Mariah

Mariah
@saturnfamesi
Ahlaklı ya da ahlakdışı kitap diye bir şey yoktur. İyi yazılmış ya da kötü yazılmış kitap vardır.
2025 senesinde okumayı planladığım 25 kitap: 1. Dune Çocukları (artık bu seriye devam etmem lazım aksi takdirde unutacağım ve bir daha okuyamayacağım) 2. De Profundis (keşke bu sene okuyabilseydim ama çok geç, aşırı merak ediyorum, oscar wilde en sevdiğim yazarlardan birisi belki de birincisi) 3. Kâğıt Adamlar 4. Bizim Büyük Çaresizliğimiz 5. Çatışan Feminizmler 6. Kadınsız İnkılap 7. Tutku 8. Sanat Başkaldırır: Coşku ve Cüretkarlık Üzerine 9. Bağlı 10. Başka Dilde Aşk 11. Gothikana 12. Çoğu Zaman Derbeder 13. Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorum 14. Düzcinsel 15. Memeler ve Yumurtalar 16.
Edebiyat
Reklam
Kitabı henüz bitiremedim ama incelemeleri gördüğümde ben de hayal kırıklığına uğradım. Cioran kesinlikle çok daha dikkatle okunması gereken önemli bir yazar. Kitabı bitirdiğimde bir inceleme yazacak olsam tam olarak bunu yazardım
Gönderi kullanım dışı
Platon’un Devlet kitabı bana ön söz okuma alışkanlığı kazandırdı gerçekten bugüne kadar okumayıp geçtiğim her ön söz için çok pişmanım. Artık benim için kitaptan zevk almanın bir başka yolu, ön sözlerini okumak…
Edebiyat
“Rusya’dan kaçan dindar bir aydın olan Nicholas Berdyaev, “Ütopya her zaman totaliterdir, totaliterlik her zaman ütopyacıdır” diyordu. Bunun üzerine anti-ütopyaya bir akın başladı; aynı bayrak altında beş benzemez bir araya geldi. Zamyatin gibi bir devrimci, Berdyaev gibi bir dindar, Orwell gibi bir radikal demokrat, Huxley gibi bir liberal, hepsi anti-ütopyacı oldular.” Biz
Edebiyat
Böyle kitapların başında bizi bilgilendirmek için yazılmış yazılara bayılıyorum. Bazen kurguyu okumak kadar büyük bir zevk veriyor. Mesela bu yazı gibi. Biz kitabından alıntı: “Anti-ütopya, ütopyaların mükemmelliğine, kapalılığına bir tepkiydi; 20. yüzyıla kadar yazılmış olan ütopyaların hepsi birer diktatörlük tasvir ediyordu aslında: Yalnızca iktidar soylunun ya da varlıklının elinden alınacak, “hak edenin”, seçkinlerin, yetenekli, bilge, aydın azınlığın eline verilecekti. Eh bir de yüzyıl başında ütopya falan değil, alenen gerçekte benzer bir durum ortaya çıkınca, iktidarda olmak için tek gerekçeleri “her zaman haklı olan partiye üye olmak” olan bir azınlık belirince, ütopya ansızın korkutucu bir şey oldu çıktı.”
Edebiyat