İşin Sırrı "Denge"de...
İskandinavlara özgü yaşam biçimi trendleri ,tüm dünyayı sararken;sıra Danimarka'nın"hygge"sinden sonra,İsveçlilerin "Lagom'unda..
LAGOM , İsveclilere gore, İsvec kültürunu ozetleyen ve yabancilarin kendi dillerine cevirerek anlayamayacagi bir kelime ve kavramdir. Turkcesi "cok fazla olmayan, az da olmayan, kararinda" gibi bir tanimla ifade edilebilir. ancak yine de İsvecliler, "kararinda olmak, orta, optimum, averaj" gibi kelimelerin sozcugu anlatmakta yetersiz kaldigini soylerler.
Lagom mantalitesinin İsvec kulturune kimligini verdigi soylenir. Dunyanin en yuksek gelir ve refah duzeyine sahip halklarindan biri olarak İsvecliler gercekten de alcakgonulludur. İnsanlara baktiginda kimin daha yuksek gelirli oldugunu anlamak imkansizdir. Bu konuda gercekten de gorgusuz degiller, ornekler verilebilir.Dünya savaslarina da katilmayan İsvec, politika ve ekonomide de lagomdur...
Lagom, 'her şey kararınca; ne az, ne de çok' diye çevrilebilecek ve özetle, sıradan İsveçli günlük yaşantısının her alanına hakim, İsveçli ruhunu tutsak eden, içinde zaman zaman gizli ırkçılığı da taşıyan, binlerce kalıp, davranış, tavır ve duruşun nedeni olan hayat felsefesinin adı.
Ana dili türkçe olan biri için telaffuzu oldukça zor olan kelimedir. İsveçliler- looo-gomm -şeklinde telaffuz edilmedikçe ne dediğinizi anlamayabilirler. Bugün kısmen görülse de isveç'in bugünlere gelmesinde payı büyük bir yaşam tarzıdır.Mesela lagom'u kanımca en iyi anlatan örnek Volvo arabalarıdır. ne Mercedes, BMW gibi gösterişlidir, ne de diğer düşük modeller kadar mütevazi. Tam ortadır , Volvo İsveçliye göre. olması gerektiği gibidir.ne azdır ne de çok. işte ben bunu anladım....)) Lagom
🔴Kurşun Kalem - Paulo Coelho Öyküsü:
Ninesini bir mektup yazarken izleyen çocuk sordu:
- "Yaşadıklarımız için bir hikaye mi yazıyorsun? Yoksa benim hakkımda mı?"
Ninesi yazmayı kesti ve torununa şöyle dedi:
- "Aslında, senin hakkında yazıyorum. Fakat kelimelerden daha önemlisi, kullandığım Kurşun Kalem. Umarım büyüdüğünde sen de bu kurşun kalem gibi olursun." Çocuk merakla kurşun kaleme baktı. Özel bir kalem gibi görünmüyordu.
- "Fakat daha önce gördüğüm diğer kurşun kalemler ile aynı!"
- "Bu, senin nasıl baktığın ile alakalı. Kurşun Kalemin 5 önemli özelliği vardır, ki sen onlara sıkıca tutunduğunda ömrün huzur içinde geçecektir.
🔺Birinci özellik: Harika şeyler yapabilirsin ama attığın adımları yönlendiren bir el olduğunu asla unutma. Bizim için bu yaradanın elidir ve her zaman kendi kudretiyle bizi O yönlendirir.
🔺İkinci özellik: Zaman zaman her ne yazıyorsam durmam ve kalemin ucunu açmam gerekir. Bu kaleme biraz acı çektirse de sonuçta daha sivri olmasını sağlar.Bu yüzden bazı acılara göğüs germeyi öğrenmelisin, bu acılar seni daha iyi bir insan yapar.
🔺Üçüncü özellik: Kurşun kalem, yanlış bir şey yazdığında bunu bir silgiyle silmene her zaman olanak tanır. Yaptığımız bir şeyi sonradan düzeltmenin kötü bir şey olmadığını anlamalısın,
aksine bu bizi adalet yolunda tutmaya yarayan en önemli şeylerden biridir.
