..."sonrasında sonsuza dek mutlu yaşadılar" hikayesini yazacaklarına inanıyordu, çünkü aşıktı! Çoğumuzun evliliğe başlama şekli budur. Fiziksel ve kişisel özellikleri aşk zillerini çaldırmaya yetecek kadar güçIü bir elektrik şoku yaratan biriyle karşılaştığımızda, aniden içimizde bir şeyler kıpırdanır ve bu kişiyi tanımak için yakınlaşirız.
Evlilik için sevgi deposunu dolu tutmanın, tpkı uzun yolda arabanızın benzin deposunu dolu tutmak gibi olduğuna inanıyorum. Deposu boçaldığında arabanızı yürütemeyeceğiniz gibi evliliğiniz de boş bir sevgi deposuyla yürümez ama evliliğinizde bunun için ödeyeceğiniz bedel, uzun bir yol yürümekten daha ağır olacaktır.
Benliğimizin özünde bir şey, sevildiğini hissetme ihtiyacı duyar. Dünyadan çekilmek, başka insanlarla bağlantıyı kaybetmek, kişinin ruhunu mahveder. Bir suçlunun hücresinde tek başına kalmasının en acımasızca ceza olduğuna inanılmasının nedeni budur.
Ayrıca, sevgiye duyulan ihtiyaç sadece çocuklara has bir oluşum değildir, yetişkin olduğumuzda ve evlendiğimizde de bu ihtiyacımız devam eder. "Aşık olmak" diye tanımladığınız deneyim, bu ihtiyacı belli bir ölçüde karşılar ama ne yazık ki sadece "geçici bir önlem"dir. Uzun sürmez ve sınırlı bir etkiye sahiptir, Aşık olmanın getirdiği coşkular geride kalıp biz bulutların üizerinden indikten sonra, sevgiye duyduğumuz asıl ihtiyaç ortaya çıkar, çünkü bu varlığımızın temelinde olan bir ihtiyaçtır. Sevgiye, aşık olmadan önce de ihtiyacımiz vardır ve yaşadığımız sürece de bu ihtiyacımız devam edecektir.
İnsan, başka bir insanla yakınlaşmak ve sevilmek ister. Evlilik, bu yakınlık ve sevgi ihtiyacını sağlıklı yollardan karşılamak amacıyla tasarlanmıştır.