Savaş nedeniyle yurdundan olan Salva'nın gerçek yaşam öyküsü
8/10
·136 syf.··
2026 27. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 04:39
Suya Ulaşıncaya Dek, suyun bir lüks, yaşamanın ise zaten başlı başına bir mücadele olduğu bir coğrafyada; üzerine bir de savaşın gölgesi düştüğünde hayatın nasıl imkansız hale geldiğini gözler önüne seren sarsıcı bir eser. ​Kitabın arka planını oluşturan ve 1983 yılında patlak veren İkinci Sudan İç Savaşı, temelinde merkezi hükümetin (Kuzey) tüm ülkeye şeriat kanunlarını dayatması ve güneydeki özerk yapıyı feshetmesiyle başlayan dini ve siyasi bir çatışmadır. Kitapta tarafların inançlarından doğrudan bahsedilmese de tarihsel olarak Kuzey (Müslüman-Arap) ve Güney (Hristiyan ve yerel dinlere mensup siyahi Afrikalılar) şeklinde keskin bir bölünme söz konusudur. ​Hikaye, olayları tamamen Güney cephesindeki bir çocuğun gözünden ele alıyor. Bu durum, anlatıda ister istemez hafif bir propaganda havası sezdiriyor; zira savaşın karmaşık siyasi yapısı ve her iki tarafın da süreçteki sorumlulukları, bir çocuğun masumiyeti arkasında biraz tek taraflı kalıyor. ​Eser, edebi yapı olarak iki farklı dönemi ve karakteri paralel bir kurguyla harmanlıyor. 1985 yılında savaştan kaçan Salva ile 2008 yılında sadece bir kova temiz su bulabilmek için gününü yollarda harcayan Nya’nın hikayesi, kitabın sonunda harika bir şekilde kesişiyor. Bu paralel anlatım, Afrika insanının zamandan bağımsız olarak değişmeyen zorlu yaşam mücadelesini ve çaresizliğini çok net bir şekilde hissettiriyor. ​Ancak kitabın eleştirilmesi gereken bir diğer yönü de satır aralarında hissedilen bariz Batı (özellikle ABD) güzellemesi. Salva'nın Amerika'ya gidişiyle başlayan süreç, Afrika'nın tüm dramına karşılık Batı'yı mutlak bir "kurtarıcı ve refah kapısı" olarak konumlandırıyor. Bu durum, kıtanın yüzyıllardır sömürülmesinde payı olan güçlerin günah çıkardığı, hafif oryantalist bir "beyaz kurtarıcı" anlatısına göz
1000Kitap
Suya Kavuşuncaya DekLinda Sue Park · Beyaz Balina Yayınları · 2015547 okunma
9/10
·440 syf.··
2026 28. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 15:22
Zafer Bahçesi.. okudumbitti. #zaferbahçesi En acımasız zamanlarda bile yeşerecek bir umut bahçesi her zaman vardır ..insanı hayata bağlayan…. merhaba kitap canlar..az önce bitirdiğim zafer bahçesi kitabıyla geldim..Rhys Bowen’in üç anahtar kitabını çok beğenerek okumuştum. Yeni bir kitabı çıkınca çok mutlu oldum.. diğeri gibi bu romanı da tarihe tanıklık eden ,hem tarihi bilgi sunan hem de duygusal yoğunluğu olan güzel bir kitaptı.. hikayemiz 1918 yılında 1. Dünya Savaşı’nın gölgesinde İngilterede başlıyor.. . Kahramanımız Emily, İngiliz aristokrasisinin aile fertlerinden biri.. ailesi tarafından her konuda iyi yetiştirilmiş, yediği önünde yemedigi ardında bir prenses kızımız.. yalnız aile iyi kız olma kriterleri ile çok farklı bir düşünceye sahip.. ahlaki ölçüleri kendi değerlerine göre biçimlenmiş, sözde vatansever fakat elini taşın altına koymayan her anlamda yargı dağıtan bir aile.. işte böyle bir ailede yaşayan Emily kardeşinin savaşta vefatından sonra bunalima girer.. baskılara dayanamaz ama karşı da koyamaz çünkü ailesinin tek çocuğudur.. kibirli annesi ve burnu düşse üşenip almayacak kadar donuk babasının onunla ilgili planları *yanımızda olsun sosyeteden birini bulsun ,çocukları olsun * gibi kalıplaşmış şeylerdir.. Emily ise tamamen farklı düşünür.. savaş gönüllüsü olup ülkesine bir yarari olsun ister.. ve gizlice gönüllü yazılır.. . Ve hikayedeki kırılma noktaları bundan sonra başlar.. Bir savaş pilotu olan Robbie ile yolları kesişir ..Robbie emily’nin ailesinin tam zıttı ,mütevazi ,romantik ,alçakgönüllü bir askerdir.. Emily‘ye bambaşka bir hayatın kapılarını aralar.. tabi bir zamandan sonra her şey böyle masalsı gitmez, savaş soğuk yüzünü göstererek hayatlarını altüst eder.. ve kız