🔺Dördüncü özellik: Kurşun kalemin en önemli kısmı, kalemin yapıldığı ahşabı ya da dışarı yansıyan şekli değil, içerisinde yer alan kurşunudur. O yüzden her zaman kendi içine bakmalı, en çok onu korumalısın.
🔺Beşinci özelliği ise her zaman bir iz bırakmasıdır.
Aynı şekilde sen de hayatta yaptığın her şeyin bir iz bırakacağını bilmeli ve her hareketinin farkında olmalısın.!!!! Paulo Coelho
Hiç evlenmemiş ve çocuğu olmayan #FranzKafka, Berlin’de bir sokakta dolaşmaktadır. Ağlayan bir kız çocuğuna rastlar. Çocuğun, parkta çok sevdiği oyuncak bebeğini kaybettiği için ağladığını anlar. Kafka, çocuğa bebeği beraber parkta ararlar ama o gün bebeğin kaybolan izine rastlamazlar.
Ertesi gün tekrar aramaya karar verirler,sonunda bir banka oturup ümitsizce birbirlerine baktıktan sonra, Kafka kız çocuğuna, cebinden çıkardığı bir mektup verir. Sevimli kıza der ki:
“Bu mektubu sana bebek gönderdi.” Tabi mektuba bakan kızın gözlerinin içi güler ve aynı zamanda şaşırır. Kafka kendinden emin şöyle bir banka sırtını yaslayıp, iki eli ceketini yakasında, parkın ağaçlarına bakarken ;Oku bakalım, ne yazmış?der.Kız meraklı bakışlarla sonra mektubu açar ve okur.
Mektupta, “Lütfen ağlama, dünyayı görmek için gezmeye çıktım ve sana gördüklerimi yazacağım.” Bu Kafka’nın hayatında bir dönüm noktası olmuştur. Böylece Kafka’nın hayatında, yaşamının sonuna kadar devam edecek, bir hikayeler silsilesi başlar.
Kafka, kızla her buluşmasında, bebeğin maceralarını anlatan ‼️mektupları sürekli, çocuğa okur ve çocuğun çok mutlu olduğunu görür.
Kafka Berlin’e dönmeden önce, bir oyuncakçı dükkanından bir bebek satın alır; kıza hediye eder.
Kız,bebeğe bakar ve Kafka’ya, “Ama bu benim bebeğime benzemiyor.” Kafka, çocuğun heyecanı kaybolmadan bebeğin yazdığı başka bir mektup verir Mektupta, “Seyahatlerim beni değiştirdi” yazmaktadır.
Kız çocuğu bebeğini kucaklar ve hızlı bir şekilde mutlu olarak evine gider. Bir yıl sonra Kafka ölür...
Yıllar sonra kaybolan bebeğin sahibi kahramanımız ,yetişkin bir kız olur. Bebeğinin içinde bir mektup daha bulur, mektupta şöyle yazmaktadır: “Sevdiğin her şey muhtemelen kaybolacak, ama sonunda sevgi başka bir şekilde geri dönecek...” Franz Kafka
GÜNAYDINN DEME SANATI.
Günaydın’ı yalnızca bir sözcük sanmayın.!
Sabahın ışığıyla yıkanmış bir dil pırıltısıdır o..
Sekiz harfli bir anahtardır, yalnızlığın çıkış kapısını aralar. Günaydın diyen, yalnız bırakmayı ve bırakılmayı reddetmiş demektir. Gönül çelendir günaydın, buzkıran gemisidir. Ağzımızın içindeki deniz feneridir.
Öylesine güzeldir.,
“ Bu sabah ışığın elinden birlikte tutalım mı.?”cümlesinin kısaltılmışıdır.
Günaydın, kardeşidir merhaba’nın, kolay gelsin’in, teşekkür ederim’in yakınıdır.
İyi Geceler’i sorucak olursanız, o da Günaydın’ın pijama giymiş halidir.😇
Sevgiyle Kalın..