10/10
·
Beğendi
Savaş ateşinin etkisiyle tüm benliğimizi, korlarının yaktığı hatıralarımızın küllerini bırakarak bir daha dönmemek üzere vatanımızdan ayrılıyorduk. Çürümüş, yıkılmış bir ağaç gibi çürüklerimizi döke döke, köklerimizi söke söke kopuyorduk evimizden barkımızdan. Hepimizin gözlerinde derin bir acı, bir güceniklilik vardı. Yüzümüze zehir gibi bir elem çöreklenmiş oturmuştu. Elimizden hiçbir şey gelmemesi içimizi kanatıyor, derin yarıklar açılmasına yol açıyordu. Köyümüzün üzerine bir ölüm sessizliği çökmüştü
Rüzgar Söyler ŞarkımızıHanife İşleroğlu · İkinci Adam Yayınları · 20260 okunma
Dostum, her şeyin far­kında olduğun için mi yalnız ve mutsuzsun?
Puan vermedi·167 syf.··
2026 25. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 02:32
Okuduğum her kitap için özellikle seçtiğim bir şarkı oluyor, öncelikle sizinle onu paylaşmak istiyorum. Şarkı Türkçe değil ama ben müzikte dilin bir önemi olmadığını, zaten kulakla değil kalpten dinlenen bir şarkının his ile anlaşılabileceğine inanıyorum. Şarkımız : Barbaad-Jubin Nautiyal (Lütfen dinleyiniz) Gelelim kitabımıza... Kitap çok yakın arkadaş olan Çetin ve Ender'in bir diğer arkadaşları olan Fikret'in anne babasının geçirdiği trafik kazası sonucunda ölmeleri ile başlıyor. Fikret, bir süre sonra Amerika'ya geri dönüyor ama Çetin ve Ender'e kız kardeşi Nihal'i emanet ediyor. Nihal, bu ikili için yeni bir kafa karışıklığı, yeni bir sorumluluk ve yeni bir macera oluyor. En çok da Ender için... Bu ikili ağabeylik tasladığı kıza bir süre sonra aşık olurlar ve hikaye böylece akıp gider. Bütün bu hikaye Ender'in ağzından Çetin'e adeta bir iç dökme gibi yazılmış. Bu ikili çok küçük yaşlardan beri birlikte, bir arada yaşama şansı bulan, orta yaşlı hâllerinde de, yani bir kel biri göbekli diye tanımladıkları zamanlarında da, birlikte yaşıyorlar. Nihal'e olan aşkları dedim ama kitapta bariz bir şekilde büyük bir aşk yoktu. Asıl olan Ender'in konuyu bir şekilde Çetin'e getirmesindeydi. Bence üstü örtülü bir "bromance" ya da gerçekten Ender'in Çetin'e olan dostluğunun adı konmamış bir ilişkiye evrilmesi söz konusuydu. Bunu açıkça belirtmediklerini yazmıştım, tamamen diyaloglardan ve geçmişe dönük anlatılardan yola çıkarak söylüyorum. Nihal'e eskileri anlatan Ender'in: "Her şey gerçekten o kadar güzel miydi Ender, yoksa sen mi güzel anlatıyorsun?" demesi ve Ender'in bunun üzerine kafa yorması, Çetin'in askerken gönderdiği mektubu, ilişkileri ve buna dair yorumları ve nicesi... Hele şu paragraf beni doğrular gibi: __Kederin bizi başrole taşıdığı, ikimiz dışında
Bizim Büyük ÇaresizliğimizBarış Bıçakçı · İletişim Yayınları · 201310,1bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Eylülde Sevmek İstedim Seni
10/10
·80 syf.··
2026 12. kitabı
EYLÜLDE SEVMEK İSTEDİM SENİ MELTEM GÜDEMEZOĞLU AZ KİTAP YAYINEVİ Merhabalar Sevgili Kitap Dostları Ben bugün Değerli Yazarımız Meltem Güdemezoğlu'nun kaleminden çıkıp Şaban Alıyev tarafından yayınlanan 'Eylülde Sevmek İstedim Seni' adlı şiir kitap yorumuyla geldim. -Sizi ilk sayfasından içine çekip son sayfasına kadar duygular arasındaki geçişler ile ilerletmeyi başaran şiir kitaplarını okumayı sever misiniz? Cevabınız evet ise o zaman bu kitap tam sizlik derim. Neden mi? Hadi o zaman yorumumla az biraz kitap içeriği hakkında bilgi vereyim size . -Kitabımız 45 şiir başlığı altında, 80 sayfadan oluşmaktadır... Yazarımız duygularını dışa vurup,hayatın girdaplı yollarında yaşadığı duyguları bazı şiirlerinde kafiyelendirerek bazı şiirlerindeyse  