Gürkan

Gürkan
Normal insan
Türkçe Öğretmeni
28 Şubat 1999
31 okur puanı
Ekim 2017 tarihinde katıldı
Okuma Notlarım 6
Son yıllarda edebiyat dergilerinin kalitesinde genel bir düşüş var gibi görünüyor olabilir ama bu, uzun süredir yayımlanan dergiler için geçerli bir yargı bence. Onlardaki kalite düşüşü istikrarlı bir şekilde devam ederken yayın hayatına nispeten yeni başlayan dergilerde durum farklı. Yeni dergiler şaşırtıcı şekilde nitelikli. Hepsinin ortak yönünün o köklü dergilerdeki bozulmayı dile getirerek işe başlaması ise aslında bunun çok doğal bir şey olduğunu gösteriyor bize. İşte eleştiri kültürü edebiyat ortamının niteliği için bu kadar önemli.
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Okuma Notlarım 5
Notos dergisinin 105. sayısındaki Umberto Eco söyleşisini okudum. Eco, bu söyleşide hafızayı ruhun özü olarak tanımlıyor ve hafızanın tamamen kaybedilmesinin ruhsuz kalmak anlamına geldiğini söylüyor. Özellikle genç kuşaklarda gözlemlediği "küresel hafıza kaybı" onu derinden endişelendiriyor ki bunda çok haklı. İnternet varken hafızayı kullanmaya giderek daha az ihtiyaç duyduğumuz için yaşanıyor bu hafıza kaybı. Günümüz dünyasında hatırlamanın yerini bildirim hafızanın yerini arşiv almış durumda. Kaybettiğimiz şey yalnız biyolojik bir kavram değil. Sadece öyle olsa daha başa çıkılabilir bir kayıp olurdu belki ama maalesef aynı zamanda ontolojik bir kayıp bu.
İnsan ve Hayat
Okuma Notlarım 4
Dost Kitabevinin "Kültür Kitaplığı" serisinin 1. kitabı olan "Sokrates"i az önce bitirdim. Daha önce okuduğum "Napoleon" kitabıyla birlikte serinin iki kitabını okumuş oldum. 192 kitaplık seriye başlarken çok hevesliydim. Şimdi biraz bu hevesim azalsa da kendimden beklemediğim sağlamlıkta bir iradeyle devam ettiğim için mutluyum. Merak edenler için serinin tüm kitapları aşağıdaki bağlantıda: forum.kayiprihtim.com/t/dost-kitabevi...
1000Kitap
Okuma Notlarım 3
Erman Çağlar Uykusuz'un Kasım 2024 sayısındaki tebessüm ederek okuduğum yazısında mevsim geçişlerinde yaşadığımız hevessizliğin nedenini aramış: "Neden böyle oluyor bilmiyorum. Mevsim geçişlerinde ne istiyor vücudumuz? Tüy mü dökeyim, tüy mü çıkarayım. Eskiden, binlerce yıl önce atalarımızın yaptığı ama artık bizim bilmemizin imkanı olmayan bir şeyleri hatırlıyor herhalde. Nehire mi giriyordu? Tam mevsim dönerken avladığı avın yüreğini mi yiyordu? Ateş başında sihirli kurbağa emip kendi atalarıyla iletişime mi geçiyorlardı? Bilmeme imkan yok. Belki de bayram gibi bir şeydi, dans ediyorlardı, birbirlerine hediye veriyorlardı. Belki de vücudum akraba ziyareti ve hediye istiyor. Ne istediğini anlatamadığı için de beş yaşındaki çocuğum gibi mahzun oluyor, sessizleşiyor. Belki araya binlerce yıl giriyor, ama insanı yine insan üzüyor.
İnsan ve Duygular
Okuma Notlarım 2
Masumiyet Müzesi'nin meşhur giriş cümlesinin güzelliğini; mutluluğu yaşarken yeterince farkında olmadığımı, değerini yaşadıktan sonra anladığımı iyice idrak ettiğim şu günlerde daha iyi anlıyorum. İlk okuduğumda çok basit gelen bu cümlenin bu kadar üzerinde duracağımı tahmin etmiyordum. Terry Eagleton romanlardaki giriş cümlelerine metnin genel havasıyla ilgili fikir verdiği için dikkat edilmesi gerektiğini söylüyor. Onun bu önerisine uyarak okuduğum bu giriş cümlesinin roman boyunca tekrar tekrar bahsedilen bir fikri de çok iyi yansıttığını ancak şimdi görebildim.
1000Kitap