Dinî-siyasi bir sembol olarak değeri büyük olan halifeliğin, Fâtımîlere karşı olduğu kadar Abbasilere karşı da Endülüs'ün bağımsızlığını ve üstünlüğünü ifade etmesi bakımından etkileri büyük oldu. Sonuçta, Endülüslüler ile başa çıkamayacağını anlayan Fâtımîler, Kuzey Afrika'da tutunamadılar ve dikkatlerini Mısır'a çevirdiler. 90
İslam dünyasının o zamanki iki büyük devleti olan Abbasiler ve Fâtımîlerin Endülüs ile özetlenen tarzda gerçekleşen ilişkilerinden biri olumlu, diğeri olumsuz iki türlü sonuç çıkarmak mümkündür. Birincisi, bu iki devletin Endülüs'e karşı yürüttükleri ele geçirme siyasetleri sayesinde, bağımsızlık yolunda daha yeni olan Endülüs Devleti bir anda kendisini o zamanki İslam ve Batı dünyasının en büyük devletleriyle amansız bir mücadele-nin içerisinde buldu. Fakat dirayetli ve akıllı stratejileri sayesin-de Abdurrahman, düşmanlarının üstesinden gelmeyi başardı ve gerçekte yaşanan bu mücadeleler, Endülüs'ün karada ve denizde bağımsız ve hasımları gibi büyük bir güç olarak doğmasının ana sebeplerinden birisi oldu.
İkincisi, yukarıda ana hatlarıyla belirtilen ilişkiler göz önüne alındığında bu iki devletin Endülüs'e karşı yürütülen Hristiyan reconquista hareketine, Hristiyanlar lehine katkı sağladıkları gerçeğidir. Bunun en somut göstergesi, Şarlman'ın iki kez Endülüs üzerine saldırması ve Berşelûne'nin kaybıdır. Sonuç olarak, Endülüs Devleti kendi içinde zaafa düştüğü zamanlarda bir darbe de bu İslam devletlerinden yemiş ve Hristiyan devletler yanında onlarla da uğraşmak zorunda kalmıştır.