EVRENSEL BİLGELİĞİN ANAHTARLARI ÜZERİNE AYDINLATICI BİR ANLATI
“Mutluluk da mutsuzluk da kendi içimizdedir. Cennet de cehennem de bizim içimizde bulunur.”
Mutluluk nedir?
Hayatın anlamı nedir?
Korku nedir?
Yaşamın anahtarı nedir?
Dünyayı nasıl değiştirebilirim?
Nasıl mutlu ve başarılı olabilirim?
Hepsinden de öte; NASIL İNSAN OLABİLİRİM?
Gündelik yaşantımızda bu soruları soruyor muyuz? Ya da bu soruların cevabını biliyor muyuz?
Yeryüzünde milyarlarca insan vardır. Hepsi birbirinden farklı, biri diğerinin kopyası olmayan, farklı dinlere, farklı inançlara, farklı düşüncelere sahip, hayata farklı pencerelerden bakan milyarlarca insan…
İnsanlar bazen bu “farklı” pencereleri merak eder, göz ucuyla bakmaya çalışır, tanımak, görmek deneyimlemek ister. İşte felsefe bunu yapar. Farklı zihinleri ve pencereleri tek çatıda toplar. Bir değil binlerce farklı pencere açar. Felsefede belli sayıda renk yoktur; binlerce farklı renk, duygu, düşünce, soru ve pencere vardır. Sizin gündelik hayatta sorduğunuz ya da sormadığınız tüm sorulara bir değil birden fazla cevap verir. Ve günün sonunda tüm insanlar aynı kapıya çıkar “insan olmak”
İnsan nedir? Bunu sorgulamalı insan. Benzerlikler ile değil farklılıklar ile bir araya gelmeli insan. Ve yine o farklılıklarla birbirini tamamlamalı, bir bütün olabilmeli insan. İşte o zaman oluruz “İNSAN”
Bu kitapta tam olarak öyle bir kitap.
Bu yüzden bu kitabı okurken felsefeyi tam anlamıyla hissedip, deneyimleyip, o farklı pencerelerden bakma fırsatı yakalayacaksınız. Aynı çatının altında buluşup, ortak değerlerden payınızı alacaksınız.
Birçoğunuz, “ben bunları zaten biliyordum” diyecek. Bazısı karşı çıkacak. Kimisi de derin bir sorgulamaya girişecek.
Ama neticede bu kadar farklı insan aynı kitabı
Babası oğluna peşinden gelmesini söyler ve birlikte evden çıkarlar. Babası yaşlı eşeklerinin sırtında, oğlu yanında yürüyerek yola düşerler. Köy ahalisi onları nefretle birbirine gösterir: 'Ne kötü bir baba, oğlunu yanında yürütüyor!'
'''Duydun mu, oğlum? Haydi, eve dönelim.'
"Ertesi gün baba oğlunu eşeğe bindirip kendi de yanı başından yürümeye koyulur. Köy ahalisi bu sefer de şöyle söylenir: 'Ne hayırsız evlat, yaşlı babasını yürütüp de kendi eşek sırtında geziyor!'
'''Duydun mu, oğlum? Haydi, eve dönelim'
"Ertesi gün her ikisi birden eşeğin sırtına binerler. Köylüler bu sefer de şöyle der: 'İkisinde de hiç vicdan yok, zavallı hayvancığın üzerine çökmüşler!'
"'Duydun mu, oğlum? Haydi, eve dönelim.'
"Bir sonraki gün her ikisi de kendi eşyaları sırtlarında
yaya olarak çıkarlar yola, eşek de arkalarından gelir. Köy ahalisi bu durumu da şöyle yorumlar: Dünya tersine dönmüş, adamlar yüklerini taşıyorlar, eşek de peşlerinde!'
'Duydun mu, oğlum? Haydi, eve dönelim'
"Eve döndüklerinde baba oğluna şöyle der: 'Bana mutluluğun sırrını mı sormuştun? Sen ne yaparsan yap mutlaka birileri yanlış yaptığını söyleyeceklerdir. Sen ne yapmayı seviyorsan ya da neyi yapmayı doğru buluyorsan onu yap,
o zaman mutlu olursun!''
Dünya'nın Ruhu