Öncelikle DURUN!
Şayet kitabı okumaya başladıysanız sabırlı olun ve kapağı kapatmayın. Kitaba bir şans verin. Neden mi söyledim? çünkü kitabı okurken epey bir sıkıldım bırakmamak için direndim. Daha önce Hanne ‘de de bunu yaşamış iki kez başlayıp yarım bırakmıştım. Ama Antikacı’ da bunu yapmadığım için mutluyum.
Kitabın ortasına gelene kadar fikrimce birkaç güzel konuşma ve iç çözümleme paragraflarından başka bir şey yoktu ama meçhul adamın gelmesi ile birlikte kitap bana tam anlamıyla “vaov” dedirtti.
Neden mi?
Nedeni şu; bazı kitaplar vardır ve bu “bazı kitapları” okurken durup; “bir dakika, ben bu cümleyi bir yerden hatırlıyorum” dersin ve koşup raftan çekip aldığın kitabın sayfaları arasından o cümleleri aramaya koyulursun.
İşte tam olarak bunu yaşattı. En en güzel kısmı Şeriat ve Kadın kitabından okuduğum bir pasajda İlhan Arsel’in yorumladığı bir ayetin meçhul adam (ya da belki de Bahadır Yenişehirlioğlu) tarafından yapılmış yorumuydu. Ve bunun gibi bir sürü aydınlatıcı yorum… mesela Osman Hamdi Bey’in “Kaplumbağa Terbiyecisi” “Kur’an Okuyan Adam” ve “Mihrap” tabloları gibi tabloların yorumlanması…(bu tablolar ben de yeni bir merak kapısı araladı) okurken zihnimdeki sorulara cevap verdiğim için mi ya da zihnimde yeni sorular oluşturduğu için mi? bilmiyorum ama bu tarz kitaplara veya metinlere bayılıyorum. Beni sorgulamaya teşvik ediyor, zihnimin içinde dönüp dolaşan düşünce halkalarını birbirine zincirliyor ya da birbirine sıkı sıkı kenetlenmiş orantısız halkaları çözerek düzene sokuyor. Kısacası “tefekkürü” iliklere kadar hissettiriyor.
Belirttiğim sayfalara geldiğinizde ne söylemek istediğimi anlayacaksınız.
Tüm bunlar güzel ama kitapta bir şey eksik. Anlattığım bu muntazam anlatım kitabın tamamına hakim değil. Sadece küçük bir kısım ve bu beni üzdü:( muhtemelen Hanne ‘de
Bence yazmanın asıl sonucu, düşünmeyi sürdürebilmeyi, bir düşünceyi sonuna kadar takip edebilmeyi öğrenmektir. Ya da başka bir ifadeyle söylersek, yazarak düşünmek, düşünerek düşünmekten daha kolaydır.
"Savaş sadece insan hayatını değiştirmekle kalmıyor, aynı zamanda bütün duygularını yok ediyor. Dünya giderek acımasızlaşıyor. Çok kötü bir çağda yaşıyoruz. Bütün değer yargıları yok oluyor, eriyor.
Uzaktan seyretmek farklı. Haberlerde gördüklerimizle yaşananlar arasında inan çok farklılıklar var. Cehennemi bilmek ile cehenneme girmek arasındaki fark gibi.”