Kitap 2 temel konuda değerlendirilmeli. 1 ncisi derin yolsulluk ötekileştirilen veya hor görülen insanların yaşamı, böyle insanlarında varlığı, onların yaşamlarından kesitler, bu bağlamda yalnız kimsesiz bir çocuğun yaşama tutunma çabaları, çaresiz sorunlara kendince bulduğu çözümler, yaşadıklarıyla çok erken yaşta olgunlaşması. Çaresizlik, aidiyetsizlik, yersiz-yurtsuzluk, adaletsizlik, Madam Rosa’nın bir hayatı olması için çabaları. 2 ncisi ise SEVGİ, yaşamın temelinin sevgi olduğuna inanan birisi olarak, sevgi varsa bir şekilde çözümde var kitabın son cümlesi çarpıcı “Doktor Ramon bizzat gidip şemsiyem Arthur’u getirdi. Çok kaygılanıyorum onun için. Duygusal değerine bakıp kimse istemez onu SEVMEYİ BİLMEK gerek.” Ben Arthur’u sevdiğim için değerli başkaları anlayamaz diyor. Momo Daha kitabın başında Kimseyi Sevmeden yaşanır mı diyor, Gerçekten de sevmeyi bilmek gerekir. Kitap son cümlesiyle de sevgiyi yüceltiyor. Kitabımızın 2 ana karakteri Madam Rose ve Momo (Muhammed) diğer yan karakterlerde (Mösyö Hamil, Doktor Katz, Mösyö Malumba (Afrikalı), Madam Lola, Nadine-Ramon, Zaum Kardeşler) Yazarın hayatından da kesitlerde olduğunu düşünüyorum.
Kitabın başlangıcı güzeldi, felsefik, psikolojik, sosyolojik yanları çok Madam Rose’un hastalığı çok fazla işlenmiş gereksiz uzamış.
“””Mösyö hamil Kimseyi sevmeden yaşanır mı?”””
“””Madam Rosa’nın evindeki bizler neredeyse hepimiz orospu çoçuğuyduk””” (Toplum bizi insan olarak saymıyordu ironisi var.
“””Dükkanlardan hırsızlığa başladım: tezgahtan domates ya da kavun araklıyordum. Görüleyim diye daima birisinin bakmasını beklerdim. Patron dışarı çıkıp da bana bir tokat aşkettiğinde çığlık çığlığa bağırmaya başlardım, ama en azından biri benimle ilgilenmiş olurdu.”””
“””Madam Rosa’nın evi, alıştıktan sonra bile, kederliydi,