Puan vermedi·77 syf.··
2019 1. kitabı
Romandan ziyade uzun bir hikaye demek daha doğru olur. Stefan Zweig’in Satranç adlı eserini okurken oldukça etkilendim. İlk başta sıradan bir satranç hikâyesi gibi görünse de ilerledikçe insan psikolojisini çok derin bir şekilde ele aldığını fark ettim. Özellikle Dr. B karakterinin yaşadığı yalnızlık ve bunun zihni üzerindeki etkileri beni düşündürdü.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2026 32. kitabı
SIRTINDAKİ HANÇER #kitapyorumu "Her zaman seni seçerim, Em. Sen her şeyden önce geliyorsun. Sana bunu kanıtlamak istiyorum. Başıma ne gelirse gelsin, benden nasıl bir canavar yaratırlarsa yaratsınlar, ben yalnızca sana boyun eğeceğim.” Kitabımız adının hakkını kesinlikle sonuna kadar veriyor. Entrikalarla, ihanetlerle ve her an birinin diğerinin sırtına bıçak saplayabileceği bir gidişata sahip. Temposu hiç düşmüyor. Sayfalar ilerledikçe açığa çıkan sırlar, politik oyunlar ve karakterlerin birbirine karşı kurduğu tuzaklar sürekli bir sonraki bölümde ne olacak merakında bırakıyor. Ana karakterler arasında toksik ama bağımlılık yapıcı bir ilişki var. Zaten hikayemiz karanlık askeri romantizm düşmandan aşka türünde. Diğer kitaplardan ayrıldığı kısım gerçekten düşmandan aşkayı işlemesiydi bence başka kurgularda daha yumuşatılmış hâlini okuduk. Emery ve Cameron birbirine gerçekten düşman, aralarında derin bir nefret ve güven problemi var. Birbirlerinin zayıflıklarını arıyorlar ve bu da aralarındaki gerilimi arşa çıkarıyor. Cameron'ın karanlık, acımasız ve manipülatif yapısı, Emery'nin ise onun altında ezilmeyen, kendi intikamının ve gücünün peşinden giden dik duruşu benden tam not aldı. Karakterlerin birbirini evcilleştirmeye çalışmaması, aksine birbirlerinin karanlığını kabul etmesi güzel aktarılmıştı. Cameron'ın Emery'e karşı duyduğu o tehlikeli, sahiplenici ve obsesif korumacılık anları favori kısımlarımdandı. Karakterlerin birbirini alt etmek için oynadığı akıl oyunları, satranç hamlesi gibi işlenmiş baya iyiydi. Yazar, karakterlerin içsel çatışmalarını ve geçmiş travmalarını okuyucuya hissettirmekte oldukça başarılı. ​Eğer elinizden bırakamayacağınız, her satırında tehlikeyi hissedeceğiniz, karakterlerin birbirinin canını yakarken aslında ruhlarını iyileştirdiği
1000Kitap
Sırtındaki HançerK. M. Moronova · Pukka Yayınları · 202646 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·83 syf.··
2026 10. kitabı
Küçük hacmine rağmen insanın zihnine çivi gibi çakılan türden bir hikâye. Olay aslında basit gibi başlıyor: bir gemi yolculuğu, dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic ve onun karşısında sessiz, gizemli Dr. B. Ama Zweig öyle bir atmosfer kuruyor ki, sayfalar ilerledikçe “bu bir satranç kitabı değil, insan zihninin sınırlarıyla ilgili bir gerilim” demeye başlıyorsun. Dr. B’nin hikâyesi özellikle insanı sarsıyor. Yalnızlık, izolasyon ve zihnin kendi kendini tüketmesi… Bir noktadan sonra satranç onun için bir oyun değil, hayatta kalma meselesi oluyor. En çarpıcı tarafı da şu: zeka bazen kurtuluş değil, tam tersine bir hapishane olabiliyor. Czentovic ise tam zıt kutup. Donuk, kaba ama inanılmaz pratik bir zekâ. Zweig burada “doğuştan yetenek vs. sonradan kazanılan bilgi” çatışmasını çok net hissettiriyor. Kitap ilerledikçe gerilim artıyor, finaldeki maç sahnesi de neredeyse nefes tutarak okunuyor. Ama asıl vurucu olan satranç değil; insan zihninin baskı altında nasıl değiştiği. Kısa ama tokat gibi bir kitap. Bitirince bir süre kafanın içinde dönüp duruyor.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
Puan vermedi·83 syf.··
2026 4. kitabı
