Erich Fromm, psikoloji ve felsefeyi muazzam bir potada eriterek aşkı, sevgiyi ve insan ilişkilerini modern dünyanın o bencil tüketim çarkından söküp alıyor. Sevginin kendiliğinden gerçekleşen, şansa bağlı ya da sadece "doğru insanı bulduğumuzda" aniden parlayan edilgen bir duygu olmadığını; aksine bilgi, emek, sabır ve disiplin gerektiren aktif bir sanat olduğunu savunuyor.
Fromm, kapitalist sistemin insanı yalnızlığa ve yabancılaşmaya ittiğini, modern bireyin bu varoluşsal yalnızlıktan kaçmak için sevgiyi bir "pazar nesnesi" gibi tükettiğini açık yüreklilikle gözler önüne seriyor. Gerçek sevgiyi yaşayabilmenin ön koşulunun insanın önce kendi bütünlüğünü sağlaması, yani kendi kendine yetebilmesi ve kendini tanıması olduğunu vurguluyor. Kitap boyunca kardeşlik sevgisi, anne-baba sevgisi, erotik sevgi, öz-sevgi ve Tanrı sevgisi gibi sevginin farklı katmanlarını incelerken; her birinin temelinde özen, sorumluluk, saygı ve bilgi unsurlarının bulunması gerektiğini anlatıyor.
*Sevme Sanatı*; sadece romantik ilişkilerin karmaşasına ışık tutmakla kalmayan, bireyin dünyayla ve toplumla kurduğu bağı da kökten sorgulayan felsefi bir başucu eseridir. Sevmeyi pasif bir kapılma hali olarak görenlere karşı, onun her gün yeniden üretilmesi gereken bilinçli bir yaşam pratiği olduğunu kanıtlayan evrensel bir kılavuz.