Zafer BahçesiRhys Bowen · Arkadya Yayınları · 202641 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
6/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 63. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 09:04
“Anlıyor musun, kıskanıyorum. Bir deli gibi, bir çılgın gibi kıskanıyorum. Bu gözleri, beni deli eden, çıldırtan bu güzel gözleri, bu siyah gözleri kıskanıyorum… Onlarda bir başka hissin, bir başka hayalin gölgelerini görmek istemem. Onlarda yalnız ben yaşamak, yalnız ben ölmek isterim…” 1911 yılında yayımlanan Siyah Gözler, genç yaşta dul kalmış ve bu sebeple toplumun baskıcı ahlak duvarları arasında sıkışıp kalmış bir kadının gözünden yazılmış. Hem olay örgüsünü, hem türü hem de dönemini düşününce böyle bir kitapta olayların kadın bakış açısından yazılmış olması ve özellikle de kadın karakterin yaşanan aşk için daha etkin, daha baskın tarafta olması bana çok ilginç geldi. Kitap boyunca, kendisinden daha genç olan bir erkeğin aşkına dair şüpheleri, toplumun bu ilişkiye yapacağını düşündüğü yorumlar, sonrasında yaşayabileceği yıkım ve mahvoluş gibi ihtimallerin düşüncesiyle savaş veren ve bu sebeple asıl yıkıma uğrayan bir kadını takip ediyoruz. Olaylar ve durumların arasında çok hızlı geçişler olmuş ama önemli olan yaşananlardan ziyade ana karakterimizin toplumsal baskıyı içselleştirmiş oluşuyla birlikte yaşadığı krizleri, suçluluk duygusu ve paranoyaları olduğu için o geçişlere çok takılmadım. Kitap o kadar iyiydi ki Siyah Gözler ve Cemil Süleyman Alyanakoğlu hakkında hiçbir şey duymamış olduğuma çok şaşkınım.
Siyah GözlerCemil Süleyman · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20264,059 okunma
10/10
·142 syf.··
2026 37. kitabı
Bu kitap oldukça sıradışı bir şekilde tarihi ve siyaseti alışılagelmiş sınıf çatışmaları üzerinden değil, "hız" kavramı üzerinden yeniden kurguluyor. Yazarın "dromoloji" (hız bilimi) adını verdiği bu yaklaşıma göre, dünyayı ve güç ilişkilerini şekillendiren temel dinamik hareket kabiliyetidir. Kitap; feodal kalelerin yıkılışından modern savaş teknolojilerine uzanan süreçte, iktidarların coğrafi mekânları kontrol etmekten vazgeçip zamanı, lojistiği ve kitlelerin hareket hızını yöneterek nasıl birer "zaman siyaseti" (kronopolitika) mekanizmasına dönüştüğünü çarpıcı bir şekilde anlatıyor bu bağlamda çağın yönetim şeklinin perde arkasını anlattığı kanısındayım. ​Bu yoğun metin; sosyoloji, siyaset bilimi, medya teorileri ve kent mimarisiyle ilgilenenlerin yanı sıra içinde yaşadığımız çağın baş döndürücü ivmesini anlamlandırmak isteyen meraklılara uygun. Özellikle modern dünyadaki sürekli olağanüstü hal hissinin, anlık veri akışlarının ve teknolojinin getirdiği mekansızlaşmanın kökenlerini merak eden, hızın insanlığı nereye sürüklediğini sorgulayan felsefe ve strateji meraklıları için sarsıcı bir başvuru kaynağı olacağı kanısındayım.
