• Sigmund Freud'a Mektup
    Çok sevgili Bay Freud,
    Gerçeği bulma özlemi sizde başka bütün özlemleri nasıl bastırıyor, şaşılacak şey. Savaş ve yok etme güdülerinin insan ruhunda sevgi ve yaşama gücü ile nasıl içice girmiş olduğunu su götürmez bir açıklıkla ortaya koyuyorsunuz. Ama, inandırıcı açıklamalarınızdan bir de şu büyük amaca ulaşma özlemi çıkıyor ortaya: insanın iç ve dış bütün savaşlardan kurtulması. Bu büyük özlemde, çağlarının ve uluslarının üstüne çıkan, düşünce ve ahlâk alanında birer yol gösterici olarak saygı gören bütün büyük insanlar birleşir. İsa'dan Goethe'den Kant'a kadar hepsinde bu kurtuluş özlemi vardır. Her ne kadar insanlar arasındaki ilişkileri düzenleme istekleri pek gerçekleşmiş değilse de, yalnız bu türlü insanların bütün dünyaca birer önder sayılmış olmaları anlamlı bir gerçek değil mi?
    Şuna inanıyorum ki, çalışmalarıyla yol göstericilik yapan üstün insanlar dar bir alanda da olsa aynı ülküyü büyük ölçüde paylaşmaktadırlar. Ne var ki, politik gelişim üzerinde pek etkileri olmuyor. Ulusların kaderini çizen bu alan hemen hemen kaçınılmazcasına dizginsiz ve sorumsuz politika adamlarına bırakılmış görünüyor.
    Politik önderler ve yönetimler yerlerini ya zorbalığa, ya da yığınların oyuna borçludurlar. Ulusların düşünce ve ahlâkça yüksek bölüklerinin temsilcisi sayılamazlar. Ama, seçkin aydınlar, bugün halkların tarihi üzerinde doğrudan doğruya hiç bir etkide bulunamıyorlar; oraya buraya dağılmış bulunmaları günün sorunlarının çözümlenmesine doğrudan doğruya katılmalarına engel oluyor. Yaptıkları ve yarattıklarıyla yetilerini ve iyi niyetlerini göstermiş olanların kendiliklerinden bir araya gelmesi, dünyaya bir değişiklik getiremez mi dersiniz? Üyeleri birbirleriyle sürekli düşünce alışverişi içinde bulunacak olan bu uluslararası birleşme, tutumlarını basında ortaya koyarak, imzalarının sorumluluğunu yüklenerek, politik sorunların çözümü üzerinde önemli ve uyarıcı bir etki sağlayabilir. Bilim akademilerinde de rastlanan insan yaradılışının eksikliklerinden doğan sakıncalar burada da görülecektir şüphesiz. Ama, yine de öyle bir çabaya girişmek yerinde olmaz mı? Doğrusu ben, böyle bir işe girişmeyi büyük bir ödev sayıyorum. Böyle bir yüksek aydın topluluğu kurulunca, sistemli olarak, dinsel kurumları da savaşa karşı harekete geçirmeye çalışmalıdır. İyi niyetleri bugün acı bir boyun eğme ile felce uğrayan bir kişiye içten destek olurdu. Düşünce ürünleriyle yüksek bir saygınlığa ulaşmış olan kişilerin kurduğu böylesi bir topluluk, Milletler Cemiyeti'nin güçleri için değerli bir dayanak olabilir.
    Bu düşüncelerimi, dünyada herkesten çok size sunuyorum, çünkü, siz isteklere herkesten daha az kapılırsınız ve sizin yargınız ciddiliği en ağır basan bir sorumluluk duygusuna dayanmaktadır.
  • Türk Havacılık tarihinin en üretken ve girişimci kişilerinden olan efsane havacımız VECİHİ HÜRKUŞ (1896 - 16 Temmuz 1969) anısına... saygı ve sevgiyle anıyorum
    (Fotografta kızlarıyla birlikte) http://i.hizliresim.com/9NQjWZ.jpg

    Türk Havacılık tarihinde Vecihi Hürkuş'un ilklerinden bir kısmı;