Tek bir odaya, hiçliğe ve mutlak bir sessizliğe hapsedilen bir zihnin hayatta kalabilmek için kendi kendisiyle amansız bir savaşa girişmesini hayranlıkla izliyorsunuz. İnsanın kendi beynini bir düşman gibi karşısına almasının yarattığı o ağır psikolojik gerilim, son sayfaya kadar dinmiyor. Kitap bittiğinde, ruhsal bir işkencenin ve takıntının insanı nasıl adım adım ele geçirdiğini iliklerinize kadar hissediyorsunuz.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
8/10
·64 syf.··
2026 165. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 14:52
Kitabı okuduktan sonra satrançtan çok insan zihni üzerine yazılmış etkileyici bir psikolojik inceleme olduğunu düşündüm. İlk bakışta bir satranç hikâyesi gibi görünse de, ilerleyen sayfalarda asıl konunun yalnızlık, baskı, özgürlük ve insanın zihinsel dayanıklılığı olduğu anlaşılıyor. Özellikle Dr. B.'nin yaşadığı tecrit süreci ve bu süreçte akıl sağlığını korumak için satranca sığınması oldukça çarpıcı bir şekilde aktarılmış. Kitap boyunca satranç, yalnızca bir oyun değil; insanın kendi iç dünyasıyla yaptığı mücadeleyi temsil eden güçlü bir sembol olarak kullanılmış. Dr. B.'nin zihninde oynadığı satranç oyunları, bir yandan hayatta kalmasını sağlarken diğer yandan onu yavaş yavaş bir takıntının içine sürüklüyor. Bu durum, insanın en güçlü silahı olan zihninin aynı zamanda en büyük düşmanı olabileceğini gösteriyor. Anlatımı sade olmasına rağmen son derece akıcı roman. Karakterlerin psikolojik durumları ayrıntılı ancak yorucu olmayan bir dille aktarılmış. Özellikle izolasyonun insan üzerindeki etkilerine dair gözlemler, kitabın yazıldığı dönemin ötesine geçerek günümüzde de geçerliliğini koruyor. Romanın kısa olması da anlatımın gücünü artırıyor; gereksiz ayrıntılara yer vermeden okuyucuyu doğrudan hikâyenin merkezine taşımış ve roman içinde bunu dışarıdan bir ses gibi aktarmaya çalışılmış. Genel olarak ise yalnızca satranç sevenlerin değil, insan psikolojisine ilgi duyan herkesin okuyabileceği bir roman. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey satranç hamleleri değil, insan zihninin baskı altında ne kadar dayanıklı ama aynı zamanda ne kadar kırılgan olabileceğiydi..
SatrançStefan Zweig · Kızıl Panda Yayınları · 2021279,1bin okunma
7/10
·
Beğendi
Şah mat kitap yorumu Herkese merhaba sevgili okurlar.Bugün sizlerle Ali Hazelwood'tan okuduğum şah mat isimli kitabı yorumlamaya geldim.Öncelikle konusundan bahsedeyim Mallory,babasının annesini aldattığını öğreniyor ve babası alkol içerken araba kullandığında ölüyor.Mallory babası gibi satranç konusunda oldukça başarılı ve bu yüzden babasına olan düşmanlığından dolayı satrancı bırakıyor.Ta ki Dünya şampiyonu Nolan Sawyer'ı yenene kadar.Öyle ki kendisi bu duruma oldukça şaşırıyor.Bir gün ailesinin oldukça paraya ihtiyacı olduğu bir dönemde Defne adındaki birisi ona satranç oynaması karşılığında bir iş vereceğini söylüyor.Mecburen kabul ediyor çünkü annesi hasta ve ilaçlara ihtiyacı var ve aynı zamanda iki ergen kız kardeşine bakmak zorunda.Kabul ediyor ama kendisine bunu takıntı haline getirmeyeceğine dair yemin ediyor.Eskisi gibi olmayacağını,satrançtan nefret ettiğini kendine söyleyip,ikna etmeye çalışıyor ama başarısız oluyor.Nolan ile ilişkileri oluyor ama kitapta romantizm çok az.Hemen hemen her yerde Mallory'nin içsel çatışmalarını okuyoruz.Maalesef ben bunu pek sevemedim keşke Nolan ile olan ilişkilerine daha fazla ağırlık verilseydi.Onun dışında yazım dili çok güzeldi her ne kadar romantizm içermese de merakla okudum.Özellikle kız kardeşleri Darcy ve Sabrina çok tatlılardı :) Ben romantizm romanı bekliyordum ama genç bir kızın satranca olan sevgisini okudum sevdim mi?evet ama tabii ki tatmin olmadım.Eğer gençlik romanlarını seviyorsanız önerebilirim.Puanım 10 üzerinden 7.İyi okumalar dilerim..
Şah ve MatAli Hazelwood · Nemesis Kitap · 2025424 okunma