kafiyelendirmeden düz yazı biçiminde şiir konusu altında ustaca kaleme alıp bu şiirleri bir kitap içerisinde birleştirip biz okurlarına sunmuştur. Şiirler her okuyanda farklı bir iz bırakırlar. Kimi şiirler ruhumuza dokunur kimi şiirler de hayatımıza. İşte şair Meltem Güdemezoğlu da 'EYLÜLDE SEVMEK İSTEDİM SENİ ' adlı kitabında yazmış olduğu şiirlerde aşkın,sevginin, hayatın tüm tadlarını  bir armoni duygusuyla harmanlayarak ruhumuza dokunan bu şiirleri bir kitapta toplayarak biz okurlarına sunmuştur. Şimdi sizlere kitap içeriği ve tanıtım bülteni yazısı olan 'EYLÜLDE SEVMEK İSTEDİM SENİ' adlı şiiri yazarak yorumumu burada sonlandırmak istiyorum. Gözlerime dalıp gittin Bir sonbahar havası gibi biraz deli, biraz telaşlı, Biraz huzurlu, biraz tebessümlü kendinden geçmiş gibi… “Eylül”de sevmek istedim seni. Cunda Adası’nda aşkla dolu şarap içerken, Güneş rengârenk renkleriyle, Turuncu, kırmızı, mor, tam batarken, Denizin hüzünlü dalgalarıyla, İçimizde aşk, Şarkımızı söylerken, “Eylül”de sevmek istedim seni. Sonsuzluğun sonsuzluğu
1000Kitap
Eylülde Sevmek İstedim SeniMeltem Güdemezoğlu · Ares Yayınları · 2021102 okunma
Fazla kışkırtıcı, fazla tehlikeli, fazla KORKMAZGİL!
Puan vermedi·184 syf.··
2026 7. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2026 13:43
Neden haziran? “Haziranda ölmek zor da, temmuzda, ağustosta, mayısta kolay mı?” Kitabı elimde gören bir arkadaşım da öyle demişti, “Neden haziran?” “Benim ülkemde haziran, gül-gelincik-kiraz ayıdır. Yoksunluklarla geçen kıştan sonra gelen allı-güllü haziran, gerçek bir şenlik, bir şölendir. İsterim ki hiçbir canlı acı çekmesin, ölümün yüzünü görmesin bu güzel ayda.” Ve güzel bir temennide de bulunuyor. “Dilerim onüçüncü ayda ölesiniz!” “Ölmek bir şey değil doktor ondan sonrasını düşlemek beter.” Bir şair Hasan Hüseyin Korkmazgil, ve bir şair için en zor şeylerden biri de başka bir şairi kaybetmek olsa gerek! Nazım’ın öldüğünü duyuyor Haziran’ın 3’ünde ve şu dizeler dökülüyor dudaklarından, “Hava leylak ve tomurcuk kokuyor, uy anam anam, haziranda ölmek zor.” Ve birkaç yıl sonra Orhan Kemal gidiyor yine bir haziran ayında, yine aynı dizeler, yine kendiliğinden… Ve bir merak düşüyor içime, bakıyorum daha haziranda kimler gitmiş diye, Yalnızca Nazım ve Orhan Kemal değil ya, Kafka gidiyor yine Haziran’ın 3’ünde, bu şiirler yazılmadan çok daha önce, ve “Kalıcı değiliz şu dünyada, düşünmek acı,” diyen Cahit Külebi, olanca hüznüyle… “Sevmemek yangın uğultusu, sevilmemek yangındı.” Aylardan haziran, Yaz başı, Ben neden hâlâ üşüyorum? Ali Lidar Yalnızca şair değil Hasan Hüseyin Korkmazgil, Tabelacı, Arzuhalci, İnşaatçı… Halkın içinde, halktan biri… Bireyin iç dünyasını, varoluş sancılarını vesaire değil doğrudan toplumun sancılarını konu alıyor. Estetik kaygıdan uzak, bir şiir değil onun yazdıkları, bir başkaldırı! Fazla sert, fazla tehlikeli, fazla aykırı(!) Bu nedenle zorluklar içinde geçiyor hayatı, soruşturmalar, kitaplarının yasaklanması... Fotokopi ile çoğaltılıp dağıtılıyor, duvarlara panolara asılıyor. Nâzım'ın izinden, ondan daha sert,
Şiir
Haziranda Ölmek ZorHasan Hüseyin Korkmazgil · İş Bankası Kültür Yayınları · 2023450 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
Beğendi
·
2025 107. kitabı