Hız ve PolitikaPaul Virilio · Metis Yayınları · 199831 okunma
Zamanın İçinde Kalanlar
Puan vermedi·528 syf.·
2026 128. kitabı
Mo Yan’ın Kızıl Darı Tarlaları romanı, yalnızca bir aileyi anlatmıyor; aynı zamanda Çin’in yakın tarihini, savaşın insan hayatında bıraktığı derin izleri ve kuşaklar boyunca aktarılan hafızayı da gözler önüne seriyor. Nobel Edebiyat Ödüllü yazar, büyülü gerçekçiliğin güçlü anlatımıyla tarihi, doğayı ve insanı aynı potada buluşturuyor. Mo Yan’ın Kızıl Darı Tarlaları romanı, bir ailenin üç kuşak boyunca uzanan hikâyesi üzerinden Çin’in yakın tarihine, savaşın yıkıcılığına ve insan ruhunun dönüşümüne ışık tutuyor. Anlatı, bireysel yaşamlarla toplumsal hafızayı iç içe geçirirken, insanın kaderle ve geçmişle kurduğu bağı da görünür kılıyor. Roman, sadece yaşanan olayları değil; bu olayların insanın iç dünyasında bıraktığı izleri de anlatıyor. Bana bıraktığı bir hissi buraya taşıyorum ; “Gerçek âşıklar görünmez bir bağla birbirlerine bağlıdır.” Darı tarlaları roman boyunca yalnızca bir mekân olarak kalmıyor; yaşamın, ölümün, emeğin ve şiddetin iç içe geçtiği bir varoluş alanına dönüşüyor. Doğa burada sessiz değil; olup bitene tanıklık eden, her şeyi taşıyan canlı bir hafıza gibi duruyor. Mo Yan, karakterlerini kesin çizgilerle ayırmıyor. İyilik ve kötülük, sevgi ve nefret, cesaret ve korku aynı insanın içinde birlikte var oluyor. Bu yüzden roman, bir hikâyeden çok insanın kendi iç çatışmasının anlatısı gibi ilerliyor. Zaman, düz bir çizgide akmıyor. Geçmiş, anlatının içine sızıyor; bugünle birleşiyor ve okur, hafızanın aslında sürekli hareket eden bir alan olduğunu hissediyor. Kızıl Darı Tarlaları, yalnızca bir savaş anlatısı değil; insanın kökleriyle, acısıyla ve yaşama tutunma biçimiyle yüzleştiği güçlü bir roman olarak kalıyor. Mo Yan, toprağın yalnızca üzerinde yaşananları değil, aynı zamanda silinmeyen izleri de taşıdığını gösteriyor. Romanı kapattığımda geriye
Kızıl Darı TarlalarıMo Yan · Can Yayınları · 2013981 okunma
Puan vermedi
Netflix'in ödüllü animasyon serisi Arcane ile tanıdığımız Ambessa Medarda'nın hikâyesi, bu kez tüm ihtişamı ve karanlığıyla sayfalara taşınıyor. Ambessa: Kurtun Yükselişi, yalnızca bir savaşçının yükselişini değil; gücün bedelini, aile bağlarının kırılganlığını ve iktidar uğruna verilen acımasız mücadeleyi anlatıyor. Ambessa Medarda, savaş meydanlarında efsaneler yaratmış, düşmanlarına korku salmış bir generaldir. Ancak kader ona daha büyük bir hedef göstermiştir: Noxus İmparatorluğu'nun tahtı. Bu hedefe ulaşabilmesi için önce kendi hanesinin lideri olması gerekir. Ne var ki karşısında, geçmişinin en karanlık sırlarını bilen kuzeni Ta'Fik vardır. Savaş sadece kılıçlarla verilmez. Saray koridorlarında fısıldanan entrikalar, aile içindeki ihanetler ve gölgelerde hareket eden görünmez güçler, Ambessa'nın önündeki en büyük engeller olacaktır. Bu mücadelede kızı Mel Medarda da kendi zekâsı ve yöntemleriyle annesinin kaderine yön vermeye çalışır. C. L. Clark'ın güçlü kaleminden çıkan bu roman; epik savaş sahneleri, politik entrikalar, unutulmaz karakterler ve anne-kız ilişkisine dair derinlikli anlatımıyla Arcane evrenine yeni bir boyut kazandırıyor. ​
Ambessa: Kurt'un SeçilmişiC. L. Clark · İthaki Yayınları · 202514 okunma