    - Kafkas Cephesi’nde bir Rus uçağını düşürerek ilk Türk Hava Zaferini kazandı (Kelkit, 26.09.1917)
    - İstiklal Savaşında uçak kanatlarının tamiratı için jelâtin ile emait imal etti.
    - İstiklal Savaşının ilk keşif uçuşunu yaptı (Kula/Alaşehir 15.08.1920)
    - İstiklal Savaşında ilk hava zaferini kazandı (Alaşehir 15.08.1920)
    - İstiklal Savaşında, her sınıf muharipler arasında Mustafa Kemal Atatürk’ün teklifleriyle üç defa TBMM takdirnamesi verilen tek kişi olarak kırmızı şeritli İstiklal Madalyası kazandı.
    - Türk toprağı üzerine ilk yolcu seferi düzenledi. Caproni Breda – 11 yolcu (Edirne, Haziran 1923)
    - İlk Türk tayyaresinin planlarını ve inşasını yaptı “Vecihi K-VI” (İzmir, 1924) İlk ve tek uçuşu (İzmir, 28.01.1925).
    - Türkiyede kurulan ilk sivil havacılık organizasyonu olan Türk Tayyare Cemiyeti (THK) kurucuları arasındaki ilk ve tek pilottur.
    - Türkiye’de ilk olarak Vecihi Hürkuş’a “Türkiye’nin Baştayyarecisi” ünvanı verildi (Ankara, 17.06.1925)
    - Türkiye’de ilk paraşüt atlayışında uçağı, Vecihi Hürkuş kullandı. Atatürk’ün de izlediği gösteriyi Alman paraşütçü Herr Hainike gerçekleştirdi. (Ankara, 16.09.1926)
    - İlk Türk sivil uçağının planlarını ve inşasını yaptı. “Vecihi XIV” (Kadıköy/İstanbul, 16.09.1930)
    - Avrupa semalarında ilk Türk uçağı ile uçuş yaptı (Prag-İstanbul, 25.04.1931)
    - Türkiye’de ilk Türk uçağı ile ilk yurt turunu yaptı. (02.09.1931 / 09.11.1931)
    - Türkiye’de ilk Sivil Kara ve Deniz Tayyare Fabrikası’nı kurdu. “Vecihi Fiham Kara ve Deniz Tayyare Fabrikası” (Kadıköy/İstanbul, 1932) Vecihi XIV tipte 2. Uçağını yaptı. İlk Türk Deniz Uçağını yaptı.
    - Uçak motorlu sürat teknesinin projesini yaparak “Vecihi SK-X” ihtira beratı aldı (1930). İnşasını yaptı (Kadıköy/İstanbul, 1933)
    - “V.S.T.M.” Türkiye'deki ilk sivil pilotaj okulu açtı “Vecihi Sivil Tayyare Mektebi (Kadıköy/İstanbul, 1932)
    - İlk Türk kapalı kabin yolcu/deniz uçağını ”Vecihi XVI” inşa etti. (Kadıköy/İstanbul, 1933)
    - İlk Türk Spor ve Eğitim uçağı “Vecihi XV” uçağını imal etti. (Kadıköy /İstanbul, 1933
    - İlk Türk kadın tayyare pilotu Bedriye Bacı’yı (Gökmen) ve 12 pilot yetiştirdi (Kadıköy/İstanbul, 1933)
    - Türk Kuşu'nun kuruluşu ilgili katkılarda bulunurken Türkiye’de ilk planör inşasını (US–4 ve PS–2) gerçekleştirdi. (Ankara, 1935–36)
    - Kamu kaynaklı olmayan “Kanatlılar” havacılık dergisini 12 sayı süreli çıkarttı. (İstanbul, 1948)
    - Yurt içi hatlarda yolcu ve kargo taşımacılık yapan “HHY” ilk özel havayolu şirketini kurdu. “Hürkuş Havayolları” (İstanbul, 1954–60).
    - ICAO tarafından, dünyada pilotluğu 50 yılı aşan ilk Türk pilot olarak ödüllendirildi (1916–1967)
    - 1916–67 yılları arasında, Vecihi Hürkuş toplam 102 ayrı model uçak kullanan ilk ve tek pilottur.
    - Hayatının yaklaşık 30.000 saati havada geçen ilk ve tek Türk pilottur. 30.000 saat = 1.250 gün = 41 ay 20 gün = 3 yıl 5 ay.
  • Söylediğim bir takım sözlerin hoşunuza gitmediğini anlıyorum. Ama ben hiçbir zaman insanlık için bir kurtuluş yolu olmadığını söylemedim. Yeryüzündeki koşulların düzelmesi salt bilimsel buluşlardan çok insan geleneklerinin ve ülkülerinin gerçekleşmesine bağlıdır. Ahlâklı bir yaşama düzeninin gelişmesi bakımından Konfüçyüs'ün, Buddha'nın, İsa'nın ve Gandhi'nin yaptıkları, bilimin, herhangi bir zamanda yapabileceğinden çok daha önemlidir bence. Sigara içmenin sağlığınız için çok zararlı olduğuna inanırsınız da, tiryaki olmaktan gene de alamazsınız kendinizi, Hayatı zehirleyen pek çok alışkanlıklar için geçerli bir yargı bu üstelik. Doğruya ve gerçeğe yönelmiş her türlü çabaya duyduğum saygı ve hayranlığı ayrıca belirtmem gerekmiyor sanıyorum. Ne var ki, iyilik ve güzellik değerleri eksikliğinin de salt düşünsel bir çabayla giderilebileceğine inanmıyorum. Bu görüşümü anlayacağınızı umarım.
  • 3. Kral devletin başıdır ve bağımsızlığın sembolü ve garantörüdür.