BİR YALNIZ KURT – Rosanne Parry Kitap elime geçmeden önce hakkında söylenen “Nadir bulunan bir mücevher” ve “büyüleyici bir hayatta kalma serüveni” sözleri beni oldukça etkilemişti. Okuyunca bu yorumlara sonuna kadar hak verdiğimi gördüm. Siz de merak ediyorsanız, gelin birlikte vahşi doğanın kalbine doğru yürüyelim. Kahramanımız Atik… O bir yavru kurt. Şimdi ise sadece bir hedef. Rakip sürünün saldırısı ailesini ve tüm hayatını bir anda paramparça ediyor. Etrafında yalnızlık, geride kalanların özlemi… Sıfır destek. Sıfır şans. Her yeni gün yeni bir düşman: açlık, susuzluk ve en tehlikelisi insan. Artık tek başına, binlerce yıllık içgüdüsüne tutunarak yürüyor. Oregon’dan Washington’a uzanan amansız bir yolculuk bu. Siz, kimse duymayınca sesinizin nasıl çıktığını hatırlayabilir misiniz? Atik’in yolculuğu tam olarak böyle… Biri onu görmeden, biri ona “korkma” demeden, geri dönüp dönemeyeceğini bilmeden. Kitapta en etkileyen şey vahşi doğa değil; bir kurdun kalbinin ne kadar insan olabildiğini görmek. Bir sesin artık karşılık bulmaması… Bir kokunun geri gelmemesi… Bir adımın ardında kimsenin yürümemesi… İnsanla bütünleşen duygular değil mi bunlar? Sizce hayatta kalmak nedir? Hayatta kalmak, en derin yalnızlıkta bile kendi şarkımızı bulmak değil midir? Atik’in yolculuğu, içimizde taşıdığımız o ilkel, o sarsılmaz cesareti gösteriyor bizlere. Cesaret, yuva arayışı ve vahşi doğada hayatta kalma konuları işlenirken; kurtların sürü içindeki rolleri, avlanma ritüelleri gibi pek çok önemli bilgiye de yer veriliyor. Bu hikâyeyi özel kılan ise anlatımı bence. Atik ile birlikte görmek yerine kokluyor; duymak yerine hissediyorsunuz. Peki sizce aidiyet nedir? Bir yuva, bir yer mi, yoksa bir duygu mu? Bazen bir kurdun pes etmeyişi, insanın kendi karanlığında tuttuğu en son
Bir Yalnız KurtRosanne Parry · Yediveren Yayınları · 202537 okunma
Puan vermedi·418 syf.··
2025 29. kitabı
BİR KİTAP: BEYOĞLU'NUN EN GÜZEL ABİSİ / AHMET ÜMİT Zamanla çok uzaklardaki mezralarından, köylerinden zorla ta buralara kadar savrulup ayakta kalma mücadelesi veren yoksul kadınların, erkeklerin yani hayatın çiğneyip tükürdüğü insanların sığındıkları bu düşmüş semtin köhne sokaklarından biri. Bu ülkenin sorunu ahlaksızlık, şeref yoksunluğu, onur kaybı... Bilirisiniz Nevzat Bey, Eylül en güzel zamandır İstanbul'un. Herkes yeni bir yılı karşılama telaşı, heyecanı ve mutluluğu içindeyken görevi başında olanlar vardır. Başkomiser Nevzat ve ekibi gibi. Telsizlerine gelen bir anons Nevzat, Ali ve Zeynep için uzun bir gecenin başlangıcı demektir. Tarlabaşı'nın arka sokaklarında bir erkek cesedi bulunmuştur. Bir bıçak darbesi ile öldürülen kişi, bölgenin tanınmış isimlerinden Engin Akça'dır. Cinayet, Engin'in en büyük düşmanlarından birinin sahibi olduğu Tarlabaşılılar Kulübü'nün hemen önünde işlenmiştir. Bu durumda en büyük zanlı da kulüp sahibi Barbut İhsan'dır. Fakat araştırmalar sürdükçe dostu kadar düşmanının da çok olduğu ortaya çıkar Engin'in. Cinayet soruşturması yanında pek çok konuya da değinmiş yazarımız; bir çok eserinde olduğu gibi. 6-7 Eylül olaylarından, Gezi eylemlerine, kentsel dönüşüm adı altında imar rantından sokak çocuklarına, kumardan fuhuşa, kadına şiddetten töre cinayetlerine kadar. Nevzat Başkomiser’e neden “Beyoğlu'nun En Güzel Abisi” dendiğini de öğreniyoruz kitapta; Tarlabaşı'nın geçmişi ve günümüzdeki halini de. Yine güzel bir macera, yine dolu dolu İstanbul ve o mu bu mu derken, şaşırtan bir katil. Laf aramızda tahminimde yanılmadım bu kez. Kitapta bahsi geçen güzel şarkıları paylaşmadan olmaz elbet. Ömrümüzün son demi, son baharıdır artık / Müzeyyen Senar Ne doğan güne hükmüm geçer, ne halden anlayan bulunur / Minür Nurettin Rüzgar
Alıntı
Beyoğlu'nun En Güzel AbisiAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201943,5bin okunma