Şükür deyince kendinden daha kötü durumdakilere bak deniyor ya aslında biz bu sözü yanlış algıladığımız için bu söz bize ters geliyor. Aslında durum şöyle: bir hastalığımız olduğunda ağlamak, isyan etmek, sanki sadece senin başına gelmiş gibi davranmak yerine senin hastalığının kat kat fazlasını çekenlerin olduğunu bilip onlar buna katlanacak gücü bulabilirken, senin nazlanman şikayet etmen onların yaşadığı zorluğa bir haksızlık. Yani burada hastalıktan örnek verdim fakat her durumda bu böyle. Senin isyan ettiğin durumun daha ağırına başkası sabrediyor. İncinirken incitme. Saygı duy yani başkasının acısına direnişine. Biraz sessiz ol biraz sakin ol. Dünya senin etrafında dönmüyor. En ağır yük senin omzunda değil. Mesela bazı insanlar görürsün sana göre gerçekten durumu çok kötüdür acınası haldedir. Fakat mutludur her şeye rağmen huzurludur çektiği acılarla çok güzel mücadele ediyordur. Garipseme sakın. O olgunluğa erişmiş insanı takdir et örnek al saygı duy. Bu hayatın anafikrini bulmuş matematiğini çözmüş insanlar onlar. Bir de her şeye düz bakma. Çok pencere var...
Fakat ne yazık ki yaşadığımız coğrafyada Müslümanlara bağnaz ve yobaz diyen, gerçekte ise kendileri bağnaz ve yobaz olan kimseler bulunmaktadır.
Zaten bilmem kimi koruma kanunu, bilmem neyi
«Ya yeryüzünü, öğelerini, yaşayan türleri insanlar kullansın, onlara hâkim olsun, onları istedikleri gibi değiştirsin diye, insanlar için yaratılmış diye ele alacağız ya da tam tersine bu varlıkları kutsal olduğu ve görevimiz onları yok etmek değil, aksine korumak olduğu için onlara saygı göstermek gerektiğini düşüneceğiz.»
Şeyh Muhammed Raşit Erol’un vefatından sonra, Menzil ikiye bölünmüştü. Baba Erol, oğlu Feyzeddin’in daha küçük olduğunu belirtip, vefatından sonra kardeşi Âbdülbaki Erol’un yerine geçmesini istemişti. Âbdülbaki Erol döneminde, Menzil daha çok tanınır oldu. Hele, Sağlık Bakanlığı’na Prof. Dr. Recep Akdağ’ın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na Taner Yıldız’ın getirilmesinden sonra bürokrasinin de cemaate ilgisi arttı. Hem de öyle bir arttı ki birçok bürokrat, ellerinde 99luk tespihle, başlarında takkeyle Menzil’de dolaşıyordu.