    5. Kralın mutlak dokunulmazlığı vardır ve herkes ona saygı göstermek zorundadır.

    6. Kral, başbakan ve bakanları atar.

    7. Kral, gerektiğinde ve başbakana danışarak bir ya da birden fazla bakanı görevden alabilir.

    8. Kral, istediği zaman Bakanlar Kurulu’na başkanlık eder.

    9. Kral, gerekli hallerde Şûra Meclisi (Senato) ve Parlamento’da konuşur ve bu konuşma tartışılamaz.

    10. Kral, silahlı kuvvetlerin başkomutanıdır ve ordu komutanlarını atar.

    11. Kral, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin başkamdir.

    12. Kral, ülkeyi dışarıda temsil edecek büyükelçileri seçer ve görevlendirir.

    13. Kral, Yargı Yüksek Konseyi Başkanı’dır. Konsey üyesi on kişi Yüksek Mahkeme üyeleri tarafından belirlenir ama kralın onayıyla seçilir.

    14. Kral, beş kişilik İnsan Hakları Konseyi üyelerini seçer.

    15. Kral, Yargı Yüksek Konseyi’nin belirlediği yargıçları atar.

    16. Kral, gerekli gördüğü hallerde Başbakan, Parlamento ve Senato başkanları ile Anayasa Mahkemesi Başkanı’na danışarak olağanüstü hal ya da sıkıyönetim ilan eder.
    Hüsnü Mahalli
    Sayfa 21 - 17.Baskı - Ocak 2018 -Destek Yayınları
  • Hayatımıza giren herkes değerlidir ama herkes özel değildir. Saygı herkese, sevgi layık olana verilir
  • Kalıplarınızı kıracak kadar güçlü bir çekiç
    Etiketlerinizi yakacak kadar büyük bir yangın
    Bana da sizi anlayabilecek kadar büyük bir akıl
    Arkamdan söylenecek bir kaç iyi söz adına Değiştirdiğim her zerremi kesin atın

    Ne kötü ne iyi sadece anlamsız bu dünya
    Ve biz anlamlandırma okyanusunda
    Hayatımızı anlamlı kılmaya çalışırken
    Boğulacağımız güne kadar çırpınmaya devam edeceğiz
    Anlamları bulamasak da
    Bir amaç arayışına gireceğiz
    Bulucaz da
    Sıfat denen levelleri olan bir oyun bu
    Alnının ortasına yapıştırdıkları o etikette
    Sırf daha iyi bir tanım
    Daha iyi bir mevki yazsın diye
    Durmadan oynayacağız
    (Belki birileri bizi sever saygı duyar ha?)
    Kimsenin kendi olmaya mecali, cesareti Kalmayana kadar
    Sırf siyah bir kalemle dar bir çember çizmek için etrafımıza
    Sırf bir zincir daha eklensin diye ayaklarımıza
  • "Britanya hükümeti 2 Kasım 1917'de Balfour Bildirgesi'ni yayımladı. Bildirgede Britanya Filistin'de ulusal bir Yahudi odağı kurulmasından yana olduğunu ilan ediyordu.
    Fakat bu durum Hayla Osmanlı Devleti'nin mandasında olan toprakları kendi mandalarına geçirdiklerinde geçerliydi. Yahudilerin kitlesel olarak Filistin'e yerleşmesine ve orada özerk bir toplum kurmasına izin verilecekti.
    Bununla birlikte ülkede yaşayan gayri-yahudilere YURTTAŞLIK ve DİNSEL HAKLARINA SAYGI gösterilecekTİ. "