"Sevmekten konuşuyoruz." dedi. "Bir yaprak, bir avuç tohum.. ilk önce bunlarla başlayın. Sevmek nedir biraz öğrenin. Önce bir yaprağı, yağmurun yağışını sevin, sonra da o bir tek yaprağın size neler öğrettiğini, yağmurun içinizde neler yarattığını duyup anlayabilecek bir insanı sevin. Kolay iş değil, biliyorum. Belki bir ömür boyunca sürer. Benim de öyle oldu ya zaten, ama gene de istediğime erişemedim, sadece istediğimin ne kadar gerçek olduğunu biliyorum: Tabiatın bir hayatIar bütünü oluşu gibi, sevmenin de bir sevgiler bütünü olduğunu anladım."
Beyefendi kendince köpeğin tavrını haklı göstermeye, onu bir şekilde anlamaya çalışıyor çünkü biliyor ki, en çok nefret ettiğimiz kişi, ona karşı haksızlık ettiğimiz kişidir.
İnsanların yaşamlarında inatla kendilerine hep yer arayan alışkanlıklar, gelenekler, ritüeller, günlük yaşamın basit temposunu bile karmaşık bir sunuma dönüştürüyor.
Bakıcı mallarını överken beyefendi aniden neden keyifsizleştiğini anlamaya çalışıyor. Kendi üzerinde bu tür analizler yapmaya alışık. Demek ki başkasının da aklına gelmiş, demek ki başkalarının da yeteri kadar parası yok, başkaları da snorrka almayı utanç verici bulmuş. Demek ki başkaları da köpeği biraz gereksiz, biraz kullanım amaçlı bir hediye olarak görüyor, başkalarına göre de köpek ayni zamanda hem lüks hem de orasını burasını çekiştirip oynamaya uygun, başkaları için de kadınlar için ideal: Hem deriden hem de kürkü var, sıcak, her şeyden önce hediye olarak orijinal bir düșünce, verilen kişide duygu patlaması yaratır ve maddi olarak da ulaşlması imkânsız değil. Demek ki tüm bunlar başkalarinın da aklına gelmiş!
Alışveriş onun için bir şeyin tam kabulü anlamına geliyor, çok önemli bir şeyin, sistemin kabulü! Bu her şeyden önce aracılık yapan ticareti kabul etmek demek ve bu süreç bir mağazaya adım atmakla birlikte başlayacak, tezgahtarla sakin tavırlarla konuşma, onun sağduyulu önerilerini baş sallayarak dinleme, sunulan örneklere bakıp beğenme ama aslında bu, betondan bir cangılın, parlak ışıklı bir ormanın içinde birbirinin boğazına sarılmış iki canavarın bir lokma uğruna ölüm kalım kavgası gibi. Ve biliyor ki yenilgiye mahkum olan kendisi çünkü tüccar bu kavgada bütün varlığın ortaya koyuyor, kendisinin ortaya koyduğu tek şeyse parası, o da her zaman o kadar az ki onun için mücadele etmeye bile değmiyor.