, onu sürekli besleyen, yenileyen ve her an canlı tutan yaşamsal frekans bantları olabilir. (Ley hatlarını hatırlayalım
Rengi Kırmızı
Sahiciliğin cezası, yudumlanmaya değer bir şarap.