Hiçbir şeye dayanmadığı için, bir gerekçenin gölgesi bile bulunmadığı için, hayatta sebat ederiz.
Ölüm fazla kesindir; bütün sebepler onun tarafında bulunur.
İçgüdülerimize esrarengiz gelir; düşünüşümüzün önünde, berrak ve itibarsız bir halde, bilinmeyenin sahte cazibesi olmaksızın belirir.
Hiç kimse havailiğe hemen ulaşamaz. O bir ayrıcalık ve bir sanattır; her tür kesinliğin imkansız oldugunun farkına varan ve kesinliklerden tiksinen kimselerdeki yüzeysellik arayışıdır; doğal bir şekilde dipsiz oldukları için hiçbir yere götüremeyecek uçurumlardan uzağa kaçıştır.
Eğer dünyadaki konumumuzu doğru olarak anlayabilseydik; eğer kıyaslamak, yaşamaktan ayrılmaz olsaydı, mevcudiyetimizin ufaklığının açığa çıkması bizi ezerdi.
Ama yaşamak, kendi boyutlarına karşı körleşmektir.
Her insan, kendinin bir şey önereceği ânı bekler: Ne önerdiği önemli değildir.
Bir sesi vardır ya, o yeter. Ne sağır ne dilsiz olmanın bedelini pahalıya öderiz…