Hafıza nimetinden daha şaşılacak olanı unutma nimetidir. Eğer unutma nimeti olmasaydı, insan yaşadığı bir musibeti asla aklından çıkaramaz ve onun verdiği acıdan kurtulup huzura kavuşamazdı. Üzüntüsü hiç eksilmez, kini onu hiç terk etmez ve yaşadığı musibetleri ve öfkelenilecek şeyleri sürekli olarak hatırladığı için dünya zevklerinin hiç birinden yararlanamazdı.
Sakın göklerde ve yerde bulunan küçük bir zerrenin hikmetlerden uzak olduğunu düşünme! Aksine, en küçük zerreler bile, hakikatını sadece Allah'ın bildiği şaşılacak hikmetlere sahiptir.
Vücuttaki hastalığın şiddetinin fazlalığına göre kullanılacak ilacın acılığının şiddeti de artar. Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Allah kullarına rızkı bol bol verseydi, yeryüzünde azarlardı. Fakat O, (rızkı) dilediği ölçüde indirir. Şübhesiz O, kullarından haberdar olan ve onları görendir". {Şûrâ: 27}
Eğer insan su içmeye mecbur olduğu halde su içmekten men edilse, çok kolay bir şekilde sahip olduğu bütün dünya hazinelerini bu uğurda verirdi. Ancak kullarının bu büyük nimetin farkında olmamaları gerçekten şaşılacak bir durumdur. Suya olan ihtiyacın şiddetini ve Yüce Allah'ın bu nimeti kullarına ne kadar bol miktarda verdiğini bir düşün!
Allah'n dağlarda altın ve gümüşü belli bir ölçüye göre var etmesine bir bak! Kudretinin genişliğine ve nimetinin kapsayıcılığına rağmen, bu ikisini, sudan farklı olarak bol miktarda yaratmamış ve ortaya çıkarılmasını da kolaylaştırmamıştır. Bunun sebebi de, şu ayette ifade edildiği gibi, Allah'n, yarattıklarının uygun olanını ezelî ilmiyle bilmesidir:"Hiç bir şey yok ki, onun hazinesi bizim yanımızda olmasn. Biz onu ancak belli bir miktar ile indiririz."(Hicr:2i).