Erman Çağlar Uykusuz'un Kasım 2024 sayısındaki tebessüm ederek okuduğum yazısında mevsim geçişlerinde yaşadığımız hevessizliğin nedenini aramış:
"Neden böyle oluyor bilmiyorum. Mevsim geçişlerinde ne istiyor vücudumuz? Tüy mü dökeyim, tüy mü çıkarayım. Eskiden, binlerce yıl önce atalarımızın yaptığı ama artık bizim bilmemizin imkanı olmayan bir şeyleri hatırlıyor herhalde. Nehire mi giriyordu? Tam mevsim dönerken avladığı avın yüreğini mi yiyordu? Ateş başında sihirli kurbağa emip kendi atalarıyla iletişime mi geçiyorlardı? Bilmeme imkan yok. Belki de bayram gibi bir şeydi, dans ediyorlardı, birbirlerine hediye veriyorlardı. Belki de vücudum akraba ziyareti ve hediye istiyor. Ne istediğini anlatamadığı için de beş yaşındaki çocuğum gibi mahzun oluyor, sessizleşiyor. Belki araya binlerce yıl giriyor, ama insanı yine insan üzüyor.